BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Sabahleyin Mete ile önce Emel hanım görüşmüştü. Emel hanımın neler söylediğini duymuyordu bile Mete. Duygusuz gözlerle bakıyordu sadece. Ablasının ve annesinin ağlayarak sarılışlarına da, hiç etkilenmeden bakmıştı. Duygularını yitirmiş gibiydi tamamen.



Banu kendini tutamayıp avaz avaz ağlamaya başladı. O Burçin’e ne olmuştu da, bu kadar değişmişti. Bir insanın gururuyla bu kadar nasıl oynayabilirdi. Ne kadar yalvarıp yakarsalar da, ağlayıp haykırsalar da kapıyı açtıramamışlardı Mete’ye. Akşam olunca Mete’ye hizmetçiyle yemek göndermişlerdi. Hizmetçinin kapıyı defalarca çalmasına aldırmayan Mete, son anda yataktan kalkıp kapıyı açmıştı. Umudunu kesen hizmetçi gidiyordu. Mete ona seslenince, hizmetçi sevinçten çığlık atmıştı. -Berrin hanım yemeği verebilirsin. -Oh Mete bey!.. Gelin aşağıda yiyin yemeğinizi!.. -Hayır odamda yiyeceğim. Bizimkilere söyle fazla üzülmesinler. Bu akşam rahatsız edilmek istemiyorum. Onlarla yarın görüşürüm. Hizmetçi kız aşağıya inip Mete’nin kapıyı açtığını söyleyince hepsi kapıya koşmuşlardı. Mete kapıyı açmadı onlara, hizmetçiye söylediklerini tekrar etti. Mete’nin bu kadar konuşmasına sevinen ve ferahlayan ailesi aşağıya indiler. Mete o gece hiç gözünü kırpmamış, elinde bir ayna yüzünü seyretmiş durmuştu. Bir yandan Burçinler’in ilk gelişinden bu yana geçen günleri hatırlıyordu. Cağaloğlu’na gidişleri, Sultanahmet’e gelişleri, konuşmaları, şakalaşmaları... Ne kadar mutlu olmuştu Burçin’in yanında. Dünyanın en neşeli, en mutlu insanıydı o gün. “Ablanı çok seviyorsun değil mi Mete!..” “Beni de çok seviyorsun değil mi Mete!..” “Sen hiç âşık olmadın mı Mete?..” Pencereyi açtı, önce bahçeye sonra gökyüzüne baktı. Karanlık bulutlar hızla ilerliyor, ay ışığı ve yıldızlar kendilerini yavaş yavaş gösteriyordu. O kadar hızlı gidiyordu ki karanlık gecenin gri bulutları, müthiş bir hareketlilik vardı gökyüzünde. Islak toprak ve çiçek kokuları ortalığı kaplamıştı. Ay ışığı az sonra her tarafı aydınlatır olmuştu. Yatağının pencere tarafına oturarak aya baktı Mete. ..... Bütün güzellikler, bütün güzel duygular sona ermişti bugün. Mutluluk defteri korkunç sonla kapanmıştı. İyi duygulara yer yoktu yeryüzünde. Güzel günler fırtınaya tutulmuştu. Sevgi yaprakları, korkunç rüzgârlar karşısında tutunamamış, birer birer uçup gitmişti meçhul istikametlere!.. Kötülük, çirkinlik, güzellikleri yenmişti. Belki hep aynı son yaşanıyordu insanların hayatlarında. Belki bu yüzden insanların çoğu mutsuzdu. ..... Bağdaş kurup oturarak, başını ellerinin arasına alan Mete, bazen gözlerini kapayarak, bazen gökyüzüne bakarak sabaha kadar düşünmüştü... Ve o gece bazı kavramların gerçekte anlamı olmadığını anlamıştı Mete. Emel hanım eve telefon açıp o gece gelmeyeceğini bildirmiş, Burçin’e de ağzına geleni söylemişti. Emel hanımı hiç bu kadar sinirli gören olmamıştı o güne kadar. Sabahleyin Mete ile önce Emel hanım görüşmüştü. Emel hanımın neler söylediğini duymuyordu bile Mete. Duygusuz gözlerle bakıyordu sadece. Ablasının ve annesinin ağlayarak sarılışlarına da, hiç etkilenmeden bakmıştı. Duygularını yitirmiş gibiydi tamamen. Aradan iki gün geçtikten sonra Mete, Eskişehir’e gitmek istediğini söylemişti babasına. Biraz başını dinlemek, İstanbul’dan uzaklaşmak istiyordu. “Tabiî gidebilirsin,” demişti babası. “Bu yolculuk senin için iyi olur. Arabanın anahtarını sana vereyim.” “Hayır,” demişti Mete. “Arabayı istemiyorum. Trenle gitmek istiyorum.” “Niçin?..” demişti annesi. “Arabayla daha rahat edersin oğlum!..” “Israr etmeyin, ben böyle istiyorum.” O sırada telefon çalmıştı. Telefona bakan hizmetçi, kim olduğunu sorduktan sonra dönmüş, ahizeyi eliyle kapayarak: -Burçin arıyor, demişti. Mete’den özür dileyecekmiş. Herkes Mete’ye bakmıştı merakla. Mete gözlerini kısarak konuşmuştu. -Onunla görüşmek istemediğimi söyleyin! > DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109572
    % -0.09
  • 3.8684
    % -0.58
  • 4.562
    % -0.46
  • 5.1465
    % -1.41
  • 156.68
    % 0.05
 
 
 
 
 
KAPAT