BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İşlemlerimiz elektronik ortamda yapılamaz mı?

İşlemlerimiz elektronik ortamda yapılamaz mı?

Sayın Mustafa Taşar’ın dikkatine; Sayın Bakanım, selefiniz Erkan Mumcu zamanında çıkartılmış olan Hac ve Umre Kararnamesi, bu alanda çalışan acentelere olduğu kadar, bu vazifeyi yerine getirmek isteyen vatandaşlarımıza da serbestlik, rekabet sonucu kalite ve ucuzluk fırsatı sağlamıştır. Aynı uygulamayı 2002 yılında sürdürmeniz sebebiyle, sizlere de teşekkürlerimizi sunuyoruz.



Sayın Mustafa Taşar’ın dikkatine; Sayın Bakanım, selefiniz Erkan Mumcu zamanında çıkartılmış olan Hac ve Umre Kararnamesi, bu alanda çalışan acentelere olduğu kadar, bu vazifeyi yerine getirmek isteyen vatandaşlarımıza da serbestlik, rekabet sonucu kalite ve ucuzluk fırsatı sağlamıştır. Aynı uygulamayı 2002 yılında sürdürmeniz sebebiyle, sizlere de teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yeni bir Umre sezonuna girmiş olmamız sebebiyle, bazı bürokratik sıkıntılarımızı dikkatinize sunarak, çözümü için himmetinizi talep ediyoruz. 1) Umre ziyareti için Bakanlık’tan almak zorunda olduğumuz “Tur Onayları”na, elektronik ortamda almamıza imkan sağlanamaz mı... 2) Aynı şekilde, TÜRSAB üst yazısının da elektronik ortamda alınabilmesine fırsat verilirse iyi olur. 3) DİB (Diyanet İşleri Başkanlığı) ile temas kurularak, başkanlığın kimlik belgesi vermesi için de aynı yolun izlenmesini istiyoruz. 4) Teminat mektuplarının, bankalar yanında finans kurumlarından da kabul edilmesine onay verilmesini istiyoruz. Her hafta yapmakta olduğumuz bir Umre turu için, önce TÜRSAB’a gidiyor, bir üst yazı alarak Bakanlığınıza müracaat ediyoruz. Gerekli belgelerin ibrazından sonra bazen bir, bazen de iki günde tur onayı alabiliyoruz. Daha sonra DİB’na müracaat edip, her Umreci için kimlik belgesi ve vize için üst yazı aldıktan sonra Suudi Arabistan Konsolosluğu’ndan vize almak mümkün olabiliyor. Takdir edersiniz ki, her hafta yapılan bu işlem için bir elemanımızın 3-4 gün uğraşması zaman kaybına yolaçtığı gibi, maddi külfet yanında bürokratik sıkıntıları da ortaya çıkarmaktadır. Bütün bu işlemleri Trabzon’daki bir acentenin bir haftada dahi yerine getirmesi mümkün değildir. Anadolu’daki acentelerin İstanbul’daki TÜRSAB merkezine gelip üst yazı aldıktan sonra Ankara’ya Bakanlığınıza dönerek tur onayı alması, daha sonra da DİB’na gidip kimlik ve yazı alması bir haftaya sığmayacağına göre, haftalık tur düzenlemek isteyen bir acentenin nasıl bunalacağını takdirlerinize sunuyorum. Suudi Arabistan Hac Bakanlığı, vize onayını elektronik ortamda verip, acentelere gerekli kolaylığı sağlamakta olduğu halde, teknolojide daha ileri olan ülkemizde böyle bir imkandan yararlanmaktan mahrum kalmak bizleri üzmektedir. > A. Ziya İbrahimoğlu - İSTANBUL Yazar kasa ne işe yarayacak? 1985 yılında çıkartılan bir yasa ile, yazar kasa kullanılması mecburiyeti getirildi ve o günden beri de kullanılmaktadır. Yazar kasa kullanan esnaf; fatura ve perakende fişi de kullanmak zorunda.Yazar kasanın verdiği fiş fatura yerine geçmediği için, fatura kesmek mecburuyeti doğuyor. Ayrıca, yazar kasa arızalandığında, ya da elektrikler kesildiğinde yine perakende fişi veriliyor. Peki, yazar kasanın kestiği fişler ne işe yarıyor? Halen bu fişler çalışanlar ile emeklilerin vergi iadesi almalarına yarıyor, bir de ay sonunda günlük raporları ile birlikte aylık döküman listesi, KDV (Katma Değer Vergisi) beyannamesine bağlanarak ilgili vergi dairesine veriliyor. 2003 yılında vergi iadelerinin kaldırılacağı söyleniyor. KDV’yi belirleyecek giriş faturaları ile çıkış fatura ve perakende fişlerinden belirleneceğine göre, bu durumda yazar kasa ne işe yarayacak? (Büyük marketler hariç) Bu sebeple, küçük esnaflardan yazar kasa mecburiyetinin kaldırılması gerekmektedir. Bugün bir yazar kasanın fiatı 350 milyondan bir buçuk milyara kadar çıkmaktadır. Bunun yerine bu para ile esnaf dükkanına mal koysa, daha fazla vergi verecektir. > Süleyman Tulunay - İSTANBUL Asıl tehlike ahlâk krizi... Bir ahtapot gibi bütün ülkeyi saran ve her geçen gün biraz daha erimemize yol açan ekonomik kriz, hepimizi canımızdan bezdirdi. Bu kriz ailelerin parçalanmasına, insanlarımızın intihar etmelerine kadar uzanan korkunç tahribatlara yolaçmıştır. Fakat benim asıl üzerinde durmak istediğim, bu ekonomik krizden de daha önemli olan sosyal ve ahlak krizidir. Biz Tirk milleti olarak çok zor şartlar gördük, çok ağır problemler aştık. Bu ekonomik krizi de aşarız. Ama ahlak krizinin tahribatını gidermek kolay olmayacak. İnsanlarımız ne yapacaklarını şaşırmış durumda; birbirlerine saygı-sevgi kalmamış, herkes öbürüne şüpheyle bakar olmuş, güven duygusu tükenmiş... Her türlü ahlaksızlık almış başını gidiyor ve en kötüsü de insanlarımız artık bunu normal karşılıyor... Dinimizi, kültürümüzü, gelenek-göreneklerimizi yeteri kadar öğrenmememiz, bu ahlak krizine girmemize sebebiyet vermiştir. Bu sonuca birilerinin planlı çalışması sonucu ulaşılmıştır. İki kriz bir araya gelince, tahribat daha da büyük olmuştur. Ama hesaba katılmayan bir şey var; millet olarak zora düşünce, bazı gerçekleri kavramamız ve tekrar toparlanmamız daha kolay oluyor. Bu defa da öyle olacak ve millet olarak daha güçlü bir şekilde ayağa kalkacağız. Tek mesele, oynanan oyunu görüp, bazı değerlerimizden taviz vermememiz... > Yahya Tilki - TRABZON “Milli Eğitim’de Bostancıoğlu Yıkımı” Dr. Agah Oktay Güner, yüksek makamlarda bulunmuş, bakanlık yapmış; devlet yapısını, bürokrasiyi çok iyi bilen birikimli bir siyasetçidir. DYP saflarında politika yapan Balıkesir Milletvekili Dr. Agah Oktay Güner’in, “Milli Eğitim’de Bostancıoğlu Yıkımı” başlığını taşıyan kitapçığı çarpıcı bilgiler ve ithamlarla dolu: “Türkçe, pek çok kelimeden mahrum bırakılıyor. Nice eser, okunmaz, anlaşılmaz hale getiriliyor. Karanlığa, yalnızlığa terkediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı dil yıkımıyla kalmıyor. Tarih şuurunu bombardıman ediyor. Öyle insafsız bir tarihe bakış hakim kılınmak isteniyor ki; vatan çocuklarının tarih bilincine ulaşmaları mümkün değil... Milli Eğitim Bakanı, bakanlığın Merkez ve Taşra teşkilatını en alt kademedeki yöneticilere kadar değiştiriyor. Bu değişimle bir sendikanın mensupları makul sayılıp kadrolara yerleştiriliyor. 77 ilin Milli Eğitim Müdürleri görevden alınmıştır. Bunlardan 68’inin tayini yönetmeliğe uygun dağildir. 3 ilin Eğitim Müdürlüğü’ne haklarında ‘yönetici olamaz’ soruşturması açılmış kişiler atanmıştır ve bunlar hâlâ görev başındadır. 1680 İlçe Milli Eğitim Müdürü görevden alınmıştır. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve İl, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görevden alınanların sayısı 4856’dır. Bunların 2485’i emekliliğini istemek mecburiyetinde kalmıştır. Bakan, Cumhuriyet Tarihinin en fazla memur kıyımını gerçekleştirmiştir. Kadrolaşma, zihniyet değişimi ile bakanlığı perişan etme ortada iken ‘bütün bunları araştıralım’ diyen TBMM kararı karşısında da hükmünü şöyle açıklıyor: ‘Laiklik karşıtları birleşti...’ Tarih şuuru yıkılıyor, perişan edilmiş Türkçe daha da fakirleştiriliyor...” Bu ve benzeri çarpıcı ithamlar Agah Oktay Güner gibi “bilen” birisinden gelince, okunup geçilir mi?..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109182
    % 0.02
  • 3.8295
    % 0.32
  • 4.4967
    % -0.19
  • 5.1066
    % -0.19
  • 152.933
    % -0.23
 
 
 
 
 
KAPAT