BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medeniyetin adı; Çumra / “Boğaz’da yalnız kalmış ulu çam”

Medeniyetin adı; Çumra / “Boğaz’da yalnız kalmış ulu çam”

Aylardır yeni kentler, yeni yüzler... Ve her defasında evim İstanbul’a dönüş. Dalmışım, başka bir zamanda, Çatalhöyük’ten, Çumra’dan uzakta, İstanbul’da, Boğaz’dayım. Ortaköy’de gezi vapuru! Kalkmak üzere... “Son üç dakikaaaaa!” Ortaköy’den Sarıyer’e doğru hareket ediyor Gezi Vapuru... Derken, Ulu bir çam! Resmi göğe düşmüş, bir tepenin sırtında yalnız ve tek başına! Ulu çam anlatıyor; bir tek ben duyuyorum. Üzüntülü yüzlerce yıl sonra tek kalmaktan...”İnsan eliyle yanımdan göçüp giden dostlarımın yokluğuna bile alıştım. Ama anlayamıyorum, Boğaz sadece benim evim değildi ki! İnsan kendi eliyle evine nasıl bunu yapar? Nerede dostlarım, nerede yüzlerce yıllık çamlar çınarlar?! Nasıl devam eder bu yağma, yok mu bir dur diyen? Biz topraklarda doğduk! Geçmiş miraslarla büyüdük. Bütün bunların ardından, nasıl da sessiz kalıyoruz Boğaz’daki yağmaya!.. Burası ne sadece Yalnız Çam’ın, ne de benim evim. Bizim evimiz İstanbul. Sessiz kalmak yapısındandır Ulu Çam’ın. Peki ya biz! Çumra’da, yitip giden güzelliği yakalamak için yapılan mücadeleye bakınca, daha “çok geç olmadan” Ulu Çam gibi sessiz kalmamalıyız diye haykırmak geliyor içimden.



Hayâl edelim birlikte... 16 bin yıl önce... Konya Ovası’nda bir göl... Van Gölü’nü kıskandıracak kadar uçsuz bucaksız... Ve suyun sunduğu bereketi bulmuş insanlar o kıyılarda, binlerce yıl önce. Sadece bereketi mi? Bakın daha neler neler... Hepsini yazsam sayfalar yetmez. “Dünyada insanlar ilk kez Çatalhöyük’te ticaret yapmışlar. İlk mühürle mülkiyet kavramını yaşamışlar. İlk bankacılık sistemini bile burada kurmuşlar 9000 yıl önce... Bunun adı Medeniyet!.. 9 bin yıllık kent, ÇATALHÖYÜK... Bugünkü adıyla Çumra. Evliya Çelebi gibi, kentleri gezmeyi iş edinmiş biri olarak, “İlk Kent”e konuk olmanın heyecanını anlatmaya kalemim yetmez. Gördüklerim ve okuduklarım karşısında hayranlığımı gizlemeyemedim. Eski dostun peşinde Bereketin kaynağı olan su, buralardan gideli çok olmuş. Bugün Çumralıların tüm çabası o eski cömert dostu, yine bu topraklara buyur etmek. Çok ilginç; Çumra Belediye Başkanı M. Zeki Türker anlatıyor; Geçtiğimiz yüzyılın başında yaşanmış. Meşhur Berlin-Bağdat Demiryolu inşaatı esnasında, dönemin yönetimi, müteahhit firmaya bir şart koşmuş.”Demiryolu hattındaki Çumra Ovası’nın sulama projesinin gerçekleştirilmesi... Tam bu daha başlangıç derken... Yüzyıla yakın zaman geçiyor ve bugüne geliyoruz; Çumra yine suya hasret. Ve bugünün büyük projesi Konya Ovası Sulama Projesi ve onun ilk adımı Mavi Tünel. Başkan anlatıyor; “Gelirimizin % 80’ini tarımdan karşılıyoruz. Sulama Projesi bitirildiğinde mevcut üretim, 3 katına çıkacak. Yukarı Göksu Havzası suları Çumra Ovasına akacak.” Çumra Belediye Başkanı M. Zeki Türker, belediyenin gücünü çok aşan iki önemli projeye soyunmuş. Biri ovaya suyu getirmek, diğeri ise tarihin bu ilk kentini dünyaya sunmak. Zor bir mücadele bu, başarılar Başkan!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT