BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kayıp mezar!

Kayıp mezar!

67 yaşındaki Nazire Ana ömrünün en güzel “Anneler Günü” hediyesini mezarlıkta aldı.



Mahallede şenlik vardı. Ertesi gün askere gidecek gençler halay çekiyordu. Bir müddet gençleri camdan izledi. Boğazı düğümlendi. Gözlerinden akan iki damla yaşla birlikte titreyen elleriyle perdeyi yavaşça kapattı. Askere bile gönderemeden 17 yaşındayken kara toprağa verdiği oğlu Ümit gelmişti aklına. Olduğu yere yığılıp kaldı. 3 yaşında yetim kalan oğlunu ne zorluklarla büyütmüştü. Okumamış, “Ben sana bakarım anne” diyerek Fatih’te bir motorsiklet tamircisinde işe başlamıştı. Oğlum diyemedi Bir gün kapıya gelen iki polisin, “Nazire Kazaz siz misiniz?” suali ile birlikte Adli Tıp Morgu’nda bulmuştu kendini. Buz gibi morgun içine girdi. Koluna giren görevliler adeta sürükler gibi üçüncü sedyenin başına götürdüler onu. Eli ayağı tutuldu. “Bu genç sizin oğlunuz mu?” sorularını bile cevaplandıramadı. “Evet oğlum” anlamında başını sallayabildi. Yüzü karıncalanmış, göz kapaklarının düştüğünü hissetmişti. Biricik oğlu Ümit ile birlikte ümitlerini kaybetmiş felç olmuştu. Ortada kalan cenaze hemşehrileri İbrahim Tatlıses’in yardımlarıyla Tokmaktepe Mezarlığı’na defnedildi. İstanbul’a kahreden anne geldiği yere memleketi Urfa’ya döndü. Bu rüya mıydı? 5 yıl geçmişti... Evde otururken beyaz esvaplar giymiş oğlu girdi kapıdan içeri. Şaşırmıştı, “Ana gurban” diye seslendi. Boynuna sarılmak istedi. Ümit hiç konuşmadan kapıdan çekip gitti. “Bu rüya mı?” diyerek eliyle kolunu sıktı. Hayır rüya değildi. Ertesi gün yine gelmişti. Yeşil elbiseliydi. Yine annesinin yüzüne ters ters baktı, evi terketti ... Halbuki her gün oğlunun arkasından okuyor, Yasin-i Şerif hediye ediyordu. Olanlara anlam veremedi. Üçüncü ziyaretle birlikte iyice canı sıkıldı. İstanbul’a geri döndü. Mezar yok olmuştu Oğlunun mezarını gittiğinde koskaca mezar yok olmuş yerine köprünün ayakları dikilmişti. Bir ay kadar önce mezarkaldırılmıştı. Ümit’in ziyaretlerini şimdi daha iyi anlıyordu. Mezarlıklar Müdürlüğü’ne gitti. Görevliler, “Gazetelere 15 gün boyunca ilan verdik. Ama gelmediniz. “ dediler. Kaldırılan üç beş mezar olsa bulmak kolaydı. Ancak, 460 taneydi. Üstelik mezarın ruhsatını almalarına rağmen parasızlıktan yaptıramamışlardı. İşleri daha da zordu. Birkaç gün araştırdılar, ama nafile. Son bir umut Sokaktaki şenlik bittiğinde belediye aşevinin yolunu tuttu. Ağlamaktan gözleri şişmişti. Belediyede hatırını soran Vehbi adında bir genç tanıyordu. Son bir umut ona açıldı. Bir kaç gün sonra mezarlıklar müdürlüğünden çağırdılar. Zincirlikuyu Mezarlıklar Müdürlüğü’ne gittiler. Ancak krokiler alt üst edildi yine bulunamadı. Tek çare yeni mezarlığa gitmekti. Bu mezar değil Mezarları kaldıran müteahhit elindeki Nazire Anaya “Teyzeciğim bunlardan hangisi” diyerek bir deste fotoğraf uzattı. “Yavrum” diyerek ağlamaya başladı. Gösterdiği mezarın yeni yeri tesbit edildi. Anne mezarın başına götürüldü. Herkes annenin mezara kapaklanacağını düşünüyordu ki, o kızına döndü ve “ Sibel ağabeyinin bu mu ?” diye sordu. Görevliler şaşırmıştı. “Bu mezar işte!” dediler. Ama ikna olmadı. Yüzü gerildi, tekrar fotoğraflar gösterildi. Aynı mezar fotoğrafını tekrar gösterdi ve “Ama bu mezar değil” diyerek reddetti. Uzun uzun görüşmelerden sonra başka bir mezar bulundu. Ana yüreği Nazire Ana 100 metre ilerideki mezara yaklaştığında hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. “28 numaralı mezar” olduğunu kesinleşmişti. Ve Nazire Ana bunu mezara yaklaştığında hissetmişti. Nazire Ana mezarın başında Oğlu için okudu okudu okudu... Kalkıp görevlilerin boynuna sarıldı ve “Bana en güzel anneler günü hediyesini, oğlumun mezarını geri verdiniz” dedi. “Anneler Günü”n kutlu olsun Nazire Ana...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT