BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir komisyon kurulsun ve herşey araştırılsın!..

Bir komisyon kurulsun ve herşey araştırılsın!..

Yıllardır, çalkantılar içinde yaşıyoruz. Terör, anarşi, siyasi istikrarsızlık, ekonomik kriz... Bir nesil neredeyse bunlarsız gün geçirmedi. Bunun neticesinde de acılar, yıkımlar, sefalet yaşandı. Bizden çok daha yoksul olan ülkeler ilerledi, bizi üçe, beşe katladı. İtibarımız, etkinliğimiz azaldı. Peki bütün bunları açıklamak için “iç düşman-dış düşman” tabiri yeterli mi? Yok mu bunun sorumluları...



Yıllardır, çalkantılar içinde yaşıyoruz. Terör, anarşi, siyasi istikrarsızlık, ekonomik kriz... Bir nesil neredeyse bunlarsız gün geçirmedi. Bunun neticesinde de acılar, yıkımlar, sefalet yaşandı. Bizden çok daha yoksul olan ülkeler ilerledi, bizi üçe, beşe katladı. İtibarımız, etkinliğimiz azaldı. Peki bütün bunları açıklamak için “iç düşman-dış düşman” tabiri yeterli mi? Yok mu bunun sorumluları... Sırf bu iş için bir komisyon kurulsa, etraflıca araştırsa. Bizi bu hale getiren sorumlular tek tek tespit edilse. Bu milletin vebaline girenler ortaya çıkarılsa. Özelleştirmelere engel olanlar bulunsa, bu şekilde halkımızın uğradığı zarar bilimsel bir şekilde ortaya çıkarılsa... Halkın hayrına olan her adıma fren olanlar bulunsa, teşhir edilse... Birilerinin bu yoksul halka ne kadar pahalıya patladığı ortaya çıkarılsın artık. Her adımları kriz, her icraatları zarar. Sıkıntıyı, ıstırabı da halk çekiyor. Bunlar bu kadar mı vazgeçilmez? Daha ne kadar çekeceğiz? Daha ne kadar bütün pislikleri halının altına yığmaya devam edeceğiz? Tamam, bizim nesil kaybetti; bizden sonrakilere de kaybettirmeye hakkınız var mı? Yetti artık! Her vatandaş gibi ben de bilmek istiyorum; bu millete kim ne kadar zarar verdi? Onca zarara rağmen “vatan-millet sakarya” edebiyatıyla hâlâ bizi uyutmaya kalkanlar kimler? Kim kurarsa kursun, ama en kısa zamanda bir komisyon kurulsun. Kanımıza girenler ortaya çıkarılsın ve ibreti alem için teşhir edilsin!.. ‘Dikey Geçiş’ten faydalanmak istiyoruz YÖK Başkanlığı’na; Bizler, Açıköğretim Fakültesi Ev İdaresi Bölümü öğrenci ve mezunlarıyız. Diğer bütün bölüm öğrencilerinin faydalandıkları “Dikey Geçiş” hakkından biz de yararlanmak istiyoruz. Biz de diğerleri gibi fark dersleri verip lisans tamamlamak istiyoruz... > Bir grup öğrenci İsteğe Bağlı Sigortalılar cezalandırılıyor mu? Sayın Yaşar Okuyan’ın dikkatine; Mart 1994’te SSK’da “İsteğe Bağlı Sigortalılığa” kabul edildim. O zamanki yasaya göre ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına göre, 2 yıl sonra, Mart 2004’te toplam 3600 gün olan prim ödemelerim bitecek, Mart 2009 sonunda, 57 yaşında iken emekli olacaktım. Tüm çabalarım ve hazırlıklarım bu hesaba göre idi. Meclis’e sevk edilen yeni yasa tasarısı ile ilgili bilgileri gazetelerden takip ediyorum. İsteğe Bağlı Sigortalılardan hiç bahsedilmiyor. Anladığım kadarıyla, tasarının aynen kanunlaşması halinde, bugünden itibaren 2010 yılına kadar 5900 gün prim ödedikten sonra, 58 yaşında emekli olabileceğim. Anayasa Mahkemesi önceki yasayı, haksızlıklara yol açtığı gerekçesiyle iptal etti. Şimdi soruyorum; tasarı ile ben ve benim durumumda olanlar için getirilen hükümler hukuka uygun mudur? Yoksa biz cezalandırılıyor muyuz? > Gülşen Yazıcı - AYDIN Görülmemiş adaletsizlik Sayın Yaşar Okuyan’ın dikkatine; Bizler 1986 yılında, Taşova Yaprak İşletme Tekel Müdürlüğü’ne geçici işçi olarak girmiş bayanlarız. 1990 yılından itibaren hiç çıkış yapmadık. 2001 yılının 11. ayında bizlere çıkış verdiler. Bir kısmımıza ise başka işletmelere ve fabrikalara nakil yaptırdılar. Bizler ailevi sebeplerden dolayı başka işletmelere nakil isteyemedik. 2002 yılında 5 ay çalışacağımız söylenmişti. Şimdi ise bize üvey evlat muamelesi yapıldı, geçici işçilere kadro verildi. Biz 5 ay çıkış yaptığımız için bu kadrolardan faydalanamadık. 4700 iş günümüz olmuş. Emekliliğimize çok az bir süre kala bizleri ortada bıraktılar. Bizden sonra girenlere kadro verilerek bizlere haksızlık yapılmıyor mu? Bu adaletsizlik düzeltilmeli, mağduriyetimiz giderilmelidir. > Bayan İşçiler - TAŞOVA Mağduriyetimi giderir misiniz? SSK Genel Müdürlüğü’ne; 15.09.1978 tariihinde Tokat SSK’dan aldığım 11901180 Sigorta sicil numarası ile işe başladım.1996 yılında askerlik borçlanması için Bolu SSK’ya dilekçe verdim. 07.11.1996 tarih ve 38023 sayılı yazı ile askerlik borçlanmasının kabul edildiği bana bildirildi. Bu yazıda 24 ayda eşit taksitlerle veya 24 aylık süre içinde defaten 60.588.000 TL. ödemem gerektiği bildirildi. Askerlik borçlanmamı bu sürenin sonlarına doğru defaten ödedim. Yatırdığım paranın makbuzları 1999 Adapazarı depreminde kayboldu. Depremde annem ve üç çocuğumu da kaybettim. 15 Ekim 2001 tarihinde Bursa SSK Müdürlüğü’ne emekli olmam için dilekçe verdim. Ancak dosyalarımdan borçlanmanın yattığına dair bir evrak, bir makbuz çıkmadı, sigorta başlangıcını 20 ay öne alamadığımdan emekli olamıyorum. Askerlik borçlanmamı yaptığım Bolu SSK Müdürlüğü makbuzunu getir diyor. Benim elimde hiçbir evrakım yok, bu borçlanmayı kesin olarak bir defada yatırdığımı biliyorum ve ama makbuzlarım depremde yok olduğundan bir belge sunamıyorum . Söz konusu, kayıp olan evraklarımın, Bolu SSK Müdürlüğü’ne vereceğiniz talimatla 07.11.1996 tarihinden 08.11.1998 tarihleri arasında yatırılmış olan askerlik borçlanmasının yatırıldığına dair makbuzların bulunarak, mağduriyetimin giderilmesini istiyorum. > Cevdet Erdem - KÜTAHYA Geçici işçiler hep böyle mi kalacak? Sayın Yaşar Okuyan’ın dikkatine; Ben 13 yıldır geçici işçi olarak belediyede çalışıyorum, binlerce kişi de benim durumumdadır. Hiçbir sosyal hakka sahip değiliz. Aynı işyerinde çalışan 5-10 kadrolu, sendikalı işçi bizim tam 4 katımız kadar maaş alıyor. Bu dengesizliklerin dile getirilmesini istiyoruz. Kamu kurumlarında çalışan geçici işçilere kadro sözü verildi ama bu sözler belediyeleri kapsamadı. Belediyeler kamu kurumu değil mi? Sendikalı değiliz, güvencemiz yok, sosyal hakkımız yok. Bu nasıl demokrasi? İş Güvenliği Yasası ne oldu? Artık bu tedirginlik içinde yaşamak istemiyoruz... > Mehmet Kara - MANİSA
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT