BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmâm-ı Gazâlî “rahmetullahi aleyh”

İmâm-ı Gazâlî “rahmetullahi aleyh”

“Mîzân”ın iki gözü, yâni kefesi vardır, Biri “Zulmet”ten olup, ikincisi “Nûr”dandır. Mîzan günü, insanlar secdeye kapanırlar, Lâkin secde edemez “Kâfir” ve “Münafık”lar. Zîra îmânsızların hepsinin beli o gün, Sanki “Demir” kesilip, hiç olmaz secde mümkün.



“Mîzân”ın iki gözü, yâni kefesi vardır, Biri “Zulmet”ten olup, ikincisi “Nûr”dandır. Mîzan günü, insanlar secdeye kapanırlar, Lâkin secde edemez “Kâfir” ve “Münafık”lar. Zîra îmânsızların hepsinin beli o gün, Sanki “Demir” kesilip, hiç olmaz secde mümkün. Kur’ânda “Nun sûresi”, kırkikinci âyeti, Şöyle beyan ediyor bize bu hakîkati: “Secdeye çağrılırlar mahşer günü cümle halk, Lâkin buna, kâfirler olamazlar muvaffak.” Hükmeder önce Allah, hayvânât arasını, Alır “Boynuzsuz” koyun, “Boynuzlu”dan hakkını. “Dağ hayvanları” ile her çeşit bütün “Kuşlar”, Hepsi, aralarında o gün hesaplaşırlar. Sonra “Toprak olunuz” diye nidâ olunur, Hayvânâtın cümlesi, bir anda “Toprak” olur. Kâfirler şöyle der ki buna hayıflanarak: “Keşke hayvanlar gibi olsaydık biz de toprak.” Onlar toprak olunca, Hak teâlâ bâhusus, Şöyle nidâ eder ki: “Nerdedir Levhi mahfuz?” Yine bu nidâyı da, arsa-i Arsat’ta, Ehl-i mahşerin hepsi işitir o sâatta. Hesap başlamıştır ki insanlara o zaman, Başlanır sonulmağa önce “Levhi mahfuz”dan. Buyurulur ki: “Ey Levh, Tevrât, İncîl ve Kur’ân, Bunlarda yazdıklarım nerdedir, eyle beyan.” O der ki: “Yâ İlâhî, ma’lumdur hazretine, Cibril tebliğ eyledi, bir bir sahiplerine.” “Levh”in bu şekildeki cevabına mukabil, Hak teâlâ sorar ki: “Nerededir Cebrâil?” Cibril aleyhisselâm, titrer hâlde bu sefer, Gelir ve hayretinden diz üstü yere çöker. O zaman Hak teâlâ, hazreti Cebrâile, Hitaben buyurur ki: “Ey Cibril, beyan eyle, Bu Levh der ki, sen benim bütün vahiylerimi, Alıp tebliğ etmişsin Resullere, öyle mi?” Buna cevap olarak Cibril aleyhisselâm, Der ki: “Doğru yâ Rabbî, ilettim hepsini tam.” O böyle arz edince, o zaman Hak teâlâ, Sorar ki: “O teblîği nasıl yaptın pekâlâ?” Cibril aleyhisselâm arz eder: “Yâ İlâhî, Kendi sahiplerine ilettim her bir vahyi. Tevrât’ı Mûsâ’ya ve hem İncîl’i İsâ’ya, Götürdüm Kur’ânı da Muhammed Mustafâ’ya. Bunlardan ayrı olan sahifeleri dahî, Kendi sahiplerine ilettim yâ İlâhî” O böyle arz edince, Hak teâlâ, bu sefer, “Resuller”i çağırıp, onlara sual eder.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT