BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Belki bir ümit ışığı kardeşim için yanar...

Belki bir ümit ışığı kardeşim için yanar...

Dertler paylaşıldıkça azalırmış, derler ya. Bizim çaresizliğimiz, biz ümitlendikçe çoğaldı. Benim 26 yaşında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, hasta ve çok çaresiz bir erkek kardeşim var. “Belki bir ümit olur” diyerek bunları yazıyorum.



Dertler paylaşıldıkça azalırmış, derler ya. Bizim çaresizliğimiz, biz ümitlendikçe çoğaldı. Benim 26 yaşında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu, hasta ve çok çaresiz bir erkek kardeşim var. “Belki bir ümit olur” diyerek bunları yazıyorum. Biz çok fakir bir ailenin çocuğuyuz. Hiçbir geliri ve devlet güvencesi yok babamın. Yıllar önce kardeşim liseyi birincilikle bitirdi. Öğretmenleri, kardeşimin okuması gerektiğini söylediler. Babam çok zor şartlarda, inşaatlarda amelelik yaparak ve eş-dosttan borç alarak kardeşimi okuttu. Artık çaresizlik bitti sanmıştık. Kardeşim iyi bir işe girip borçlarını ödeyecekti. Zaten babam da yaşlandı, hasta ve çalışamıyor. Kardeşim mezun olalı 4 yıl oldu. Yıllardır iş aramasına rağmen bir iş bulamadı. Kardeşim, mesleğiyle ilgili zor da olsa kendini yetiştirdi. Ama çaresizlik peşimizi bırakmadı. Son bir yıldır, aşırı stres, bakımsızlık, üzüntü yüzünden tüberküloz oldu. Doktorlar, hastanın psikolojik durumunun iyi olması gerektiğini, iyi ve uzun bir tedavinin yapılmasını söylediler. Akciğerde hızla büyüyen bir yara bulunduğunu söylediler. Biz, aylardır ilaçlarını bile zor alıyoruz. Bu hastalığı tedavi ettirmeye gücümüz yetmiyor. Hastalık da çaresizlikten, gittikçe ilerliyor. Son muayenesinde, hastalığın hızla ilerlediği, ayrıca karaciğerde büyüme olduğu, siroz olabileceği söylendi. Kardeşim şimdi daha da çaresiz... Tüberküloz hastalarının tedavisini devletin yapması gerektiğini biliyoruz. Gereken yerlere başvurduk, ama hiçbir sonuç yok. Kardeşim ayrıca, Cumhurbaşkanlığı’na, Başbakanlığa ve Sağlık Bakanlığı’na ve başka gerekli yerlere mektup yazdı; ama sonuç yok... Yıllardır çektiğimiz çaresizlik anlatılmakla bitmez. Zaten fakirdik, moralmen de bittik. Kardeşim ne yapsın? Adım adım ölüme gidiyor, ölüme mi terkedilsin? Bir genç kolay mı yetiştiriliyor, kolay mı okutuluyor? Öncelikle kardeşimin tedavisi gerekiyor, bunu nasıl yapacağız? Sonra da kardeşimi hayata bağlayacak bir iş lazım; bu hususta bize yardım edecek kimse yok mu? > İsmi Mahfuz - KONYA Artık dertlerimizi paylaşan yöneticiler istiyoruz Samsun’da ikamet etmekte olan bir Sosyal Sigortalı’yım. Cildimdeki bazı rahatsızlıklardan dolayı sigorta hastanesinin yeni uygulaması gereği, randevu almak için telefon açtım. Bir hafta geçmesine rağmen randevu alamadım ve halen rahatsızlığım devam etmekte. Ta ki hastalığım hat safhaya ulaşıp, acile yatmadıkca muayene edilemeyeceğim. Yekililere soruyorum, doğru olan bu mudur? Her ay maaşımdan belli oranlar nispetinde kesinti yapmasını becerebilen bu kurum, acaba sağlık hizmetlerine geldiğinde neden kesintiler kadar dikkatli olmuyor. Kendileri sağlık problemlerini Sosyal Sigortalar hastanesi aracılığı ile gidermeye çalışmışlar mı acaba? Toplumca bizleri gerçekten çok sarsan bir krizin içindeyiz ve herkes sizler gibi özel hastanelerde muayene olamıyor. Ya bu insanlar vicdan muhasebelerini yapamıyorlar, ya da bulundukları mevkide kaldıkları müddetçe elde ettikleri kârı düşünüyorlar. Bu yazdıklarım sadece benim olan şikayetler değil, sağlık hizmetleri Türkiye’de bu kadar çökmüş bir halde iken, bazı sivri zekalar yabancı ülkelerden hastaların Türkiye’ye gelerek muayene olacağını söylüyorlar. İlk önce kendi vatandaşlarının sağlık problemlerini halletsinler, daha sonra dışarıdan hasta kabul etsinler. Artık gerçekten bizlere saygı duyan bizlerin dertlerini paylaşan yöneticiler istiyoruz. > İsmi mahfuz - SAMSUN Bu kadarcık özgürlük neden çok görülüyor? Ben, hiçbir siyasi partiye, ya da gruba mensup değilim. Şimdiye kadar hiçbir partiye oy da vermedim. Sadece inancının gereğini yerine getirmeye çalışan, herkesle diyaloğu olan, kimseye karşı art niyyeti bulunmayan bir genç kızım. Ama bütün bu iyi niyyetime ve iyimserliğime rağmen, bazı kişilerin davranışı beni de çileden çıkardı. Önce, devam etmekte olduğum üniversitedeki tahsilimi yarıda bırakmama yolaçtılar. Sonra da müracaat ettiğim her işte çeşitli engeller çıkarıldı. Kıyafetim yüzünden adeta dışlanıyorum. Televizyonlardaki programlarda sık sık “herkesin ibadet etme özgürlüğü”nün bulunduğundan sözedilir. Oysa bazı kimseler bu kadarcık özgürlüğü bile çok görüyor. Geçenlerde, ablam ve eniştem ile birlikte, Karşıyaka’da bulunan bir alış-veriş merkezine gittik. Akşam namazı zamanı sıkıştı. Namaz kılacak bir yer, bir mescit sordum. Herşey düşünülmüş, ama ne hikmetse halkının %99’u müslüman olan bu ülkede ibadet etmek isteyenlerin olabileceği düşünülmemiş. Namaz kılmak için küçücük bir oda şöyle dursun, uygun bir köşe bile göstermediler. O insanlar da benim gibi, ama “patron işten atar” endişesiyle birkaç dakikalığına uygun bir köşede namaz kılmama sıcak bakmadılar... Ben de bir vatandaş olarak o tür yerleri protesto ediyor ve bir daha oralara adımımı atmıyorum... Halbuki hangi fikre mensup olursa olsun, her kesimden insanlarla çok iyi diyalog kurabilen biriyim. Fakat açıkça sergilenen bu haksızlıklara artık tahammül edemiyorum. Benim gibi masumane bir şekilde inancını yaşayanlarla uğraşılacağına, toplumun değer yargılarına tamamen ters olanlarla uğraşılsa... Sonra da çıkıp, satanistlerden, bunalıma, intihara sürüklenen gençlerin çoğalmakta olduğundan şikayet ediyorlar. Buna hakları var mı? > Ayça - Bornova / İZMİR Uşak ile Kütahya’nın “Simav” kavgası Uşak Valisi Ayhan Çelik’in Kütahya’nın Simav ilçesine gelerek, bazı milletvekilleri ile Simav’ın Uşak’a bağlanması için referandum yapılması yolunda çalışmalar yaptığı iddiası Kütahya’da şok etkisi yaptı. Olaya sert tepki gösteren Kütahya Valisi Aydın Güçlü, Milletvekili Emin Kara, Ticaret Sanayi Odası Başkanı Nafi Güral ve Kütahya halkı, ilin birlik ve beraberliğini zedeleyici bu tür davranışlardan üzüntü duyduklarını belirttiler. > İhsan Tunçoğlu - KÜTAHYA Neden işlemler yavaş, bilgi verilmiyor? Bağ-Kur Genel Müdürlüğü’ne; 463505795 numaralı Bağ-Kur’luyum. Bir sene önce malulen emeklilik için, müracaat ettim, ama hâlâ ses yok. Tam Teşekküllü hastane raporu ve diğer istenen herşey dosyamda mevcut. 8 yıl 5 ay 24 gün bil fiil 11. basamaktan prim ödedim. Neden beklettiklerini bilmiyorum. Doğru-dürüst bilgi verecek kimseyi de bulamıyoruz. Vatandaşın işiyle böyle mi ilgilenilecek. Lütfen en kısa zamanda bizi bilgilendirin... > Abdurrahman Aydınoğlu - İSTANBUL
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT