BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Mete’nin eski hâllerinden eser yoktu. İnsanlardan çekinmiyordu artık eskisi gibi. Burçin’in o muazzam ilgisi Mete’ye çok faydalı olmuştu gerçekten. Fakat bu arada Mete, Burçin’e her geçen gün daha çok bağlanıyor ve onu ölesiye sevdiğini anlıyordu...



“Çok merak ettim kim bu talihli kız?” Emel hanımın esprileri balkonda kahkaha tufanına yol açtı. -Seni geçmek haddime mi düşmüş teyze. O nasıl kelime?.. Daha yolun başında bile değilim. -Yok ben senden umutluyum. Beni geçersen bile bundan gocunmam, tam tersine sevinirim. Zaten bu bizim elimizde olan bir şey değil. Bunu okuyucular belirler... Mete birkaç gün sonra çalışmalarını derleyip, dergiye geldi. Nedim bey gerçekten de büyük bir yakınlık gösterdi. Şişman bir adamdı. Sürekli espri yapıyor, gülümsüyor, karşısındaki insanı rahatlatıyordu. Emel hanımın büyük hayranlarından biri olduğunu söylemişti. Hikâye ve şiirlerine de büyük ilgi göstermişti Nedim Bey. Bir-iki hikâyeyi soluksuz okudu âdeta. Arada bir “çok ilginç”, “bizim okuyucular bayılır buna” gibi sözler sarfediyordu. Okumasını bitirdikten sonra içtenlikle gülümsedi Mete’ye. -Emel hanım duymasın ama kendini biraz daha yetiştirirsen teyzeni geçebilirsin Mete. -Aman ne diyorsun?.. dedi Mete gülerek. O da bundan korkuyor! -Korkuyorsa, korkmakta haklı. Bu kabiliyet irsî herhalde. -Teşekkür ederim. Çalışmalarımı beğendiğiniz için sevindim. -Neyse bu hikâyeleri ve şiirleri satın alıyorum senden. Okuyucuların bu hikâyeleri tutacağından eminim. Yalnız yeni çalışmalar yapıp, bize getirmeni rica edeceğim senden. Mete dergiden ayrılıp arabasına bindiğinde kendini rüyada gibi hissediyordu hâlâ. Yakında binlerce insan okuyacaktı hikâyelerini ve binlerce insan Mete Cansever adıyla tanışacaktı. Bundan büyük mutluluk olamazdı. Sabırsızlıkla bekleyecekti o günü. *** Nitekim çok beklemedi Mete. Bir hafta sonra derginin yeni sayısında Mete’nin bir hikâyesi yayınlanmıştı. Usta bir ressam nefis resimleriyle süslemişti hikâyeyi. Dergi ilk önce Banu’nun eline geçti. Postacıdan alıp, heyecanla sayfaları karıştırdı ve hikâyeyi buldu. Sevincinden çılgına döndü âdeta. O sırada bahçede olan Mete’ye koşup sarılarak kutladı kardeşini. Mete’nin dergiyi almasına fırsat tanımadan eve koşturmuş, anne ve babasına göstermişti. Onlarda çok sevinmişler ve Mete’yi tebrik etmişlerdi. Mete hikâyeyi büyük heyecanla okudu. Adını bir dergi sayfasında görmek dünyanın en mutlu hâdisesiydi. O sayıdan sonra Mete’nin hikâyeleri devamlı çıkmaya başladı. Emel hanım telefon açıp tebrik etti Mete’yi. Nedim bey ona da telefon açmış, okuyucuların Mete’nin hikâyelerini çok beğendiğini belirterek, böyle bir yeteneği kazandırdığı için Emel hanımı tebrik etmişti. Burçin de tebrik etmiş, buluştuklarında Mete’yi hararetle kutlamıştı. Mete ile Burçin buluşmalarını sürdürüyorlar, birbirlerine her geçen gün daha çok alışıyorlardı. Mete’yi çok etkilemişti Burçin. Mete’nin eski hâllerinden eser yoktu. Daima neşeli, hoşsohbet ve espritüel bir genç olmuştu. İnsanlardan çekinmiyordu artık eskisi gibi. Burçin’in o muazzam ilgisi Mete’ye çok faydalı olmuştu gerçekten. Fakat bu arada Mete, Burçin’e her geçen gün daha çok bağlanıyor ve onu ölesiye sevdiğini anlıyordu. Burçin’e bu duygularından söz etmeye cesaret edememişti. Bazen buna niyet etmiş, fakat bir türlü söyleyememişti. Çoğu zaman dilinin ucuna kadar gelmiş ama yutmak zorunda kalmıştı. Gece gündüz hayalindeydi Burçin. Çok seviyordu onu. Onunla evlenmek Mete’yi dünyanın en mutlu erkeği yapacaktı. Fakat kendisinin ona bu teklifi yapma cesareti yoktu. Bu konuda ailesini devreye sokacak, Burçin’i resmen istetecekti. Bir akşam yemeğinden sonra annesine bu niyetinden bahsetti. -Anne belki inanmayacaksın ama ben bir kızı seviyorum. Sevgi hanım büyük bir hayretle baktı oğluna. Böyle bir şey beklemediği için heyecanlanmıştı. -Duyduklarıma inanamıyorum oğlum. Doğru mu söylüyorsun?.. -Yoksa benim bir kızı sevebileceğime inanmıyor musun anne?.. -Ne diyeyim oğlum. Anneler çocuklarına hep çocuk görür. Elbette bir kızı sevebilirsin ama tuhaf bir şaşkınlık içindeyim. Bu bizler için bambaşka bir duygudur. Sen bunları baba olunca anlayabilirsin ancak. Peki bahsettiğin kız kim, tanıyor muyuz?..” > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT