BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendimize gelelim!

Kendimize gelelim!

Güzel insanları düşünelim: Bütün nimetlerin Allahü tealanın lütfu olduğunu bildiği için şükreden; “Veren elin üstünlüğünü” bildiği için veren; “iki günü bir olmaması gerektiğini” bildiği için çok çalışan; “İlim Çin’de de olsa” araştıran; “ölümü çokça andığı” için haddini bilen, mütevazı, edepli; “kula kul olmayacak” kadar vakur, ağırbaşlı; “tefekkürle” kâinatları aşan, heyecan ve saadet dolu; her hususta zengin ve güzel insanları düşünelim. Onlar atalarımızdı...



Güzel insanları düşünelim: Bütün nimetlerin Allahü tealanın lütfu olduğunu bildiği için şükreden; “Veren elin üstünlüğünü” bildiği için veren; “iki günü bir olmaması gerektiğini” bildiği için çok çalışan; “İlim Çin’de de olsa” araştıran; “ölümü çokça andığı” için haddini bilen, mütevazı, edepli; “kula kul olmayacak” kadar vakur, ağırbaşlı; “tefekkürle” kâinatları aşan, heyecan ve saadet dolu; her hususta zengin ve güzel insanları düşünelim. Onlar atalarımızdı... Fakat Şeytanın hileleri tükenmez ki, ufacık açık kapıdan girip, bütün güzellikler hazinemizi alıp götürebilir. İşte, düşmanlarımız da türlü entrikalarla evvela ahlâk hazinemizi yağmalattı, sonra geri kaldık, fakirleştik, düşmana muhtaç hale geldik. Şimdi; “sana yardım ederiz ama şöyle hareket etmeni isteriz, ahlâkını ıslah edersen seni aramıza alırız” diyorlar. O, gün görmüş, haysiyetli kişi bu duruma nasıl kahretmez. Hâlâ çalıp oynayabiliyor, keyifte-zevkte-israfta isek; bu, bizden alıp götürdükleri üstün ahlak hazinesinden mahrumiyetimizdendir. O hazineyi arayacağımız yerde, geri kalmışlığımızın aşağılık kompleksi ile kendimizi aşağılamakta, devamlı kendimizden kaçmaktayız. Bu tehlikeli patolojik durum her halimizde mevcut. Bin yıllık lisanımızı bile tahrip etmekteyiz. Halbuki, kıtalara sığmayan, binlerce yıllık geçmişi olan milletimizin lisanı da elbette kıtaların ve asırların emek ve katkısıyla zenginleşmiş, Türk’ün dehası ile güzelleşip huzur veren ahenge ve ihtişama erişmişti. Türkçemiz bu idi. Böyle zenginliği kompleksimizle iteleyip, “Öztürkçeleştireceğiz” diye sadece 7 bin kelimeye mahkum olmamız; lisanda da fakirleşmemizdir. Basılmış sözlükte kelime adedi sadece 3175 imiş. Halbuki Batılı; ilköğretimde çocuklarını 70 bin kelimeyle okutuyormuş. Biz binlerce yıllık Türkçemizden kaçarken, hatta kulakları tırmalayan uydurukçalardan medet umarken; yabancı kelimelerin işgalinden herhalde kompleksimizle gurur duymaktayız. Sadece evimin yakınında bulunan levhaları okurken bile tüylerim diken diken oluyor, milli duygularım galeyana geliyor, isyan ediyorum. “Bir millet ancak bu kadar kendinden geçer” diyorum. Daha ilkokul çağındaki torunlarımın süpermarketlerden almaya heveslendiği yiyeceklerin, giyeceklerin, izledikleri çizgi filmin kahramanlarının taklidi oyuncakların isimlerinin çoğunlukta yabancı kelimelerden oluşu; kendimizden kopuşun tohumlarının, ilkokul çağında atıldığının delilleridir. Batının pazarı olarak, onların istediği oranda maddi imkanlara da kavuşabiliriz. Ama şahsiyetini yitirmiş olmak, söz sahibi olacağına söz dinler olmak, emir alır olmak; bir zamanların cihan devletine asla yakışmıyor. O haysiyetimizle, akl-ı selimimiz haykırıyor: Keyfi, israfı bir tarafa bırak, üstün karakterinle, o heyecanınla, aşkınla ilimde teknolojide hamleler yap ki, yine cihan devleti hakimiyetine aday ol!.. > Opr. Dr. Ethem İlhan Olgay - ANKARA Evlerin arasında hapishane mi olur? Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakanı’na; Dünyanın hiçbir uygar ülkesinde, evler, apartmanlar, okullar arasında; adeta bunlarla içiçe bir hapishane kalmamıştır kanaatindeyiz. Paşakapısı Hapishanesi’nin dış kapısından içeriye bir yabancı cisim sokmağa lüzum yok. Apartmanların balkonları bu cezaevinin içindedir zaten. Hapishane duvarları ile apartman duvarları ortaktır adeta... Hapishanede çıkan olaylardan, çevre rahatsız olmakta, anneler, babalar ve hemen yanıbaşında bulunan Burhan Felek Lisesi ile Paşakapısı İlköğretim Okulu’nda okuyan öğrenciler günlerce bu olayların psikolojik tesirinde kalmaktalar. Üsküdar’ın en güzel semti olan burada, çıkan olaylar sebebiyle yollar kapatılmakta; işyerlerine ve evlere gidilememektedir. Kısacası bu semt dehşet içinde kalmaktadır. İlgili yerlere yaptığımız müracaatlarda; Üsküdar E Tipi Ceza ve Tevkifevi binası yaptırılacağı, Paşakapısı Cezaevinin boşaltılarak buraya taşınacağı belirtiliyordu. Halbuki adı geçen bu cezaevi 1995 yılında tamamlanmıştır. Bu taşınma işlemi neden gerçekleşmiyor? Üsküdar’ımızın bağrındaki bu ur neden çıkarılmıyor? Anadolu’nun en küçük birimlerinde dahi Hükümet Konakları yapılmış, devlet daireleri burada toplanmıştır. Üsküdar’da ise resmi daireleri bir arada toplayacak bir yer bulunmamaktadır. Üsküdar Adliye Teşkilatı ve Hukuk Mahkemeleri Selimiye’de, Ceza Mahkemeleri Paşakapısı’nda olmak üzere yetersiz binalarda hizmet verilmektedir. Paşakapısı Hapishanesi bütün bu hizmetler için uygun olacaktır. > H. Altan Dölarslan (Üsküdar İmar ve Kültür Derneği Genel Başkanı) “Turizm Bakanlığı’nda işlemler bir günde bitiyor” 11.05.2002 tarihli gazetemizin bu köşesinde “İşlemlerimiz elektronik ortamda yapılamaz mı?” başlıklı bir yazıya yer vermiştim. Yazıyı ilgiyle okuduğunu belirten Turizm Bakanı Mustafa Taşar’ın açıklaması şöyle: “Turizm Bakanı olduğum günden bu yana titizlikle üstünde durduğum işlerin başında, Bakanlığa yapılan başvuruların en kısa sürede sonuçlandırılması konusu gelmektedir. Bu prensiple de, Bakanlıkta yeniden yapılanma çalışmalarını başlattım. Hac ve Umre Seyahati ile ilgili, Bakanlığıma yapılan başvurular da aynı şekilde hızla sonuçlandırılmaktadır. 2000 tarihli Hac ve Umre Seyahatine İlişkin Kararname’ye göre, Hac/Umre Seyahati yapacak olan seyahat acenteleri, teminat mektuplarını Bakanlığa verdikten sonra tur programları onaylanmakta ve daha sonra Hac/Umre Seyahatinin ibadet olma özelliğinden dolayı, ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’na başvurulmaktadır. Bakanlığımızca, Hac/Umre Seyahatlerinde teminat mektuplarının kabulü ve tur programlarının onaylanması işlemleri aynı gün tamamlanmaktadır. İşlemlerin aynı gün hızlı ve aksaksız sürdürülebilmesi amacıyla, Hac ve Umre sezonunda, ilgili birim personel yönünden de desteklenerek işlemlerin aksamaması sağlanmaktadır.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT