BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan Yara

Kapanmayan Yara

Mete, eve geldiğinde yağmur tıpırdamaya başlamıştı. Arka kapıdan girerek, misafirlere görünmeden hizmetçinin odasına aldıklarını bıraktı. Daha sonra arka taraftan üst kata çıkan merdivenden yukarıya çıktı. Misafirlerin yanına girmek istememişti...



Misafirlerin yanına girmek istemedi!.. Mete’nin ailesinde gözle görülür bir telâş vardı. Emel hanım Mete’nin yokluğunu farkedince sordu. -Benim Mete’m nerede?.. Niçin gözükmüyor?.. Yoksa meşhur oldum diye bizi tanımıyor mu artık?.. Emel hanımın gülerek söylediği bu sözlere Sevgi hanım karşılık verdi. -Bakkala kadar gitmişti. Az sonra gelir. Sonra sizin şöhretinizin yanında Mete’nin lâfı mı olur?.. Mete yağmur yağmadan bakkala varıp gelmek için yağmurluğunu giyip gitmişti. Alacaklarını civardaki bakkal ve pastaneden aldıktan sonra, yakınlarda bulunan bir çiçekci dükkânına uğramış, bir demet karışık çiçek yaptırmıştı. Eve geldiğinde yağmur tıpırdamaya başlamıştı. Arka kapıdan girerek, misafirlere görünmeden hizmetçinin odasına aldıklarını bıraktı. Daha sonra arka taraftan üst kata çıkan merdivenden yukarıya çıktı. Mete misafirlerin yanına girmek istememişti. Daha doğrusu şu an yanlarına gitmek istemiyordu. Onların konuşmalarını saklıca dinleyip, mutlu haberi öğrendikten sonra yanlarına gidecekti. Aşağı kattaki konuşmaları işitiyordu bulunduğu yerden. Onlara görünmeden, onları görebilecek bir yer tayin etti. Ufacık bir pencereden onları görüyor ve konuşmalarını duyabiliyordu. Az sonra hizmetçi kadın Mete’nin aldığı çiçeklerle beraber, pastaları götürdü. Çiçekleri Emel hanıma verdi. Emel hanım tekrar Mete’yi sordu. -Mete geldi mi?.. -Geldi fakat yukarıya çıktı. Üstünü değişip gelecek galiba?.. Bu arada Coşkun Bey ve Sevgi hanım, bir Emel hanıma bir Burçin’e bakıyorlar, nasıl giriş yapacaklarını düşünüyorlardı. “Şu dünyada kız istemek gibi zor bir olay yok galiba?..” diyordu Coşkun Bey içinden. Gerçi şimdi “Allah’ın emri, Peygamberin kavli” deyip Burçin’i Mete’ye isteyecek değillerdi ama resmen kız istemekten farkı yoktu bu durumun. Nasıl olsa konu oraya gelecekti. Üstelik havanın böyle karanlık ve yağışlı olması ruhunu sıkıyordu. Banu daha fazla duramayıp oradan kalktı ve Mete’nin yanına geldi. Şermin önceden gelmişti ağabeyisinin yanına. Üçü birden bulundukları yerden alt katı seyrediyordu şimdi. Burçin çok sıkıntılıydı. Zaten böyle bozuk havalardan oldum olasıya hoşlanmazdı, ruhu müthiş sıkılırdı. Bir de aklına gelenin başına gelmesi ihtimali daha beter canını sıkıyordu. Herhalde şimdi isteyecek değillerdi kendisini. Oğlanevine kızevinin çağrılıp kız istenmesi görülmüş değildi, ama en azından kafalarında öyle bir şey varsa, niyetlerini belli edeceklerdi. Zaten Sevgi hanım danışacağız dememiş miydi?.. Coşkun Bey ve Sevgi hanım bir ara, “ne yapacağız” der gibi birbirlerine baktığında, Emel hanım onları farketti. -Eee anlatın bakalım. Sizi pek iyi görmüyorum. Ne danışmak istiyorsunuz bana?.. Bu arada hizmetçi gelip meyve sularını getirince Coşkun Bey ve Sevgi hanım rahat bir soluk aldı. -Çok önemli değil aslında, dedi Coşkun Bey. Sadece fikir almak istediğimiz bir konu vardı. Sonra da konuşabilirdik, bu bozuk havada size zahmet verdirdik. O anda bulutlar çarpıştı, şiddetli bir gök gürültüsü ortalığı sardı ve yağmur bardaktan boşanır gibi aktı. Bahçedeki ağaçlar yağmurun ve fırtınanın etkisiyle sarsılıyor, yapraklar ıslık çalar gibi hışırdıyordu. Dışarıda esen bu fırtına, Emel hanım hariç evdekilerin de yüreğinde esiyordu. Emel hanım kötü bir şey olduğunu sanarak sordu. -Nedir bana danışmak istediğiniz konu?.. Sevgi hanım iş bu mecraya gelince, kurtuluş olmayacağını anlamıştı. -Aslında bu konuyu daha sonra konuşabilirdik. dedi sıkıntıyla. Fakat biraz da aile içi bir konu olduğu için şimdiden fikrinizi almakta fayda var. Buna göre ileride daha detaylı konuşacağız. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT