BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir intihar klasiği; Boğaziçi köprüsü

Bir intihar klasiği; Boğaziçi köprüsü

Ali ile Esma isimli çiftin intiharları basında büyük yankı uyandırdı. Zira yaya trafiğine açık olan köprüde o zamana kadar hiç kimsenin böyle bir şey aklına gelmemişti. Ve ardından köprü yaya trafiğine kapatıldı. Bazı kesimler, köprünün gri renginin mavi ile değiştirilmesiyle intihar oranının azalacağını iddia ediyorlar. Peki neden mavi? Freud, maviyi sakin diye niteliyor. Faber Birren ise, tansiyonu düşürdüğünü söylüyor. Araplar ise; mavi taşların, kanın akışını yavaşlattığına inanıyor.



Memleketinden geleli altı ay olmuştu. Ne bir iş, ne başını sokacağı bir yer, ne de cebinde bir cigara parası vardı. Günlerdir kapı kapı dolaşıp iş arıyordu, gurbetin yüzü soğuktu, hemşehrilerinin bile hayrını görememişti. Sabahladığı bir bankta hava aydınlanana kadar köydeki sözlüsünü düşündü. İyice umutsuzluğa kapıldı ve birden bire tüm ihtişamıyla duran Boğaz Köprüsü gözüne takılıverdi. Hemen oracıkta taksinin birine kendini attı. Köprünün ortalarına yaklaştıklarında midem bulanıyor bahanesiyle taksiyi durdurdu... Kaşla göz arasında köprü korkuluklarına atıverdi kendini. Bir süre korkuluklara asılı kaldı... Köprü trafiği birden bire felç olmuştu. Çevresini onlarca insan sarıverdi ve her biri ayrı ağızdan; - Yapma kardeşim kıyma canına... - Bak eğer işin yoksa söz sana ayarlayacağım, inat etme gel... - Allah aşkına yapma kardeşim, sevdiğin biri mi var? inan sana yardımcı olacağım... - Günahtır kardeşim, bak genç adamsın önünde daha uzun yıllar var... Diyordu... Sımsıkı kavradığı korkulukları bir türlü bırakamadı. Geçen Cuma hutbede hocanın söyledikleri aklına geldi birden... Hoca kürsüden intihar bahsini anlatırken, "Malını, mevkisini kaybettiği için veya düşman eline esir düştüğü için intihar eden, yani kendini öldüren ahmaklarda şecâ'at değil, korkaklık vardır. Şecâ'at sahibi olan derdlere, belalara göğüs gerer, dayanır, sabreder. Bu ahmaklar ise, ölmekle sıkıntıdan kurtulacaklarını sanırlar. Bunlar çok cahildir. Ölünce daha çok sıkıntılara, acılara düşeceklerini bilmiyorlar. İntihar etmek, başkasını öldürmekten daha büyük günahtır. Şiddetli azab çekecektir. Ölmeyi değil, Allahü Teâlâ'dan sıhhat ve afiyet istemelidir" demişti. Kısacık bir an, hayatının muhasebesini yapmaya başladı garip... Bir an için "Ne işim var burada?" diyen gözlerle çevresine bakındı... Bu sırada polisin biri onun dalgınlığından yararlanarak kolunu sımsıkı kavrayıp bir hamlede içeri alıverdi... Hayat ile ölüm arasındaki o ince çizgiden bir yenisi daha kurtulmuştu o an. Ama intiharların bir türlü ardı arkası kesilmedi... Ali ve Esma ile başladı İntihar geleneğini ilk başlatan Ali ile Esma isimli çift oldu. 14 Ocak 1975 günü sessiz sedasız köprünün korkuluklarına çıkan çift, boğazın derin sularına kendilerini bırakıverdiler. Korkuluklarda ne can pazarlığı yaşandı, ne de cesetleri bulunabildi bu çiftin. İntiharları, basında büyük yankı uyandırdı. Yaya trafiğine açık olan köprüde o zamana kadar hiç kimsenin böyle bir şey aklına gelmemişti. Ve ardından köprü yaya trafiğine kapatıldı. Boğaz Köprüleri Koruma Şube Müdürlüğü'nün son 6 yıllık detaylı kayıtları incelendiğinde özellikle krizden sonra intihar vakalarının arttığını gözleniyor. 1998 yılında 95 olan intihar teşebbüslerinin 15'i, 1999 yılında 112 teşebbüsten 12'si ölümle sonuçlanmış. 2000 yılında özellikle ekonomik krizin başladığı Ağustos-Eylül aylarında büyük artış göstererek 119'a ulaşmış ve 11'i ölümle sonuçlanmış. 2001'de bu rakam 169'a, ölüm oranı da 21'e ulaşmış. 2002 Mayıs sonu itibariyle 97 girişimden 14'ü ölümle sonuçlanmış. Ve köprü intiharlarının bilançosu: son 6 yılda 663 intihar girişiminden 92'si ölümle sonuçlandı. İntihar teşebbüsçülerinin ortak yanı yüzde 95'lere varan oranlarda erkek olmaları. Son 6 yılın kayıtlarına 75 kadının intihar teşebbüsünden sadece 5'i ölümle sonuçlanırken erkeklerin 588 teşebbüsünden 87'si ölümle sonuçlanmış. Dikkatimizi çeken bir diğer ayrıntı da intiharların en yoğun yaşandığı ayların Temmuz ve Kasım ayları olması. Tabii bunca intihar teşebbüsü içinde sevindirici sonuçlarda yaşanmıyor değil. Kendilerini köprü korkuluklarından boğazın derin sularına bırakıp da hayatta kalmayı başarabilen 10 kişinin varlığı gibi. Köprünün aboneleri Bazı intihar teşebbüsçüleri var ki onlar zaman zaman köprü korkuluklarına uğramadan edemiyor. Son 6 yılın kayıtlarına göre değişik tarih ve saatlerde intihar teşebbüsünde bulunan bu kişilerin sayısı 28. İçlerinde A.D. isimli vatandaş şu ana kadar yaptığı 4 teşebbüsle bu alanda kötü bir rekorun sahibi. Boğaz Köprüleri Koruma Şube Müdürlüğü yetkililerinden edindiğimiz diğer bilgi ise inanılır cinsten değil, isimlerini söylemek istemeseler de sıcak haber peşinde koşan bazı medya kuruluşları para karşılığında intihar şovcularını tutup, özel haber diye manşetlerde yayınladıkları yolunda... Maviye mi boyasak... İntihar vakalarının müsebbibinin köprünün gri rengi olduğu iddiaları da hayli şaşırtıcı. İddia sahiplerine göre gri rengi, kaos ve karamsarlığı simgeleyen, maneviyatı bozan, huzuru kaçıran ve intihar duygusunu fişekleyen bir renkmiş. Yapılan tekliflerin başında köprünün gri renginden farklı olarak daha canlı renkler ile değiştirildiğinde intihar etme oranının azalacağına dikkat çekiliyor. Özellikle üzerinde durulan renk ise mavi. Peki neden mavi? İşte birkaç sebep; Freud, maviyi sakin diye niteliyor. Faber Birren ise, tansiyonu düşürdüğünü söylüyor. Araplar ise; mavi taşların, kanın akışını yavaşlattığına inanıyor. Zaten nazar boncuğunun mavi renkli olması da buna bağlanıyor. Sakinleştirici bir renk olduğuna inanılıyor, batıda bu etkisi yüzünden, intiharları azaltmak için, köprü korkuluklarını maviye boyuyorlar. Bilim adamları mavi rengin enerjisiyle insanları hayata bağladığı, intihara teşebbüs edecek kişinin bütün siniriyle köprü korkuluklarına gelse bile mavi renginin o kişiye yaşama sevinci verebileceği ve bütün sinirlerini bastıracağı ve nihayetinde bütün stresini bastırıp hayata bağladığını iddia ediyor. Son günlerde gündeme gelen tedbirlerden biri de köprü korkuluklarının yanına çelik tel ve cam duvarlar çekmek. Ancak yapılan etütlerde korkulukların 3-4 metreye yükseltilmesi veya üzerine tel çit çekilmesi köprüye ilave yük olacağı, bunun da rüzgarın salınımlarında getireceği yükün artırması gerekçesiyle şimdilik rafa kalkmış durumda.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT