BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korku dağları bekler!

Korku dağları bekler!

Korku, hele ortak olursa, insanlarda ortak savunma refleksini ateşler. Ortak tehlikeler, korkular, birbirlerine rakip veya hasım bile olsalar, insanları mutlaka bir araya getirir, birleştirir. Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde veya tarihin hangi döneminde, kimler arasında olursa olsun bu değişmeyen bir kuraldır.



Korku, hele ortak olursa, insanlarda ortak savunma refleksini ateşler. Ortak tehlikeler, korkular, birbirlerine rakip veya hasım bile olsalar, insanları mutlaka bir araya getirir, birleştirir. Dünyanın neresinde, hangi ülkesinde veya tarihin hangi döneminde, kimler arasında olursa olsun bu değişmeyen bir kuraldır. Bunun en son ve en çarpıcı örneğini Fransa’da yapılan Başkanlık seçimlerinde gördük! İki turlu seçimlerde her şey önceden tasarlandığı gibi geçecek sanıldı. İkinci tura iki kişi kalacak, bunlardan birincisi, süresi dolan eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, ikincisi de Başbakan ve aynı zamanda Sosyalist Parti Başkanı Lionel Jospin olacaktı. Herkes yanıldı. Evdeki hesap, siyaset çarşısına uymadı. Sandıklardan çıkan oylar, durumu her zamankinden sağlam sayılan, Başbakan Jospin’i yalnız adaylıktan değil, siyaset sahnesinden bile siliverdi! Cumhurbaşkanı oyların %22’sini zor tutturabildi. Jospin’in yerine de aşırı sağcı Jean Marie Le Pen geçip oturuverdi. Yalnız Fransa’da değil tüm dünyada ve özellikle AB’de tehlike çanları çalmaya başladı!. Peki ne olmuştu da, dünyaya siyaset ve demokrasi dersleri vermeye alışmış bir Fransa bu hallere düşmüştü? Sebepleri çoktur, anlatılması zordur. Bugünlük kaydı ile özetlemeye çalışalım: Önce AB teknokrasisi her yerde olduğu gibi Fransa’da da insanları siyasetten soğutmuş, halkı sandıklardan uzaklaştırmıştı. Çekimserlerin %30’lara çıkması bu yüzdendir. Üstelik ülkede sıkıntı vardı. Güvensizlik kol geziyor hırsızlık, seri cinayetlerin ardı arkası kesilmiyordu. İşsizlerin sayıları çalışanların %10’nunu geçiyordu. Yabancı işçilerin sayıları 4 milyondan fazla idi. Üstelik bunların pek çoğu Müslümandı. Onların Fransa’da doğan çocukları İpso-Facto Fransız vatandaşı sayılıyordu. At atamazsın, sat satamazsın. Böylesi bir durum aşırı sağın popülizmine fevkalade uygun bir ortam oluşturuyordu. Bunların dışında aşırı küreselleşme akımına karşı toplumdaki hoşnutsuzluk giderek artıyordu. Kimse kendi kişiliğinden başkaları adına vazgeçmek istemiyordu. İşte böylesi bir ortam içinde başlayan Başkanlık seçimlerinin birinci turu beklenmeyenin de çok üstünde bir sürprizle sonuçlandı. Cumhurbaşkanı oyların %22’sini zor tutturabildi. Başbakan Elysee Sarayı hesapları yaparken küme düştü. Kendisini sokakta buldu. İkinci sırayı ise %17.4 ile Milliyetçi Cephe “Front Nationale” lideri Jean Marie Le Pen kaptı! Yalnız Fransa’da değil, bütün Avrupa’da hatta Batı aleminde kızılca kıyamet koptu. “Cumhuriyet battı batıyor! Demokrasi elden gidiyor!” feryatları dalga dalga dünyayı sardı. Bu yalnız Fransa için değil, bütün medeni dünya için ortak bir tehlike sayıldı. Sağ cenahtaki küskünler barıştı, Solda boğazlaşan Sosyalistler, Komünistler, Yeşiller, Maviler, kıp kızıl Troçkistler birbirleri ile sarmaş dolaş oldular. İkinci turda hepsi, bir arada Enternasyonal Marşını söyleye söyleye, oylarını Sağcı Jacques Chirac’a attılar!. Birinci turun yanlışı ikinci turda düzeltilmiş oldu. (Bizde de iki turlu sistemi savunanların kulakları çınlasın işte haklı çıktılar!..) Sonunda dünya tarihinin sözüm ona, en büyük demokrasi zaferi tüm dünya adına muhteşem bir şekilde kazanılmış oldu!? Aslına bakarsanız pek de iyi oldu. Fransa ve demokrasi için hayırlı olmasını diliyor, darısı başımıza diyoruz!.  Fransız seçimlerinden demokrasi bakımından herkesin alacağı pek çok ders var. Türkiye bakımından alınacak ilk ders kanımca seçimlerin bir an önce yapılması gereği olacaktır. Seçim sisteminin yeniden düzenlenerek bir an önce parlamento seçimlerine gitmekte hepimiz bakımından sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Ecevit rahatsızlanıp hastahaneye yatınca yüreğimiz ağzımıza geldi!. Koskoca Fransa 15 yıldan beridir sağ ile solu aynı hanede barındırdı. Biz ise birbirleri ile siyasette uyumsuz üç siyasi aileyi aynı hanede üç yıldır Ecevit’in becerisi gül gibi misafir ediyoruz. Bunu da zayıf bünyeli ama zarif ve çok deneyimli Başbakanımıza borçluyuz!.. Ancak bu daha ne kadar zaman devam edebilir? Bilemiyorum.  Fransa’da Jean Marie Le Pen gibi biri çıkıp TV ekranlarında hepsinin cakasını bozunca hafiften kendilerine gelir gibi oldular. Bu, Türkiye’nin AB’ye girişini çabuklaştıracak bir faktördür. Nedenlerini ayrı bir yazımızda ele alıp anlatmaya çalışmak gerekecektir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT