BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EKO LİFE

EKO LİFE

Bu işin çaresi Bostancıoğlu’nda Türk eğitim sisteminin uzun yıllara dayanan çarpık yapısının bir kalemde düzeltilmesini elbette kimse beklemiyor. Ancak, bir kalemde düzeltilebilecek bazı şeylerin de gözümüzün önünde bir “dağ” gibi durmasını kabullenemiyoruz.



Bu işin çaresi Bostancıoğlu’nda Türk eğitim sisteminin uzun yıllara dayanan çarpık yapısının bir kalemde düzeltilmesini elbette kimse beklemiyor. Ancak, bir kalemde düzeltilebilecek bazı şeylerin de gözümüzün önünde bir “dağ” gibi durmasını kabullenemiyoruz. Örneğin, şu önümüzdeki Haziran ayını ele alalım... Haziran çoğu kişi için bir şey ifade etmese de milyonlarca öğrenci için bir “imtihan ayı”dır. İlköğretim son sınıf öğrencileri olsun, lise son sınıf öğrencileri olsun, son eğitim yıllarında, harıl harıl hem okuldaki derslerine çalışır, hem de sene sonunda girecekleri devlet liseleri, ÖSS gibi imtihanlara hazırlanır. Kimi dersaneye gider, kimi evinde çalışır ama neticede bu son sınıflardaki milyonlarca öğrenci istikballerini kurtarabilmek adına yoğun bir stres girdabının içerisine sürüklenirler... İşte buradan hareketle, imtihanlara hazırlanan öğrenciler hastanelere hücum ederek “rapor” almaya çalıştıklarını görüyoruz. Tek amaçları var; imtihanlara daha iyi hazırlanabilmek... Durum böyle olunca, hem doktorlar hem de okul yönetimleri “sınıflar boşalmaya” başlayınca çareyi Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurmakta bulmuşlar. Milli Eğitim Bakanlığı da geçtiğimiz günlerde “dahiyane” bir fikirle, rapor alımlarının önüne geçebilmek için bir genelge yayınladı ve “devamsız öğrencilerin eğitimle ilişiklerinin kesileceğini” müjdeledi(!) Bir zamanlar bir Milli Eğitim Bakanı’nın “Şu okullar olmasa eğitimi ne güzel işletirdik” demesi gibi şimdiki Milli Eğitim Bakanlığı yöneticileri de, “Öğrenciler olmasa eğitim ne güzel yürür” mantığına kapılmış görünüyorlar. Şu kısacık çocukluk ve gençlik hayatında birer “yarış atı” haline getirilen öğrencilerimiz ve onların cefakâr velileri adına Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’na velilerin bize ulaştırdığı bir teklifi iletiyoruz: İlköğretim ile lise son sınıflardaki çocukların, son eğitim yıllarında imtihanlara hazırlandığı bugün değil yıllardan beri süre gelen bir gerçek... Hem şu rapor rezaletinden kurtulmak için hem de çocukları bu kadar yoğun bir strese sokmamak için ilköğretim ve liselerin son sınıflarında eğitim bir veya birbuçuk ay önce bitirilemez mi? Böylece hem o çocukları daha bir fidanken stres batağında kaybetmemiş oluruz, hem de daha bu yaşta ‘rapor’ alma gibi ‘sahtekârlıklara’ onları bulaştırma ayıbından kurtuluruz. Şenol Güneş A Milli Futbol Takımımız şu sıralarda Güney Kore’de ve çalışmalarını sürdürüyor. Kendilerinden ne kadar “zafer” beklesek de, gelen bilgiler ve gözümüzün gördükleri buna işaret etmiyor. En basiti Hong Kong’ta oynadığımız hazırlık maçları bunun en güzel göstergesi... Brezilya ile oynayacağımız maça bir hafta kaldı ama Teknik Direktör Şenol Güneş daha ideal 11’imizi belirleyemedi. Kim nerede oynuyor, sistem nedir, bunların hiç biri net olarak ortaya konulmuş değil. Bir de, Güneş’in kendi çıkardığı ve Milli Takım’ın da moralini bozan oyuncu elemesi var ki, tam bir facia... Tayfun, Serhat gibi futbolcuları sen kalk Hong Kong’a götür, ondan sonra “İşime yaramıyorsunuz” diyerek, “Hadi evinize” deyip geri gönder... Ciddi bir teknik adamın yapacağı şey mi bu? İdeal kadronu Türkiye’de belirler, ondan sonra nereye gidiyorsan gidersin... Maçlara bir hafta kalmışken o futbolcuyu çıkar, bu futbolcuyu oynatla takım oluşturulmaz. 6-7 kişilik kemik kadro kurarsın, onların etrafında oyuncu değiştirir, takımın iskeletini meydana getirirsin... İlk devre başka takım ikinci devre başka takımla sahaya çıkarsan, Güney Afrika karşısında olduğu gibi hem oyun olarak hem skor olarak boynu bükük sahadan ayrılırsın. Hong Kong’daki maçlar sonrasında ve Güney Kore’ye indikten sonra Şenol Güneş, havalardan şikayet ediyor. Ee, sen Milli Takım’la birlikte ilk defa oraya gidersen olacağı bu... Oysa dersine çalışan bir teknik adam Güney Kore’ye çok önceden gider, hava ve zemin şartlarına göre tedbirlerini alır, ondan sonra hazırlıklarına başlar. Sadece köşe yazarları değil tüm ülke, Milli Takım’ın başarılı olmasını bekliyor, dualarını onlara gönderiyor. Teknik Direktör Şenol Güneş de, umarız bu beklentilerin farkındadır ve aynı ciddiyetle çalışmalarını yürütür. Yok aksi olursa, Türk medyasında hazırlanan “idam sehpaları” sabırsızlıkla Şenol Güneş’i beklemektedir! Bravo Mehmetçik! Sıra işadamında Balkanlar, Osmanlı’nın son zamanlarından itibaren Türk’ün yüreğinde hep kanayan yara olarak kaldı. İnsanlarımızı onlarca yıl önce gönlümüzle birlikte burada bırakıp çekildik. İşte bu topraklarda geçtiğimiz günlerde büyük bir coşku vardı. Kosova’daki Türk Kuvvetleri Komutanı Yarbay Kahraman Güneş’in büyük katkısı ile, anne ve babası iç savaşta hayatını kaybeden 53 yetim çocuk sünnet edildi. 53 yetim Türk ve Müslüman çocuğu erkekliğe ilk adımı ünlü sünnetçimiz Kemal Özkan ile birlikte attılar. Yarbay Güneş, bununla da kalmadı. Türkiye’den Özkan aracılığıyla getirttiği hediyeleri miniklere dağıttı. Kemal Özkan’a, tören esnasında ve Balkan topraklarında neler hissettiğini sorduk: “Bundan 450 yıl önce Sırbistan’dan getirilen bin 200 devşirme çocuk Kağıthane’de 40 gün 40 gece yapılan şölenlerle sünnet edilmiş. Bugünkü şölenlerin öncüsü ve kaynağı olan geleneği ben yüzyıllar sonra yapmanın mutluluğunu ve gururunu yaşadım. Türk Kuvvetleri Komutanı Yarbay Kahraman Güneş’in katkıları çok büyük oldu. Türkçe’yi bile zor konuşabilen ve asimile politikasına uğramış bu çocukların mutluluğu da benim için ayrı bir gurur kaynağıydı. Bu manzarayı gördükten sonra 9-10 Temmuz’da 150 çocuğun daha sünnetini yapmayı teklif ettim. Onlar da büyük bir memnuniyetle kabul ettiler. Direnes Belediye Başkanı İzzet İbrahim ve Tabur Komutanı Yarbay Kahraman Güneş’le birlikte gerçekleştireceğimiz bu sünnet şölenine Türkiye’deki Türk işadamlarının da büyük desteğini bekliyorum. Bu desteği alabildiğim takdirde, Kosova’da yaşayan Müslümanlarımıza o sünnet coşkusunu Osmanlı’dan sonra bir kez daha tattırmak istiyorum. Sünnet düğünümüzde kazanlar kurulacak, pilavlar ve etler pişirilecek, sanatçılar şarkı söyleyecek. Buradaki Türkler de yüzyıllar sonra Türk usulüyle eğlenmenin tadına varacaklar.” Kemal Özkan’ın çağrısı bu... Biz de bu çağrıya aracılık yaptık. Elçiye zeval olmaz, diyor ve Türk işadamlarını bu anlamlı etkinlikte Mehmetçik’e ve Kemal Özkan’a destek olmaya davet ediyoruz. Bakan Vural’a çağrı Ulaştırma Bakanı Oktay Vural’ı bu sütunlardan zaman zaman eleştirdik, başarılı icraatlarını da yine bu sütunlardan tebrik ettik. Çok geniş kapsamlı olan “Ulaştırma” kelimesinin içerisine neler girdiğini tek tek anlatmaya gerek yok. Bu kavramın içerisine giren olaylardan biri de havalimanlarımızdır. Bakan Vural’ın, havalimanlarının modernize edilmesi çalışmalarını takdirle karşılıyoruz. Ne var ki, bazı havalimanlarından son zamanlarda bazı hoş olmayan “kokular” geldiğini de belirtmek istiyoruz. Özellikle havalimanlarında bulunan marka sahibi dükkanların kiraya verilme usullerinde bazı çarpıklıklar olduğunu belgeleriyle biliyoruz. Dükkanların bazıları ihalesiz ve Türk Lirası üzerinden kiraya verilirken, hemen yanı başındaki aynı ebatlı ve aynı işlevi gören dükkanların “ABD Doları” üzerinden ama ihaleyle satışa sunulduğunu gözlemliyoruz. Özellikle Atatürk Havalimanı’ndan yoğun şekilde bize ulaşan şikayetleri buradan Ulaştırma Bakanı Oktay Vural’a iletiyoruz. Havalimanlarımızı çağın gerektirdiği temizliğe ve etkinliğe kavuşturmada büyük emekleri olan Bakan Vural’ın bu konulara da en kısa sürede el atacağını ümit ediyoruz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT