BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Herkes donup kalmıştı. Burçin’in sesi evin içinde çın çın ötüyor, yankı yapıyordu. Dışarıdaki fırtına daha artmış, kulakları sağır eden bir uğultu başlamıştı. Gök gürlüyordu. Burçin hızla kapıya koştu. Aynı anda Mete de hıçkırarak kendi odasına fırladı...



Mavi gözleri öfke doluydu Emel hanım meraklandı... Öne doğru eğildi. -Nedir bu konu Sevgi, doğrusu çok merak ettim. Çatlatacaksınız beni. -Mete ile ilgili teyze. Onu seviyorsunuz değil mi?.. -Elbette seviyorum Mete’yi. Bir şey mi oldu Mete’ye?.. -Bir şey olduğu yok. Mete de biliyorsunuz sizi çok sever. -Tabiî sevecek. Bunda ne var ki?.. -Nasıl söylesem bilmem ki... Mete birkaç gün önce bize bir kız sevdiğini, onunla evlenmek istediğini söyledi. -Öyle mi?.. Buna çok sevindim. Yakında düğününü yaparız o zaman. Fakat bunda garip bir şey yok ki... Sevgi hanım, Coşkun Beye sıkıntıyla baktı. Emel hanımın sözlerini duyan Mete sevincinden bayılacak gibi olmuştu. Banu ile gözgöze gelip, birbirlerine gülümsediler. Banu: -Bu iş olacak galiba? diye fısıldadı. Mete sevinçle gözlerini açıp kapadı. Sözü Coşkun bey almıştı. -Mete’nin sevip, evlenmek istediği kız, sizin kızınız, Emel hanım! Emel hanım çok şaşırdı. -Nasıl, anlayamadım?!. -Yani Mete, Burçin’e âşık! Emel hanım kızına doğru bir bakış fırlattı. Burçin utançtan kıpkırmızı olmuş, başını yere eğmişti. İçi volkan gibi öfkeyle kaynıyordu. Korktuğu başına gelmişti işte! -Yaaa?!. dedi Emel hanım. -İşi resmiyete dökmeden önce bu konuyu aramızda görüşelim dedik. Aslında bu mevzuyu bugün bu şekilde konuşmayacaktık ama bu noktaya gelmekten kurtulamadık. Kusurumuza bakmayınız artık. Kısa bir sessizlik oldu. Sevgi hanım bir an ferahladığını hissetti. Kocası buram buram terlemiş, alnından boncuk boncuk akan terlerini mendiliyle siliyordu. Dışarısı neredeyse zifirî karanlık olmuştu. Gök görlüyor, fırtına alabildiğine esiyordu. Yağmur şiddetini daha da hızlandırmış, bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Emel hanım ne diyeceğini bilemiyordu. Böyle bir meseleyle karşılaşacağını hiç ummamıştı. Mete’yi severdi fakat önemli olan Burçin’in Mete’yi sevmesiydi. -Ben Mete’yi öz evladım gibi seviyorum. Benim kanım en çok ona kaynadı. Kızına doğru baktı. -Bana kalırsa kızımı Mete’ye hemen veririm. Mete ile iyi anlaştıklarını gördüğüm Burçin’in de bunu kabul edeceğini... Kan beynine sıçramıştı Burçin’in. Annesinin sözünü bitirmesini beklemeden ayağa fırladı. -Haayııır! Şuurunu kaybetmiş gibiydi Burçin. Mavi gözleri öfke doluydu. -Kızım! dedi Emel hanım. Burçin annesine doğru dönüp bağırdı. -Hayır anne!.. Ben çirkin, maymun suratlı birisiyle asla evlenemem!.. Emel hanımın ağzından feryat tekrar döküldü. -Kızım!.. -O maymun suratlıya siz başka bir kız bulun!.. Herkes donup kalmıştı. Burçin’in sesi evin içinde çın çın ötüyor, yankı yapıyordu. Dışarıdaki fırtına daha artmış, kulakları sağır eden bir uğultu başlamıştı. Gök gürlüyordu. Burçin hızla kapıya koştu. Aynı anda Mete de hıçkırarak kendi odasına fırladı. İçeriye girdikten sonra kapıyı arkadan kilitledi. Odanın penceresi açıktı. Rüzgârdan kepenkler birbirine çarpıyordu. Onları örtmeye gittiğinde şimşek çaktı. Her taraf bembeyaz aydınlandı. Bahçede Burçin’in arabasına doğru koşturduğunu gördü. Burçin yağmura ve fırtınaya aldırmadan arabayı sürüp gitti. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT