BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu genç ölüme mi terkedilsin!

Bu genç ölüme mi terkedilsin!

Gökhan Karataş, 1882 Elazığ/Palu’nun Baltaşı beldesi doğumlu. Gökhan da herkes gibi neşe dolu, mutlu, pırıl pırıl bir genç idi. Çok zeki bir öğrenci idi, her sınıfta öğretmenlerin dikkatini çeker, sene sonlarında takdirnameler getirirdi. Bu başarısı lisede de devam etti.



Gökhan Karataş, 1882 Elazığ/Palu’nun Baltaşı beldesi doğumlu. Gökhan da herkes gibi neşe dolu, mutlu, pırıl pırıl bir genç idi. Çok zeki bir öğrenci idi, her sınıfta öğretmenlerin dikkatini çeker, sene sonlarında takdirnameler getirirdi. Bu başarısı lisede de devam etti. Ta ki o hastalık başlayıncaya kadar... Gökhan’ın iki böbreği de hasta, bu yüzden liseden ayrılmak zorunda kalmış. Beş yıl önce başlayan bu hastalık gencecik Gökhan’ı günden güne eritiyor. İki böbrek de iflas etmiş, diyalizle hayatını devam ettiriyor... Diyaliz esnasında verilen kan nakillerinden bir de virüs kapmış, kandaki HCV pozitif çıkmış. Bunun için de ayrıca tedavi olması gerekiyor. Gökhan, tedavisine Elazığ’daki Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde başlamış. Orası da Cerrahpaşa Tıf Fakültesi Hastanesi’ne nakletmiş. Bereket İstanbul’da ağabeyi var. Annesini almış gelmiş ağabeyinin yanına. Maddi durumları iyi değil, sosyal güvenceleri de yok. Bir “Yeşil Kart” ayarlamışlar, ama neye yarar ki... Cerrahpaşa’da diyaliz yeşil kartlılara da paralı imiş, elde avuçta birşey de olmayınca, düşmüşler yollara. Önce Haseki Hastanesi’ne, orası Bakırköy Devlet Hastanesi’ne göndermiş, oradan da Cağaloğlu’nda bulunan İl Sağlık Müdürlüğüne; buradan da Şişli Etfal’e... İki saatlik zamanları kalmış, Gökhan ölümden dönmüş... Annesi böbreğini vermeye hazır, zaten gelişinin bir sebebi de bu. Ama börek naklini Çapa ve Cerrahpaşa yapıyor, o da parayla... Memleketteki evlerini satmayı düşünmüşler, onun da değeri 2.5-3 milyar ediyormuş; ilaçlara bile yetmiyor. Zaten düzenli olarak alması gereken ilaçlar var, yeşil kart bu işe yaramıyor, mecburen parayla alınıyor. Ağabeyi de kıt kanaat geçinebiliyor, birkaç gün önce ilaç için cep telefonunu da satmış... Gökhan geceleri uyuyamaz olmuş, “ağabey sana da yük oldum” diye için için ağlıyor. Tedavi olması gerekir, para yok; böbrek nakli yapılacak, ona da para yok. Yeşil kart sadece hastanede yatmalarına yarıyor... Peki bu genç ne yapsın, ölüme mi terkedilecek? Vatandaşın sağlığını, yaşamasını sağlamak da devletin görevi değil mi? Parası olmayanlar ölüme mi terkedilecek? Hayat, insanlık, şartlar, zaman bu kadar mı kötü? Gökhan göz göre göre ölsün mü? Fazla mesai ücretleri neden farklı? Yaklaşık 15 yıldır Şehiriçi Trafik Şube Müdürlüğü’nde görev yapmaktayım. Yalnız Trafik Polisi olmama rağmen, Bölge Trafik Müdürlüğü’nde hiç görev almadım. Şehiriçinde insanlarla uğraşmak o kadar zor ki... Ayrıca 80 milyona yakın tazminat ödenmesi de Bölge Trafik’te çalışmayı cazip hale getiriyor. Burada görev yapan memurların değişimli olmasını, bizim de bu birimde çalışmamızın sağlanmasını istiyoruz. Ayrıca, çalışma şartlarımızın zorluğu gözönüne alınarak, bize de 80 milyonluk tazminatın ödenmesini talep ediyoruz. Bir başka konu da; Terör, Güvenlik, Çevik Kuvvet, Siyasi Şube ve Özel Harekat gibi şubelerde çalışan arkadaşlarımıza bizden fazla mesai ücreti ödenmesini haksızlık olarak görmekteyiz. Biz de onlar gibi 12/24 sistemine göre görev yapıyoruz. Karakollarda, Asayişte, alkollülerle, kapkaççılarla uğraşmak o kadar zor ki... Hepimiz kendi görevimizi aynı zorlukları göğüsleyerek eşit şekilde yapıyoruz. Eşit ücret almamız daha adaletli olmaz mı? Bu iş Bakanımızın inisiyatifindedir. İçişleri Bakanımız bu düzeltmeyi yaparak, polisin değişik birimleri arasındaki ayırımları kaldırırsa büyük bir hizmet yapmış olacaktır... > İsmi Mahfuz “Dünya Süt Günü” ve açıkta satılan sütler... Bugün “Dünya Süt Günü”. Vücudumuz için vazgeçilmez bir besin olan sütün sağlıklı bir şekilde ve yeterince tüketilmesi için böyle günler vesile edilerek çeşitli eğitici etkinliklerde bulunulur. Bütün amaç, insanları süt içmeye özendirmek... İnsan hayatının her döneminde, özellikle de çocukların sağlıklı büyümesi için vazgeçilmez öneme sahip sütün, gerekli hijyen şartları sağlanmaksızın tüketicilere ulaştırılması durumunda, zararlı bir besin maddesi olabileceği de unutulmamalı. Bu duruma dikkat çeken Tetra Pak Türkiye İletişim ve Çevre Müdürü Yasemin Ayginin, Türkiye’de kanunen yasak olmasına rağmen, açık süt satışının ve tüketiminin %70 pazar payıyla açık sütlere ait olduğunu belirtti. Aslında üstün paketleme teknolojisi ülkemizde de var, ama hijyen olan paket sütüne henüz tam alışamadık. Hacettepe Üniversitesi bünyesinde 2001 yılında gerçekleştirilen bir saha araştırmasının sonuçları, açık sütle ilgili çarpıcı gerçekleri ortaya koyuyor. Altı hafta süren bir saha araştırması ile, Ankara’nın39 semtinde elde edilen 150 sokak sütü, 109 UHT süt (Ultra Yüksek Isı teknolojisiyle mikroplardan arındırılarak paketlenmiş süt, bir başka deyimle uzun ömürlü süt), ve 41 pastörize süt örneği üzerinde yapılan laboratuvar araştırmasında uluslararası standartlarda; 1 milimetre sütte kabul edilebilir bakteri miktarı 500 iken, incelenen açık süt örneklerinde bu sayının 100 bine kadar yükseldiği ortaya çıktı. Araştırmada ayrıca, açık sütlerin besin değerinin gerekenin çok altında olduğu ve bu sütlere yüksek oranlarda su karıştırıldığı da belirlendi. Ayrıca uzmanlar, sanılanın tersine, açık sütü kaynatmanın da problemi çözmediği; çünkü dakikalarca kaynatılan sütün besin değerini %60-100 oranında kaybettiği gerçeğine de dikkat çekiyorlar... Son derece hızlı bir işlemden geçirilen uzun ömürlü sütlerde, sütün tadı, görünümü ve besin değerinde bir kayıp olmuyor. Üstelik bu teknoloji ile süt, bütün zararlı mikroorganizmalardan da arındırılıyor. Sağlıklı bir hayat için, sağlıklı süt çok önemli... Hastamız bu kadar yola nasıl dayanır? SSK Genel Müdürlüğü’ne; Van-Ankara arası otobüs ile 21 saat, uçak ile 1.5 saat sürmektedir. SSK Van Bölge Hastanesi, gerektiği zaman heyet kararıyla bizi uçakla, ya da karayoluyla Ankara’ya gönderiyor. Buraya kadar problem yok. Diyelim ki Ankara’ya uçakla gittik, muayene olduk, Van’a döneceğiz; işte problem bundan sonra başlıyor, doktor “uçakla” ibaresini yazmıyor. Yolun 21 saat olduğunu, sıkıntısını anlatıyoruz, bir hastanın bunu çekemeyeceğini, fenalaşacağını izah edip doktora ricada bulunuyoruz, buna rağmen yazmıyor. Doktor duvardaki resmî yazıyı gösteriyor; Genel Müdürlüğün gönderdiği yazı, “hasta felçli olacak, ya da iki gözü kör olacak...” anlamadığımız başka bazı kelimeler... Bu probleme bir çözüm bulunmasını istiyoruz... > İsmi Mahfuz - VAN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT