BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eko Life

Eko Life

Kemal Derviş, Mehmet Ali Bayar ve Fatih Terim... Türk siyasetinin iki yeni yüzü, hem futbol hem de sosyal hayatın gündemindeki en popüler bir isim... Geçen hafta sonu Yeditepe Üniversitesi’nde yaklaşık bin öğrencinin önünde, başkalarını bilmem ama benim açımdan gerçekten güzel şeyler söylediler.



Ya değişeceğiz ya değişeceğiz Kemal Derviş, Mehmet Ali Bayar ve Fatih Terim... Türk siyasetinin iki yeni yüzü, hem futbol hem de sosyal hayatın gündemindeki en popüler bir isim... Geçen hafta sonu Yeditepe Üniversitesi’nde yaklaşık bin öğrencinin önünde, başkalarını bilmem ama benim açımdan gerçekten güzel şeyler söylediler. Derviş ve Bayar’ın kravatsız halde spor giyimleri, rahmetli Turgut Özal’dan bu yana görmediğimiz ve hatta özlediğimiz yeni siyasi lider tipini ortaya koydu. Ben bu kravatsız Ankara’yı daha çok seviyorum. Fatih Terim ise, tipiyle, karizmasıyla, giyimiyle tam bir lider profili çizdi. Gençler onları sevdi, sözlerini sevdi, rahat tavırlarını sevdi... Hele Derviş’in sözleri, bugünkü siyasi liderleri tam şoke edecek cinstendi. Ne dedi Derviş?: “Artık öyle seçim dönemlerinde Merkez Bankası’na karşılıksız para bastırmak, kamu bankalarından partizanlık yaparak ulufe dağıtmak dönemi bitti.” Merkez Bankası’nı çok önceleri özerkleştirerek siyasilerin hegemonyasından kurtaran Derviş, siyasiler için üzücü mesajı verdikten sonra, sosyal hayatla ilgili ilginç açıklamalar da yaptı. Gençlere Jean Paul Sartre’nin “Özgürlüğe hepiniz mahkumsunuz” sözleriyle seslenen Derviş, Mevlana’dan “Soru da bilgiden doğar cevap da” örneğini verdi. Mehmet Ali Bayar ise, enteresan bir söz söyledi: “Önümüzdeki 2-3 ay içerisinde Türkiye ya geleceğini ya da geçmişini seçecek. Türkiye’de devlet ve siyaset eski, kamu ise yeni.” Bayar, Türk siyasetinin bugünkü kalıbını yıkmak için Türkiye’ye geldiğini üzerine basa basa söyledi... Fakat en ilginç sözler üniversitenin dünkü konuğu Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’den geldi: “Başka ülkelerden aldığınız modeli Türk’e monte edemezsiniz. Kendi modelinizi ortaya koymanız lazım. ‘Biraz daha sabır’ diye bir şey yok. Bu ülke zaten 70 yıldır sabrediyor. Genç adam yapamaz, diyorlar. Niye, bilginin yaşı mı var? Bazı yenilikler yaptığımız zaman, değişikliklere gittiğimiz zaman ‘Bu nedir?’ diyorlar. ‘Eski köye yeni adet mi getiriyorsun? diye kızıyorlar... Evet eski köye yeni adet getiriyoruz. Çünkü değişiyoruz.” Terim bu sözüne örnek olarak da, kravatını ve ceketini çıkardı, üniversitenin mavi renkli t-shirt’ünü giyerek gösterdi. Üç lider de konuşmalar sonunda çılgınlar gibi alkışlandı... Üç lidere de sonuna kadar katılıyoruz. Türkiye değişmek zorunda... Asık suratlı bir Türkiye değil, 6 defa gidilip 7 defa gelinen bir Türkiye değil, hayatla barışık, değişime her an hazır bir Türkiye istiyoruz. Bu açıdan baktığımız zaman, kendi adıma söyleyeyim; seçimi sabırsızlıkla bekliyorum. Kürşad Tüzmen Adam yemede üzerimize yok... Hele başarılı bir bürokratsan, üstüne üstlük bu başarını hem kamuoyu hem de medya ön plana çıkarıp, seni “Örnek bürokrat” olarak kabul ediyorsa, yandın gitti... İşte bunun en son örneği: Kürşad Tüzmen... Dış Ticaret Müsteşarlığı görevinden “jet kararname” ile alınması kesinleşen Tüzmen, ne yapmıştı? Irak’la son yıllarda duran ticaret hacmini milyar dolar seviyelerine çıkarmıştı... Türk işadamlarını toplayıp, uluslararası fuarlar düzenleyerek, dışa açılmalarını sağlamış, büyük potansiyellere ulaşan dış ticaret anlaşmalarını yapmalarına imkan vermişti. Eximbank’taki çalışmaları olumlu neticeler vermeye başlamıştı. Üstüne üstlük, uluslararası bir kuruluştan da “Yılın En Başarılı Bürokratı” ödülünü almıştı. Sonra ne oldu? Başbakan Ecevit’e, “hasta yatağında” bile olsa imzalattırılacak bir “jet kararname” ile görevinden alınması kesinleşti. Bağlı olduğu Devlet Bakanı Tunca Toskay’ın kendisine, “yurtdışına çıkma, demeç verme” yasağı koyduğu günlerde, telefonla konuşmuştuk Tüzmen’le... Aldığı devlet terbiyesi gereği, konuşmak istemedi. “Söylenecek çok şey var ama şu anda çok iyi bir ivme kazanmış dış ticaretin zarar görmesinden korktuğum için susma hakkımı kullanıyorum” dedi. Görevden alınacağını bildiği gün bile, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Mülkiye Bilim ve Kültür günleri kapsamında düzenlediği “İhracatta Rekabet ve Bürokrasi, Üniversiteler” konulu panele katılmıştı. Toplantı sonrası, arkadaşlar görevden alınacağını hatırlatınca, bağlı olduğu Devlet Bakanı Toskay ile aralarındaki anlaşmazlığa değinerek, şunları söylemişti: “Eximbank’taki çalışmalar sonrasında bu süreç başladı. Zaten, bu işin bir şekilde çözülmesi lazımdı. Ama şık olan bu şekilde bir görevden alınmak değildi. Kimse bize bir şey sormadı, danışmadı. Bakarsınız böylesi daha hayırlıdır. Ne demişler, her işte bir hayır vardır.” Siyasette, ekonomide ha bire yeni yüzler, yeni isimler arayıp duruyoruz. Onu ithal ediyoruz, bunu getiriyoruz. Değişen ne var? Hiçbir şey... Eski tas eski hamam... İçimizden birisi de çıkıp, bir şeyleri değiştirmeye kalktığı zaman karşısına “statükoyu” dikiveriyoruz. Kürşad Tüzmen’e yapılanlar gerçek hiç “şık” değil. Onaylamıyoruz. Bu milletin de onaylamadığını elbet bir gün göreceksiniz... Türk’ün zekası her şeye yeter Türk insanının vazgeçilmez besin kaynaklarından olan çay üzerine ne kadar tıbbi olumsuzluklar yazılsa çizilse de, bu içecekten vazgeçmemiz mümkün mü? Çeşitli çevreler çayı ne kadar kötülerse de, çay tüketimimizde hiçbir değişiklik yok. İşte buradan yola çıkan Usta Gıda Genel Müdürü Mustafa Mercan, Türk’ün zekasının nelere kadir olabileceğine dair buluşunu gerçekleştirdi. Mustafa Mercan, Türkiye’nin ilk “Tıklama Çayı”nı üretti. Nedir bu Tıklama Çay... Sallama çayda görülen bazı olumsuzlukları ortadan kaldıran Tıklama Çay, hem ev hanımları hem de çalışanlar için son derece pratik bir yöntem içeriyor. Mercan, önce bir bardak üretmiş. Bardağın dibinde sallama çayın konulabileceği bir saklama yeri mevcut. Bu bardağa yapmanız gereken sadece sıcak su koymak. Sıcak suyu gören çay 1 dakika içerisinde çözülüyor ve çayınız hazır hale geliyor. Yalnız bu, Tıklama Çay’da kullanılan çay özel. Yurtdışından getiriliyor. Sebebini ise, Mustafa Mercan şöyle açıklıyor: “Türk ürünü çaylar, 15 dakikanın altında çözülmeyen bir özelliğe sahip. Oysa çalışma hayatı içerisinde bir çayı içmek için bu kadar beklemek mümkün değil. Bunun üzerine yurtdışından çay ithal ettik. Şimdi Tıklama Çay ile 1 dakika içerisinde çayı içecek hale getirmek mümkün. Üstelik ne tozu, ne de çöpü var.” Usta Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Usta da, Tıklama Çay’ın çok tuttuğunu söyleyerek, “Şu anda günde 3 vardiya halinde 120 kişilik bir ekiple üretim yapıyoruz. Tıklama Çay’ın bardakları hiç el değmeden üretiliyor. Ayrıca bu iş için Usta Gıda’nın tüm mali gücünü Pendik Kaynarca’da kurduğumuz ve bu Haziran’da faaliyete geçecek fabrikaya aktardık. Yeni fabrikamızda ilk etapta yılda 10 milyon adet, daha sonra günde 1 milyon adet bu özel bardaklardan üretmeyi hedefliyoruz” diyor. Tıklama Çay, Türk insanına biraz cesaret verilebilse neler başarabileceğinin en güzel örneklerinden birisidir.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT