BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kemal Abi’nin haftalığı

Kemal Abi’nin haftalığı

Geçtiğimiz Cumartesi 40 yıllık arkadaşım, F.Bahçe kongre üyesi Güner Yürüden’i toprağa verdim. Güner’i tanımazsınız. Ama ben, 50 yılı aşkın süren futbol meraklarımın içinde Güner kadar futbol topuyla alay edebilen bir tek Beşiktaşlı rahmetli Arap Yusuf’u (Tunaoğlu) bilirim. Şimdi öbür tarafta bir top buldularsa, vay o topa ayak sürmeye niyetlenenlere... Güner’le 1961’de Türkiye’de düzenlenen ilk gece minyatür futbol şampiyonasında şampiyon olup göğsümüze altın madalya taktık. O zaman Türkiye’nin ekonomik derdi pek yoktu da...



Güner’i tanır mıydınız? Geçtiğimiz Cumartesi 40 yıllık arkadaşım, F.Bahçe kongre üyesi Güner Yürüden’i toprağa verdim. Güner’i tanımazsınız. Ama ben, 50 yılı aşkın süren futbol meraklarımın içinde Güner kadar futbol topuyla alay edebilen bir tek Beşiktaşlı rahmetli Arap Yusuf’u (Tunaoğlu) bilirim. Şimdi öbür tarafta bir top buldularsa, vay o topa ayak sürmeye niyetlenenlere... Güner’le 1961’de Türkiye’de düzenlenen ilk gece minyatür futbol şampiyonasında şampiyon olup göğsümüze altın madalya taktık. O zaman Türkiye’nin ekonomik derdi pek yoktu da... Neyse finalde, rahmetli Basri Dirimlili (F.Bahçe), Suat Mamat (G.Saray), Süreyya Özkefe (Beşiktaş), Selim Soydan (F.Bahçe) gibi günün şöhretlerinin bulunduğu takımı 3-2 yenmiştik. Dörder kişilik bu oyunda bir gol Güner, iki gol de ben atmıştım. Maçı izleyenler arasında bulunan rahmetli büyük usta Baba Gündüz, akrabam olan ünlü spor yazarı Talay Erker aracılığıyla beni G.Saray’a transfer etmek istemişti. Ama rahmetli babam izin vermemişti. Güner, hasta bir F.Bahçeli olmasına rağmen Beylerbeyi’nde uzun süre oynadı ve çok sevdiği renkleri ancak tabutunun üzerine örtülen F.Bahçe bayrağında hissetti! Güner de aynı Yusuf gibi adam gibi adamdı... Allah’ın rahmeti üzerinden eksik olmasın! Ailesine ve oğlu kadar oğlu olan damadına sabırlar... Terim’in kızları! Fatih Terim hoca, G.Saray’a dönüş sebebini, ailesinin, özellikle küçük kızı Buse’nin baskısı olarak açıklamış. İşte, giderek nesli tükenen aile babası tipimiz... Biz boşuna, Fatih Terim sadece futbol branşının bir teknik adamıdır demiyoruz. Yüklenmiş olduğu pozitif enerjinin deposundan da ayrılmamış oldu hocamız... Allah Terim ailesini birbirinden ayırmasın ve uzun yıllar mutluluk, başarı versin! Uyan ey Türkiye uyan! Milli Takım, Dünya Kupası’ndaki ilk maçını 3 Haziran’da Brezilya’yla oynayacak. Dünya televizyonlarında reytingi en yüksek firma Brezilya Milli Takımı’dır. Yapılan araştırmalar bu takımın izlenme oranının yüzde 87 olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu şu demek; Milli Takım böyle bir oranla ülkesini tanıtacaktır. Cumhuriyet tarihinde böyle bir tanıtım imkanı yakalanmamıştır. Bir de iyi futbol ve sonuç gelirse, bu da propagandası olacaktır. Yani kaymaklı kadayıf... Türkiye’nin yamalı bütçesini akıtsanız böyle bir tanıtımı gerçekleştiremezsiniz. Ama ülkesine bu büyük katkıyı yapacak ne çocuklar, ne de hocaları devletten bırakın desteği, bir gülüş, bir sırt sıvazlama bile bulamamaktadırlar. Başbakanlık Konutu ve Cumhurbaşkanlığı Konutu olmadık maskaralara devlet sanatçısı olarak açılır da, ülkelerine bu katkıyı yapacak futbolcu takımına açılmaz... G.Saray ve Milli Takım’la bırakın AB’ye, dünyanın gönlüne giren futbolumuz, devletin kafasına hâlâ girememiş anlaşılan... Özal sağ olsaydı, takımla Antalya kampına kesin girerdi. Şortu da çeker, idmana bile çıkardı. Ne yapalım aklıma geldi de, belki altta kalmamak için son bir hamle yaparlar. (Not: Bu yazı Pazartesi 14.00 sularında yazıldı?) Kürkçü dükkanı mı, eskici mi? Beşiktaş, ham-hum şaralop, Sergen’le sözleşme imzaladı. Vay be! Dünyada eşine rastlanmışı varsa, ne olur haber verin, ey dostlar! Şimdi burada sebeplerini sıralamak istemem, Sergen, Beşiktaş’tan dışlanıyor ve İstanbulspor, Siirt JetPa, F.Bahçe, Trabzon, G.Saray dolaşıyor. Sırayı şaşırdıysam bağışlayın... Aradan kaç yıl geçti, hesaplamak zor... Yaş da 30’a dayandı... Hadi sağlam olsa neyse! O da yok! Durduğu yerde sakatlanıyor. İmza atarken, ben zaten Beşiktaşlı’ydım demiş. Ben ise başka takımlardan olduğunu da duymuştum. Fatih ne akıllı hoca... Durun bakalım dedi ve zaman içinde kesin boşandığını açıklayacaktı. Beşiktaş zahmet bırakmadı. Acaba Beşiktaş’tan umudu kessek mi? Şimdi medyanın sesini duyar gibiyim; Sergen ne zaman oynayacak? İlk yarı mı oynasın, son yarım saat mi girsin, tam mı oynasın? Vah, vah, vah! Ortega’ya neden talip yok? F.Bahçe, Arjantin futbolunun önemli isimlerinden Ariel Ortega’ya talip... Ortega, Avrupa’nın üç kulübünde oynadıktan sonra ülkesine döndü. Çabuk, süratli ve gol yapma becerisi olan böyle bir futbolcunun F.Bahçe talip olana kadar neden Real Madrid’e, neden Milan’a, neden Manchester United’a ve de bu gibi ünlü firmalara gitmeyişi düşündürücüdür. Çünkü bu kulüpler yararlı oyuncu bulduklarında F.Bahçe veya bizim diğer kulüplerimiz gibi uzun süre pazarlık yapmazlar. Bastırırlar parayı, bir günde işi bitirirler. Demek ki bu Ortega’da, yukarıda sıraladığım ünlü firmaları rahatsız eden bir yamukluk var. Acaba nedir? Sakat mıdır? Yoksa Nouma’nın başka türlüsü müdür? Bence futbolculuğundan önce bu yanı araştırılmalıdır. Birileri başkana bir isim üflüyor, eh lehine de oy kullanmış, koş peşinden... Sonuç? Onu biraz ileride ortaya koyacağım. Ömer Kaner davası! Ömer Kaner’in Simao’nun transferinden 400 bin dolar kadar kendine pay aldığını, bizzat Aziz Yıldırım açıklamış ve Dereağzı’nda görüştüğü Ömer’e, “Bir daha buradan içeri girme” demiş. Hani yukarıda değindim ya, bu birilerinden F.Bahçe’de kıyamet gibi var. Başkanın çevresinde pervane gibiler. En küçük ışık yandı mı üşüşüveriyorlar. Sonra diye sormuştum yukarıdaki bölümü bitirken, sonrası mâlum... Başkan Yıldırım bir türlü pervanelerden kurtulamadı. Şayet doğruysa, son Simao olayı da ders olmazsa, pes vallahi! Bu nedenle Ortega işinin derinliğine incelenmesi gerekiyor. Simao’nunki az kayıp da, Ortega’nınkini üç gün, üç gece saysanız bitiremezsiniz. Beşiktaş’a piyango... Lucescu, Terim gittikten sonra göreve gelecek... O sene Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynayacak ve ligde ikinci olacak... Bir sene sonra 11 oyuncu gidecek, ligde şampiyon olacak, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalin kapısından dönecek. Sonra, Terim döndüm deyince, G.Saray’dan ayrılacak. Ve durup dururken Beşiktaş’ın başına talih kuşu konacak. Şimdi size bir soru: Terim nasıl bir hoca? Haydaa değil mi? Ne alakası var? Var, hem de çok... Terim tabii ki sadece bizim değil, dünyanın en büyük hocalarından biri... Bu kabul mü? Kabul.. Perez, Fluerquin, Radu, Murat Sözkesen, Terim’in kadrosunda yer almayacak. Yani büyük hocaya göre bunlar en azından sistemde işe yaramaz. Buradan aldığınızda Lucescu’un ne büyük iş becerdiğini anlayabildiniz mi? Bu futbolcularla o işleri başarmış. Şimdi bu, Beşiktaş’a durup dururken piyango çarptı demek değil midir? Beşiktaş’ın büyük hocacıları, siz gelin büyük hocanın nasıl bir nesne olduğunu bir kere daha çalışın. Oğuz gibiler yaşamaz! F.Bahçe’nin yedek kalecisi diyeceğim ama, dilim varmıyor. Çünkü çocuk en zor günlerde çıkıp büyük işler yapmıştır. Üstelik F.Bahçe’de herkes yedek sayılır da o sayılmaz... Çünkü Rüştü Dağlaroğlu’nun torunudur. Yani bir yerde kulübün torunu gibi bir şey... Sözleşmesi bitmiş, maç başına 10 milyar verelim demişler... Çocuk diyor ki, 12 senede toplam 160 milyar aldım. Eee, sevgili Oğuz sen de adının sonuna bir “İç veya sson” ekle... Ya da başkanın akıl hocalarından birinin aracılığıyla masaya otur. Ya da git, Brezilya’dan alsınlar seni... Hocanın keyfi yok! Fatih Terim hocayla telefonda görüştüm. Canı sıkkın gibi geldi bana... “Gidiyorum, bir hafta, belki de 10 gün” dedi. Avrupa’ya açılacak. Kim bilir belki de daha da uzaklara... Ama bir şeylerin iyi gitmediğinin kokusunu alır gibiyim. Yine parasızlık mı acaba? Aman borç olmasın titizliği mi? Lucescu üç paralık oyunculara rıza gösterdi de, Terim hoca çoook büyük düşündüğünden öyle herkese rıza göstermez. Uçmaz ama, sistemine ve onun ilke, felsefesine uymayanı da yanına almaz. Ümit Davala geldi. İster misiniz, gidenlerin Hagi hariç, hepsi dönüş yapsın... Süper Sport’taki gençler! Logosu değişen Süper Sport’ta bir bayan bir program yaptı, Pazartesi akşamı... Yanında üç adet pırıl pırıl genç vardı. Biri Fenerbahçeli, biri Galatasaraylı, biri de Beşiktaşlı... Bu gençlere bayıldım. Çağdaş futbol seyircisi işte böyle olur. Bu program devam etmeli ve bu portreler ekranda yer almalı. Almalı ki, tribünlerdeki fanatizm yerini sağduyulu anlayışa bıraksın. Köprü neden tıkanıyormuş! Bizim Faik’in Bizim Stadyum’unda Altan Tanrıkulu kardeşim öyle bir görüş ortaya attı ki, ben doğma büyüme İstanbullu olduğumdan bir an kuşku duyar gibi oldum. Benim gibi başkaları da aynı kuşkuyu duymuştur sanırım. Efendim, Altan’a göre, Boğaz Köprüsü’ne asılan G.Saray bayrağı yüzünden trafik kilitlenmiş ve Altan işe geç kalmış... Vay be! Bu köprü 1973’te açıldı. Altan o zaman dünyada mıydı, bilemem. Ama bildiğim ve herkesin bildiği bir gerçek var; o da bu köprünün açıldığı günden beri insanlara trafik eziyeti, kahrı, işkencesi çektirdiğidir. Herhalde Altan, bayrak asılana kadar 100 kilometre hızla geçebiliyordu da bu köprüyü, bayrak asıldıktan sonra tıkandı... Ekrana çıkanların kulüp amigoluğu yaptığı bir ülkeden kulüp bazında iki Avrupa kupalı bir kulüp takımı ile büyük futbol organizasyonlarında peş peşe boy gösteren bir Milli Takım çıkmışsa, vallahi pes! Kâzım yol göster artık! Bizim Kâzım Kanat tutturmuş, Lucescu ilkesel olarak yanlış transfer... Eeee sizin önerdiğiniz doğruları da gördük. Sevgili Kâzım futbolda hiç yeri olmayan saplantılardan vazgeç! Zaten Beşiktaş’ı bu özel fikirleriniz bu hale getirdi. Ben senin yerinde olsam, Lucescu’nun, şayet G.Saray’ın sistemi ile oynayacaksa, iki alternatif tandem oyuncusuna, iki ön liberoya, takım presine katılabilen ve aynı zamanda top kullanabilen iki orta sahaya ihtiyacı vardır diye yazar, konuşurum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT