BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medine'den Marmara'ya

Medine'den Marmara'ya

Fetihle birlikte dünya değişir. Krallar top kullanır, derebeylerini yıkarlar. Gemiciler pusulayı öğrenir, okyanuslara çıkarlar. İlmin göz kamaştıran ışığı Avrupa'yı sarar ve rönesans başlar.



‘Şehir kuşatmak’ iki kelimeyle söylenir, ama kolay iş değildir. İstanbul'u kuşatmak Osmanlı'yı da yıpratır, lâkin Bizans, iyiden iyiye usanır. Rumlar açıktan açığa "öldükten sonra vuruşmanın manası ne?" demeye başlar, silah bırakırlar. Vurguncular fiyatlar biraz daha yükselsin diye buğday saklar, bulanık suyu bile altınla satarlar. Hakkını yemeyelim, İmparator gayretli ama acizdir. Son bir kez kalabalığı toplar ve onlara çok duygulu bir konuşma yapar. Doğrusu şu ki Rumlar'ı yeni bir havaya sokar, hepbirlikte çığlıklar atar "ölümüne savaş" kararı alırlar. Fatih son bir kez daha teslim çağrısı yapar ki bu dinimizin gereğidir. İmparatora Mora Despotluğu'nu ve hazinelerini alıp çıkmasını teklif eder. Konstantin "Buna yetkim yok" der, "ölünceye kadar çarpışacağım!" Zor günler Bu arada Macar elçisi gelir ve kuşatmanın derhal kaldırılmasını ister. Gerginlik sürerken silah ve erzak dolu 4 büyük kalyon Haliç'e girer. Yaygın kanaat bunların öncü oldukları hakkındadır. Güya yüzlerce parçalık haçlı donanması Eğriboz ile Sakız aralarında bir yerlerde olduğu bilinmektedir. Bozguncular seslerini yükseltir, "Be hey tıfıl" derler, "Yıldırım gibi bir cengaverin bile gücü yetmedi, İstanbul'u almak sana mı kaldı?" Ordugâhı saran fısıltılar neyse de "Eğlence arayan şımarık çocuk" benzetmesi Fatih'i çok yaralar. Yemekten içmekten kesilir ve sabahlara kadar ağlar. Zaten 50 gündür uykuya hasrettir ve gözleri kan çanağını andırır. Öyle ya fidan fidan yiğitler toprağa düşerken nasıl uyunur, hem artık dayanacak takatı kalmamıştır. Yastığı sırılsıklamdır ve tırnaklarıyla yola yola yüzünü kanatır. Ancak Zağanos Paşa bir serhat kurtudur, söylentilere güler geçer. Batı dünyasının içinde bulunduğu durumu iyi bilir ve "Sen işine bak sultanım" der, "şu anda yardım filan gelemez". Akşemseddin Hazretleri ise "İstişare et, karar ver ve asla dönme" hadisini şerifini hatırlatarak ondan güçlü olmasını ister. Büyük veli rahat ve rahatlatıcıdır. Israrla 29 mayıs gecesini işaret eder ki, zamanın kutbu (Ubeydullah-ı Ahrar) onlarladır. Fatih surlara ilk çıkana rütbeler vaad eder, ordunun moralini yükseltir. Planları son bir kez gözden geçirir. Buna göre Hamza bey denizden surlara yaklaşacak, muhafızları yerinde tutacaktır. Zağanos Paşa Haliç köprüsünden (varillerden yapılma bir köprüdür) saldırıp dikkat dağıtacak ama şehre Bayrampaşa cihetinden dalacaklardır. Surların dişleri sökülür O gece surlar biteviye hırpalanır, Bizans nefes alamaz. Osmanlı ordusundaki Hıristiyanlar hücum gününü okların ucuna bağladıkları mektuplarla kaledekilere duyurmuş olmalıdırlar. Şehirden kaçışlar başlar ki, Fatih'in istediği de budur. Bayrampaşa vadisinde 300 metre büyüklüğünde bir gedik açılır. Ancak burası binlerle muhafızla korunur. O gece Marmara kıyılarından Galata sırtlarına mum donanması yapılır. Şehir, ışıktan bir çember içine alınır. Sahrayı kös sesleri sarar. Bunlar infaz bekleyen mahkumları çıldırtan saat tıktıklarını andırır. Topçu ateşi gitgide hızlanır, surlar hallaç gibi atılır. Gece 1.30 civarında mücahidler "Ya Allah!" der, surlara yürürler. Önce gençler ve tarikat gönüllüleri hücuma geçer. Merdivenleri dayar, maniaları yıkarlar. Bunların çoğu şehadet şerbetini içer, ardından tecrübeli Anadolu askerleri gelir ve surlarda tutunmayı başarırlar. Ulubatlı Hasan ve arkadaşları basamak olur, diğerlerine yol açarlar. Ancak 2 saat süren kanlı mücadeleden sonra ilerliyemez olurlar. Kiliselerin çanları acı acı çalar, halk taş yağdırmaya başlar. Şimdi bütün Bizans buradadır. İşte tam o esnada yeniçeriler görünür ve gırtlak gırtlağa bir kavga başlar. Türkler o kadar çok ok atarlarki gökyüzünü kararır. Nitekim bu oklardan biri komutan Jüstüniani'yi devirir. Kan görünce ölüm korkusuna kapılan genç komutan kendisini gemisine götürmelerini ister. İmparator adeta yalvarır "N'olur yapma kaptan" der, "Şu kadarcık yaradan kimse ölmez, yoksa dağılırız" Onun kaçar gibi uzaklaşması Hıristiyan saflarında panik başlatır. Sultan Mehmet birlikleri sürekli değiştirir, dinlenmiş askerlerle cepheyi destekler. Derken iki rekat namaz kılar ve erlerinin arasına katılır. Artık Bizans'ın dayanacak takatı kalmamıştır. Halk panik içinde kaçışır, kiliselere sığınır. Fatih düşmanın mertini sever, İmparator'a kahraman muammelesi yapacaktır ama öldüğünü duyar. Doğrusu şu ki Kral er gibi dövüşür ve askerce ölür. Ayasofya’da ilk namaz Topkapı'yı baltalarla parçalayan kapıkulu askerleri öteki birliklerle birleşirler, Önce Edirnekapı'daki, sonra Mevlanakapı'daki direnişi kırarlar. Zağanos Paşa köprüden geçer, hücuma kalkar. Haliç'teki denizcilerimiz Fener sahillerine çıkarma yaparlar. Cebe Ali Bey komutasındaki leventler surları kolayca aşarlar. İşte o semte bu yüzden Cebe Ali (Cibali) derler. Hamza Bey'in denizciler ise Samatya mevkiinde surlara tırmanırlar. Türkler dört bir yandan şehre girip Aksaray civarında buluşurlar ve Ayasofya'ya koşarlar. Sur içinde dikkate değer bir direnişle karşılaşılmaz. Halk böylesine genç bir sultanla karşılaşmayı beklemiyor olmalıdır. Fatih'ten ziyade Akşemseddin Hazretlerine hürmet ederler. Büyük Veli sultanı işaret eder. Fatih "Evet" der, "Sultan benim, ama fatih odur!" Sultan Mehmet Ayasofya'ya gelir. Patriği ayağa kaldırır ve ahaliye hayatları ve hürriyetleri hakkında garanti verir. Öğle vakti girmiştir. Yanık sesli bir müezzin mahfile çıkar. Yanık ve çoşkulu bir Kahire aksanı ile ezan-ı Muhammedi okur ki kubbe çın çın çınlar. Fatih Ayasofya'nın camiye çevrilmesini emreder. Onu vakflaştırır ve "ayakta durduğu müddetçe cami kalmasını" vasiyyetine yazar. Fethin akabinde büyük şölenler verilir ve üçüncü günden sonra asker çekilir. Fatih halkın kendi inançları doğrultusunda yaşayabileceklerini duyurur. Saklananlar ortaya çıkar. Hayat eskisi gibi akar. Fatih galiplerle mağlupların birarada yaşamalarını ister. Rumları çağırıp yeni bir patrik seçmelerini emreder. Yeni Patrik Kurtesios Skalorios'u yemeğe çağırır, asasını ve tacını eline verir. Fatih Ortodoks kilisesinden vergi almaz. Bunlar nikah, defin ve veraset işlerini kendi aralarında yürütecekler, açıkça ibadet edebileceklerdir. Fetih esnasında camiye çevrilenler hariç, kiliseleri onlara kalacaktır. İstanbul'un fethi ile katolikler büyük bir yara alır, papaların tesiri azalır. O günden sonra bir daha haçlı seferi düzenleyemezler. Artık Ortodoksların da bağımsız Kiliselerini vardır ve papalar doğulu Hıristiyanları kullanamaz olurlar. Yeni bir çağ: YENİÇAĞ Feth-i Mübin'in ardından dünya değişir. Avrupalı krallar topu kullanmayı öğrenir ve derebeylerini yıkarlar. Merkezi yönetimler güç kazanırlar. Haritalar çabuk değişir, ama artık daha kalıcıdırlar. Avrupa'da Kilise baskısı azalır, hurafe devri biter. Şimdi Müslümanlardan aldıkları temel üzerine yeni birşeyler bina etmenin zamanı gelmiştir. Hasılı Rönesans İstanbul'un fethi ile başlar. Ticaret yolları Müslümanların eline geçince, Avrupalılar yeni yollar (sömürgeler) ararlar. İslâm âlimlerinden dünyanın yuvarlak olduğunu, gemicilerimizden pusula kullanmayı öğrenirler. Şimdi tek iş kalır: Okyanuslara açılmak. Venediklilerin, Cenevizlilerin Karadeniz kıyılarındaki kolonileri sona erer. Asırlarca doğu ticaretini ellerinde tutan İtalyanlar'ın saltanatı biter. Türklere büyük bir güven gelir, batılılar uzun yıllar Osmanlı'nın önüne çıkmazlar. Müslümanlar sanatkârın değerini bilir, Rumlara, Ermenilere ummadıkları imkanlar açarlar. İstanbul bir medeniyet merkezi olur. Türk denizcileri Haliç ve Kadırga'daki tersanelerde büyük gemiler yaparlar. Karadeniz ve Akdeniz Türk gölü olmaya başlar. İstanbul yaşadığı Latin istilasından beri perişan ve bakımsızdır. Fatih önce surları ve civar kaleleri onarır. Liman ağzının karşısına gelen Döküntütaş'a Kızkulesi'ni yaptırır ve toplar koydurur. Rumeli ve Anadolu'dan 5 bin aileyi şehre getirir ki bunlara ücretsiz yer verir. Fatih şehre 1500 yeniçeri bırakır ve Edirne'ye çekilir. Zira Tekfur Sarayı bir konaktan çok, manastırı andırır ve Sultan İstanbul'un karanlık ve kasvetli sokaklarına alışamamıştır. Şimdi şehre yeni bir çehre çizmenin zamanıdır. Sulietinde minareler olan bir çehre..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT