BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Su medeniyeti

Su medeniyeti

Birkaç ay önce, "Su Güzeli" isimli uzun bir şiire başlamıştım. Suyla ilgili tamlamaları, kavramları ve mecazları araştırırken karşıma öylesine farklı güzelliklar çıktı ki, şaşırıp kaldım. Şiirin bir yerinde şöyle dedim: "Susuz muyum? Tasını daldırışın neden böyle kevsere/ Bozulmamış damlalardan sağılmış büşra gülüm/ Belli ki, sudan girmiş gönlüne umulmaz kelimeler/ Nafia ve salime, afiye ve kafiye, hamdele ve salvele..."



Birkaç ay önce, "Su Güzeli" isimli uzun bir şiire başlamıştım. Suyla ilgili tamlamaları, kavramları ve mecazları araştırırken karşıma öylesine farklı güzelliklar çıktı ki, şaşırıp kaldım. Şiirin bir yerinde şöyle dedim: "Susuz muyum? Tasını daldırışın neden böyle kevsere/ Bozulmamış damlalardan sağılmış büşra gülüm/ Belli ki, sudan girmiş gönlüne umulmaz kelimeler/ Nafia ve salime, afiye ve kafiye, hamdele ve salvele..." Şiir böyle devam edip gitti ve suyun her halini insanın hayatına benzeterek birtakım teşbihler ve mecazlarla kendini yazdırıp tamamlattı. Su üzerinde çalışırken, Fuzuli'yi ve daha sonra Osmanlı'nın suya ünsiyetinin derecesini anlayıp yorumlamaya çalıştım. Tarih ihye ediliyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin "Tarihi Çeşmeleri İhya Ediyoruz" başlıklı haberini duyunca aklıma, suyla geçen birkaç aylık maceram geldi ve çok sevindim. Çünkü İstanbul için su, bir medeniyet çağrışımı... "Geleceğin inşası, geçmişin ihyasıyla mümkün olur" diyerek işe başlayan belediye yetkilileri, su medeniyetinin başkenti olan İstanbul'daki tarihi çeşmeleri onarırken, aynı zamanda, insanlık için en büyük nimetlerden biri olan suya kavuşmasını da sağlıyor. Tarihi yapısına ve fonksiyonuna uygun olarak restore edilen çeşmeler, şehrin hemen her köşesinde eski ihtişamıyla yeniden karşıma çıktığı/çıkacağı için ben çok mutluyum. Yüzyıllar boyunca İstanbul'u hakimiyet merkezi olarak kullanan Osmanlı'nın, dünyanın en gelişmiş su tesisi inşa ettiğini biliyoruz. Osmanlı çeşmelerinin su özellikleri bakımından Halkalı, Turunçlu, Kırkçeşme, Elmalı, Hamidiye ve Terkos olmak üzere altı gruba ayrıldığını da... Mimari yönden meydan, köşebaşı, cephe, sokak, oda, sebilli, namazgâhlı, sütun biçimli, çukur, çatal olarak on grupta incelenen tarihi çeşme envanterine baktığımızda, İstanbul'da, bin 553 adet tarihi vakıf çeşmesinin 939'unun tahrip edildiğini görüyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ, bu muhteşem tarihi yapıları tamamen kaybetmemek için başlattığı restorasyon çalışmalarında önemli mesafeler aldı. Bugüne kadar Üsküdar'da 3. Ahmet Çeşmesi; Sarıyer'de Boyacıköy Çeşmesi; Eminönü'nde Emin Sinan, Hatice Kadın, Ömerağa çeşmeleri ile Kuruçeşme; Beşiktaş'ta Dörtyüzlü Çeşme (Alibey Çeşmesi); Bahçeköy'de 2. Mahmut bendi tacını, tarihi görüntü ve amacına uygun olarak yeniden şehir hayatına kazandıran yetkililer, 75 çeşmenin restorasyonu için de Anıtlar Kurulu'ndan onay bekliyor. Beyoğlu ve Kartal'da 7 çeşmenin restorasyonu da sürüyor. Sinan'ın şaheserleri Önemli ve alkışlanacak bir proje yürüten belediye, üniversitelerin ilgili bölümlerinden de yardım alıyor. Halihazırda 21 proje üzerinde çalışan görevliler, içlerinde Eğrikemer ile Uzunkemer gibi Mimar Sinan şaheseri olan iki kemer ile Tophane Meydan çeşmesi gibi önemli çeşmelerin de bulunduğu projeleri de onaylattırmak üzere kurula göndermiş durumda. İstanbul'a sahip çıkmak herkesin görevi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, onca problemlere rağmen bu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışıyor. Biz vatandaşlara düşen görev ise, sadece "evimizin önünü süpürmek!" Özcan Ünlü
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT