BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Savaşa devam

Savaşa devam

Amerikalı yönetmen Randall Wallace, "Bir Zamanlar Askerdik" filminde Mel Gibson'ı yeniden Vietnam'a savaşmaya gönderiyor.



Bazı konular var ki, sinema dünyasının tükenmeyen kaynağıdır. Savaş filmleri bunların başında gelir. Hikayeyi yazan da, yöneten de, bu klasik konunun usanmadan sıkılmadan okunmasını ve seyredilmesini sağlarlar. Aslında sinema tarihi, kapısını savaş filmlerine çoktan kapatmış durumda. Spielberg, Coppola, Kubrick, Stone gibi önemli yönetmenlerin bu konuda mutlaka hatırda kalacak birer denemeleri bulunuyor. Bu noktadan sonra çevrilecek savaş filmlerinin mutlaka bir nedeni olmalıdır. Geçen yıl izlediğimiz "Pearl Harbor"da uçaktan atılan o muhteşem bomba görüntüleri bile istenilen hasılatı elde edememiştir. Son olarak izlediğimiz "Kara Şahin Düştü"deki helikopterin düşme sahnesinin etkisinden henüz kurtulmuşken "Bir Zamanlar Askerdik" çıktı karşımıza. Yine bildik bir ülkeye, Vietnam'a savaşa gidiyoruz. Bildik sahneler Bu yeni Vietnam savaşı filmi 14 Kasım 1964'te Ölüm Vadisi olarak bilinen Drang Vadisi'nde Albay Hal Moore komutasındaki 400 kişilik bir Amerikan birliğiyle 2 bin kişiden oluşan Kuzey Vietnam birliği arasındaki vahşi çatışmayı anlatıyor. Yıllar önce büyük bir Fransız birliğinin yok edildiği bu vadide, kuşkusuz onları da aynı sonuç beklemektedir. Albay Moore, Vietnam'a hareket etmeden önce birliğini oluşturan askerlerin ailelerine "Sizlere oğullarınızı, kocalarınızı sapa sağlam getireceğim sözü veremem ancak onları korumak için hayatımı feda edeceğimi söyleyebilirim" diyordu. Amerikan ordusu, 2 bine yakın askerini kayıp ederek savaştan çekilir. Ailelerin dramı Yönetmen Randall Wallace ve Mel Gibson isimleri biraraya gelince ortada bir savaş olduğunu kanıtlayan "Bir Zamanlar Askerdik" daha önce yine birlikte çevirdikleri "Cesur Yürek", "Vatansever" kadar hafızalarda kalacak türden değil. Yine de bazı başarılı sahnelerle geliyor karşımıza. Cayır cayır yanan ve yüzü kesilerek kurtarılmaya çalışılan asker, insanı savaştan soğutmaya yeter denebilir. Filmin en çekici yanlarından biri de savaşa katılan askerlerin cesaretlerinden söz edilirken diğer taraftan geride evde kalan ailelerin ve kadınların bakış açısına yer verilmesi... 2-5 saatlik bir film olan "Bir Zamanlar Askerdik", kimi filmlerden alınmış temaların sentezi gibi gözükse de oyuncu kadrosu sayesinde ilgiyle izleniyor. Romancının hayatı roman İngiliz yazar Iris Murdoch'ın gerçek hayatından beyaz perdeye aktarılan "Iris" içinde büyük bir aşk hikayesini barındıran bol ödüllü bir film. Richard Eyre'nin yönettiği film İngiliz kadın yazarın Alzheimer hastalığının pençesinde yaşadığı trajediyi, yazarın eşi edebiyat eleştirmeni John Bayley'in yazdığı kitapla anlatılıyor. John Bayley, büyük bir sevgiyle bağlı olduğu eşinin gölgesinde yaşamıştı yıllarca. Ünlü çiftin arasındaki sıradışı aşk 1950 yıllarında Oxford şehrinde başlıyor ve yazarın 1999 yılında ölümüne kadar devam ediyor. Hikaye, İngiliz yazarın hastalığına ait ilk sinyallerin yollandığı dönemden başlıyor; geri dönüşlerle gençlik yıllarına gidiyor. Genç Iris (Kate Vinslet) dört meslektaşının katıldığı bir yemek vermiştir. Davetliler arasında en yakın arkadaşı Janet Stone da bulunur. Daha sonra John Bayley ile tanıştırılır. Bu yazar çift çevredekilerin farkedebileceği gibi birbirine aşıktır. Aradan yıllar geçer. Iris bir televizyon programı için BBC stüdyolarına davet edilir. Sunucu yazara yazı yazmak üzerine bir soru sorar ve birden sessizlik olur. Iris ne söyleyeceğini hatırlamaz. Geçen yılın en büyük sinema olaylarından biri olan "Iris"te İngiltere'nin en önemli oyuncuları rol alıyor. Iris Murdoch'un gençliğini Kate Winslet, yaşlı dönemini ise usta oyuncu Judi Deneh oynuyor. Kocası rolündeki Jim Broadbent, en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar'ının sahibi oldu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT