BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hamidiye 100 yaşında

Hamidiye 100 yaşında

Her canlı gibi insan da suya muhtaç. İslam cemiyetlerinde suyun çok ayrı bir yeri var. İslam medeniyeti, aynı zamanda bir su medeniyetidir. Bu medeniyette temizlik, vazgeçilmez bir yaşama biçimidir. Üstelik o temizlik, zaman zaman ilahi buyruk gereği yapılır. Abdest, gusl abdesti suyla alınır. Bebek doğunca suyla yıkanır, hasta ölünce suyla gasledilir.



Her canlı gibi insan da suya muhtaç. İslam cemiyetlerinde suyun çok ayrı bir yeri var. İslam medeniyeti, aynı zamanda bir su medeniyetidir. Bu medeniyette temizlik, vazgeçilmez bir yaşama biçimidir. Üstelik o temizlik, zaman zaman ilahi buyruk gereği yapılır. Abdest, gusl abdesti suyla alınır. Bebek doğunca suyla yıkanır, hasta ölünce suyla gasledilir. Türklerin hayatı suyla haşır-neşirdir. Ecdadımız, kadını-erkeğiyle sayılamayacak kadar çok sebil inşa etmişlerdir. Sebep yine İslam medeniyeti. Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- buyuruyor ki “günahı çok olan, çok su dağıtsın..” Hiçbir mü’min, kendini günahsız görmez. Onun için ecdat, masraflarını karşılayarak vakıflar inşa etmiş. Onların hemen yanı başında da sebillerden billur sular akıtmıştır. Sultanahmet Çeşmesi, bir sebildir. Aynı şekilde en ücra köyde de bir sebile rastlamak mümkün. Suyla yaşamak seçkin zevklerin gelişmesine de vesile olmuştur. Suya dair en güzel şiirler Türkçe’dedir. Fuzuli’nin Su Kasidesi, vadisinde çağıldayan bir şaheserdir. Peygamber aşkı suyla dile getirilir. Orada sanki su keser. Su şiirleri, sebillerde, çeşmelerde suyla alakalı ayetlerle beraber aynı zamanda hüsnü hat sanatına da fevkalade örnek teşkil ederler. Önceki nesillerde suya dair yüksek bir damak zevki gelişmiştir. Osmanlı Türkleri, İstanbul efendileri, hanımefendileri su dolu kalaylı maşrapadan bir yudum aldıklarında onun menbaını hemen bilirlerdi. Karakulak, Çırçır, Hamidiye, Kayışdağı... gibi. Dünkü hayatımızda yalnızca “Terkos” kelimesi yoktu. Fatih Sultan Mehmed Han’ın 30 Haziran 1453 tarihli fermanı suya dairdir. Arz üzerine eski yollar tamir edilerek şehre su getirilmesini irade buyurur. Nüfusun arttığı devirlerde su sıkıntısının yaşandığı olmuştur. Sultan II. Abdülhamid Han, İmparatorlukta yeniden yapılanmanın mimarıdır. Demiryolundan su ihtiyacına, eğitime kadar hemen her sahada büyük hamleler gerçekleştirir. 1898-99’da İstanbul ahalisine yeni bir su imkânı sunulması için proje çalışmaları başlatır. Neticede Kemerburgaz’da düşük sertlikte leziz bir su bulunur. Projeyi İTܒnün halefi Hendese-i Mülkiye’de su dersleri veren Hulusi Bey hazırlamıştır. Bu suya “Hamidiye Suyu” ismi verilir. Bu vesileyle yapılacak sebilleri de Sultan bizzat çizer. Onlardan biri Hamidiye Camii’nin bahçesindedir. 1899’da projesi bitirilen Hamidiye Suları, 26 Mayıs 1902’de Kemerburgaz’dan adam boyu künkler ve pompa istasyonlarıyla İstanbul’a ulaşır ve sebillerden akmaya başlar. 1979’da Belediyeye devredilerek şirketleşen Hamidiye Suları şimdi, IBWA/ Avrupa Şişelenmiş Su Birliği tarafından 5 dalda ödüle layık görülmüş bulunuyor. O, artık bir dünya markası. 26 Mayıs 2002 İstanbul çeşmelerinden Hamidiye Suyu’nun 100. akma yılı. Bu münasebetle İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ ve Hamidiye Kaynak Suları Aş, zengin etkinlikler içindeler. Hamidiye Camii’nin avlusundaki sebilden 100 adet döktürmüşler. 99’u İstanbul semtlerine dikilecek. 1’i de Viyana Belediyesinin isteği üzerine oraya gönderiliyor. Viyana’daki o sebilden Barış Suyu akacak. Ayrıca Fotoğraf Sergileri, Su Şiirleri Gecesi... gibi faaliyetler de var. Ümit ederiz Hamidiye Sebillerinin eskilerinden de sular akar. Onu da bekliyoruz. Ayrıca eskiden olduğu gibi şişelerin üzerinde vakfın bânisi sultanın tuğrası yeniden yer alır. Bu da vefa gereği lazım. Dünden bugüne hizmeti geçenler su gibi aziz olsunlar... Su, sevaba akar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110389
    % 0.97
  • 3.8376
    % -0.68
  • 4.5307
    % -0.43
  • 5.1459
    % 0.04
  • 155.563
    % -0.21
 
 
 
 
 
KAPAT