BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Senaryolar ve filmler...

Senaryolar ve filmler...

Uzun zamandan beri, sağlık durumu hakkında ciddi endişe ve tereddütler bulunan Başbakan Ecevit’in, 26 saat müddetle hastahanede “konuk” edilmesi, Ankara’daki senaryo üretim merkezlerini hayli hareketlendirdi...



Uzun zamandan beri, sağlık durumu hakkında ciddi endişe ve tereddütler bulunan Başbakan Ecevit’in, 26 saat müddetle hastahanede “konuk” edilmesi, Ankara’daki senaryo üretim merkezlerini hayli hareketlendirdi... Bu senaryolardan biriyle yeni bir film çevirilip Türkiye’nin başına sarılır mı, sarılmaz mı, bunu önümüzdeki günler, bilemediniz aylar gösterecek. Zira, her ne kadar Sayın Bahçeli bu senaryoları komik bulsa da, ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali, Ankara’nın ufuklarında da epeyce dumanlı bir hava var. Öyle ki, “siyasette taze kana ihtiyaç yoktur...” diyen Meclis Başkanı Ömer İzgi bile; “Ecevit Meclis Başkanı, Bahçeli Başbakan...” formülünü hayata geçebilmesi için (her ne kadar bugün için böyle bir şey söz konusu olmamakla birlikte... İzgi böyle söylüyor) koltuğundan feragat etmeye hazır olduğunu belirtiyor! Türkiye’de 28 Şubat sürecinin başlangıcından bu yana, siyasi muhalefet darmadağın ve sindirilmiş olduğu için; Mevcut hükümet ortakları, şimdiye kadar hep 2004 yılına kadar hükümetin devam edeceği, edebileceği varsayımıyla hareket ettiler. Çünkü bu hükümete karşı ciddi bir alternatif ortada görünmüyordu. Ancak şimdilerde durum değişmeye başladı. Bütün “önlem”lere rağmen, ülkenin bir türlü ekonomik sıkıntıdan çıkamaması, IMF ve Dünya Bankası reçeteleriyle iyice zora düşen sektörlerin ve kitlelerin giderek sesini yükseltmesi ve bu tepkilere paralel olarak kamuoyu yoklamalarında koalisyon partilerinin hızla eriyor görünmesi özellikle MHP kanadında rahatsızlık ve kıpırdanmalara yol açtı. Ve 99 seçimlerinden beri “en uyumlu ortak” pozisyonundaki MHP kanadında ilk defa hükümet yapısında değişiklik olabileceğine dair beyanlar hasıl oldu. Gerçi bu beyanlar daha çok dozu ayarlanmış bir sitem şeklinde idi ama, partinin hükümet icraatından zarar gördüğü, uyumlu kalabilmek için ana politikalarından taviz verdiği yolundaki şikayetlerin artık bardağı taşırmak üzere olduğunu da haber veriyordu. Üstüne üstlük, Ecevit’in sağlık durumunun giderek daha çok tereddütlere yol açması, “2004’e kadar işbaşındayız” şeklindeki çıkışların artık pek fazla inandırıcı olmayacağını ortaya koydu. Siyasi ve iktisadi çok ağır meseleleri çözüm bekleyen Türkiye gibi bir ülkede, en ağır görevi yüklenmiş olan Ecevit’in omuzları bu yükü daha ne kadar taşıyabilir? Aksi yöndeki bütün açıklamalara rağmen Ecevit’in görünümü, “Görünen köy kılavuz istemez...” misali ayan beyan... Şimdilik Moldova Başbakanının resmi ziyareti ertelendi. Ecevit’in ay sonunda yapılması beklenen Pakistan ve Afganistan ziyaretlerinin de planlandığı şekilde gerçekleşebilmesi şüpheli görünüyor. Siyasi ortam bu durumu ne kadar kaldırabilir? Ecevit sonrası DSP’nin durumu ne olur? Bütün bunlar yeni senaryoları besleyen unsurlar. Evet, pek de uzak olmayan bir gelecekte siyasi partilerde ve tabii iktidarda değişim kaçınılmaz görünüyor. Ama hemen ifade edelim ki, pansuman niteliğindeki değişiklikler sadra şifa olamaz. Türkiye’ye köklü ve büyük bir değişim gerekli. Ama bunun için mevcut senaryolarda ipucu görünmüyor!
KAPAT