BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Mete, hüzünlenmişti... Burçin’le mutlu günler geçirdikten sonra, gurbete çıkıp yıllardır hasret kalmış gibiydi. Yüreğine bir sızı girmişti. O zalimliğine, o affedilmez hareketine rağmen gece gündüz Burçin’i düşünüyordu.. Birlikte olduğu anları hatırladı...



Fatma hanımın kızı çaylarla gelmişti avluya. Daha onaltı-onyedi yaşlarında, gözlüklü bir kızdı. Onu mu evlendireceklerdi bu küçük yaşta? Kız çayları dağıttıktan sonra eve girmişti tekrar. Havva yenge, kızın evlenme işini sordu Fatma kadına. -Olmadı, dedi Fatma kadın. Oğlan kızı beğenmemiş. -Mehmet pek mi güzeldi sanki, dedi Havva yenge. Biz de oldu diye pek sevinmiştik. -Kısmet değilmiş olmadı işte. Zaten kız da olmaz diye diretmişti. Belki böylesi daha hayırlıdır. -Olur bakalım, dedi İbrahim dayı. Daha genç, bir kısmeti çıkar inşallah. Bu konular Mete’yi hüzünlendirmişti. Burçin’le mutlu günler geçirdikten sonra, gurbete çıkıp yıllardır hasret kalmış gibiydi. Yüreğine bir sızı girmişti. O zalimliğine, o affedilmez hareketine rağmen gece gündüz Burçin’i düşünüyordu. Birlikte olduğu anlar, karşısında unutulmaz manzaralar gibi duruyordu. O birbirleriyle şakalaşmaları, buluşmaları, geride kalmıştı artık. Yolları tamamen ayrılmıştı Burçin’le. Bu da büyük acı veriyordu. Belki bir daha adını anmayacağı, bir daha görmeyeceği Burçin, hayallerinden gitmiyor, rüyalarından çıkmıyordu. Bir şarkı avluyu çınlatmaya başladı. Komşu evlerden birinden gelen müzik ortalığı yıkıyordu. Teybin sesi sonuna kadar açılmış, bir arabesk şarkı her tarafı inletiyordu. Pek çok gencin hayran olduğu, filmlerine gidip ağlayıp bağırdıkları, içki ve bira şişeleri fırlattıkları bir şarkıcının şarkısıydı bu. Şarkıcı ağlar gibi söylüyordu şarkıyı. Mete bugüne kadar pek dinlemediği için, merak ettiğinden kulak verdi... Yeşeren ağacın dalında kuşlar Sevinçten şarkılar söylemezler mi? Hasretin kucağında sevda çekenler Bir ömür boyunca sevemezler mi? Yokluğun pençesinde derde düşenler Ölünceye kadar ağlamazlar mı? Pekçok insanın bu şarkılara müptelâ olduğu gibi, Mete de belki böyle şarkılar dinleyecekti bundan sonra. Çoğunluk bu şarkıları dinlediğine göre, demek ki insanların çoğu dertliydi, hüzünlüydü. Bu şarkıyı çalan her kimse sesini böyle sonuna kadar açtığına göre, kimbilir nasıl geçiyordu kendinden. Önyargısız baktığında şarkıcının çok etkileyici bir sese sahip olduğunu kabul etmek gerekirdi... Şarkıcının filmleri sinemalarda hasılat rekorları kırdığına göre, halkın nabzını iyi yakalamıştı. Aradaki etkileyici müzik faslı geçtikten sonra şarkıcı tekrar yanık yanık söylemeye başlamıştı... Sorma tek kelime anla halimden Atma karanlığa tut ellerimden Sensiz bu dünyada söyle neyleyim Bir gün bir köşede çürür giderim Yeşeren ağaçlar, yuvasız kuşlar Sevinçten şarkılar söylemezler mi? Hasretin kucağında sevda çekenler Bir ömür boyunca sevemezler mi? Yokluğun kollarında derde düşenler Ölünceye kadar ah ağlamazlar mı? Kuş sesleriyle bitiyordu şarkı. İlhan’a döndü Mete. Kolunu dürterek, kulağına eğildi. -Sen de dinliyor musun bu şarkıları İlhan. Başını ‘evet’ anlamında salladı İlhan. -Ben bu adamın hastasıyım. Bütün kasetleri var bende... Övünerek, iftihar ederek söylemişti bu sözleri. Mete avlu kapısından dışarıya baktı. Kaset çalmaya devam ediyordu. Mete avlu kapısından görünen bir evin duvarında sloganlar yazılı olduğunu gördü. Hemen her evin duvarında sloganlar yazılıydı. Gerçi Türkiye’de her taraf böyleydi ya, burada genelde tek görüşün sloganları vardı. Oysa başka yerlerde karşılıklı sloganlar olurdu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT