BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Transandantal Meditasyon adlı sömürüye kim dur diyecek?

Transandantal Meditasyon adlı sömürüye kim dur diyecek?

Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, materyalizmin pençesinden bunalan, ancak İslam’ın nurlu aydınlığına, gönüllere huzur veren iklimine kavuşmamış bazı insanların Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi birkısım odakların ağlarına düştüğüne şahit olmaktayız.



Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, materyalizmin pençesinden bunalan, ancak İslam’ın nurlu aydınlığına, gönüllere huzur veren iklimine kavuşmamış bazı insanların Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi birkısım odakların ağlarına düştüğüne şahit olmaktayız. Bu odaklar çok masumane hareketlermiş gibi çalışıyorlar. İşte en son örnek: Hintli bir kadın, yani Shri Mataji Nirmala. Kim bu kadın ve neyi kullanıyor? Geçen günlerde, ülkemizde bir otelde, bir kısım insanları adeta kendisine secde ettiren, onlara ayaklarını öptüren... Bu kadın, insanın yalnızca bir maddi varlık olmadığını, “maddi ve manevi” bir bütünlüğünün olduğunu bildiğinden, bunu kullanıyor. Gerçekten de insan yalnızca bir maddi varlık değildir. İnsan, maddi ve manevi tarafı olan bir mahluktur. İnsanın maddi ciheti çok açık ve tartışılmayacak bir gerçektir. Çünkü etten ve kemikten yaratılmışız. Fakat, insanda bir de manevi cihet var. İşte, kah Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi masumane adlarla kah Satanizm gibi tamamen düşmanca adlarla ortaya çıkan ve ortak noktaları, “Özümüze, Milli benliğimiz tamamen aykırı, kökü dışarıda ve neticede Misyonerlik ve uzantısı” olan bu hareketler, tamamen akıl dışıdırlar. Yetkililere de bir çift lafım olacak... “Ülke bütünlüğümüze, milli ve manevi değerlerimize aykırı ve bölücü unsurlar içeren, alenen, otellerde, motellerde, yazlık kamplarda sergilenen; Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi hareketlere seyirci kalmasınlar” diyorum. > Ali Can Baysal - SAMSUN El birliğiyle bu güzel ideallere... “Emniyet Teşkilatı olarak parolamız; ‘toplum destekli polis’, işaretimiz; ‘güven veren güler yüzlü polis’, hizmet politikamız ise; ‘polise, yasalarla verilen güvenliği ve huzuru sağlama görevlerini, vatandaşın memnuniyeti, personelimizin önemi ve değeri de göz önünde bulundurularak, en kısa sürede, en iyi ve en verimli şekilde sürekli yeniliğe ve gelişmeye açık olarak yerine getirmektir:’ Emniyet Teşkilatı olarak amacımız; Polis-Halk ilişkilerinin geliştirilmesi, suçu önlemede vatandaş desteğinin sağlanarak, toplumdestekli polis anlayışının yerleşmesidir.” Bu satırlar, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü 1. Sınıf Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan’a ait. Bu güzel idealler için her türlü desteği vermek de bizlere düşer... Köyümüzdeki kavak ağaçları kesiliyor mu? Yozgat Valiliği’ne; Ben Almanya’da çalışan bir vatandaşım. Aslen Yozgat-Çayıralan ilçesinin Çokradan köyündenim. Anadolunun diğer köylerinde olduğu gibi bizim köyde de kavak ağaçları var. Bu ağaçları zamanı gelince kesiyor, çeşitli ihtiyaçlarımız için kullanıyoruz. Yaz mevsiminde de Orta Anadolu’nun kızgın güneşinden bu ağaçların gölgesine sığınıyoruz. Bu ağaçların çoğu da babamız, dedemiz tarafından dikilmiş, ata yadigarıdır. Köyden telefon ettiler, bu ağaçların polenleri sağlığa zararlı olduğu için; valilik bunların kesilmesi emrini vermiş diye... Bu doğru mu? Hepsini bir anda kesersek mağdur olmaz mıyız? Böyle bir tasarruf var ise, bunu makul bir süreye yaymak daha doğru olmaz mı? >Yusuf Aktaş - ALMANYA Bu ne biçim “Yeşil Kart”? Sayın Osman Durmuş’a; Ben dul bir bayanım. Babam kanalıyla sağlık yardımı alıyorum. İki yaşında bir oğlum var. Hiçbir yerden sağlık güvencesi yoktu ve ben de Yeşil Kart aldım. Ama nasıl bir uygulama ki, 10 milyonluk ilacın bir milyonunu kaymakamlık ödüyor. Bunun hiçbir anlamı yok. Yaşadığımız ilden başka bir berde muayene imkanı olmuyor, sadece hastane ücreti karşılanabiliyor. Buna bir çare bulun Bakanım, biz de rahatlayalım... > İsmi Mahfuz - KARACABEY Bina vergisi nasıl hesaplanıyor? Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne; 18.04.2002 tarihinde Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne “Bina Vergisini” yatırmak için gittim. Veznedeki bayan, benim bina vergimin yarısının 95.950.000 TL. olduğunu söyledi. Sultançiftliği 18. Sokak, 9 numarada bulunan 3 katlı evimin vergisi bu kadar tutuyor da; tam karşımızda bulunan 4 katlı binanın 2002 yılına ait ilk vergi taksidi nasıl 25 milyon olabiliyor? Bu hesaplama nasıl yapılıyor, bir adaletsizlik görülmüyor mu? > M. Sevil - Gaziosmanpaşa / İSTANBUL Biz bakkallar ne yapabiliriz ki? Bakkalların bir kısmı kapandı, kalan bizler de zor günler yaşıyoruz. Bir bakkal mı açılmış, ertesi gün maliye tepemizde. Kazara en ufak bir fiş kesilmemişse, basarlar cezayı... Hemen yanıbaşımızda, sokakta da bizde satılan bütün mallar satılıyor. Onlarda fiş yok, kira yok, elektrik yok, su yok, vergi yok... Kimse de yakalarına yapışmıyor... Bu şartlarda biz bakkallar nasıl yaşayabiliriz ki? Nasıl kazanıp da, vergi, kira, su, telefon, stopaj, muhasebe, elektrik parasını ödeyelim? Hiç düşündünüz mü? Ya evimizin geçimi... > Rumuz: Y. G.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT