BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapanmayan yara

Kapanmayan yara

Ablasının nişanından bir gün sonra Eskişehir’den İstanbul’a gelmişti otobüsle... İlhan ve Faruk garaja kadar gelmişlerdi Mete’yi uğurlamak için. Arabaya binmeden önce son kez İlhan’a sarıldığında gözyaşlarını tutamamıştı. İlhan’ı ve Eskişehir’i asla unutmayacaktı.



İki ay içinde herşey ne kadar değişti diye düşünüyordu Mete... Eskişehir’e bir yıkım içinde gitmişti. Bir trenin ikinci sınıf vagonunda, kompartımanda yolculuk etmişti. Ne kadar ağlamıştı, ne kadar üzülmüştü. Trende tanıştığı Nilüfer biraz dağıtmıştı hüznünü. Kızın hikâyelerine olan ilgisi derdini unutturmuştu neredeyse... Zeytinburnu’nu geçip Yedikule’ye gelmişlerdi. Mete Yedikule’den başlayıp, Topkapı’ya, Edirnekapı’ya ulaşan ve daha da ötelere giden surlara baktı. Bizanslılar döneminden beri ayakta kalan surlar, İstanbul’a bambaşka bir çehre veriyordu. Bu surlar ve büyük camiler İstanbul’u simgeliyordu. Ölüme gider gibi gittiği Eskişehir, Mete’ye farklı bir dünyanın varlığını hissettirmişti. O güne kadar tanıdığı insanlardan farklıydı Eskişehir’de tanıdığı insanlar. İlhan’la gezip tozmaları, semtleri dolaşmaları. Çamlıca’daki İbrahim dayılar, parkta oturmalar, gecekondu evinde oturan bir akrabalara gitmeleri. Faruk aklına geldi Çamlıca’yı düşününce, çok ilginçti. İnsanları kendine çeken garip bir cazibesi vardı. Ne kadar sevecen bir gençti. İstanbul’da Fatih’te oturuyormuş. Ona telefon edip evine davet etmeliydi. Cankurtaran’dan geçerlerken, buradan görünen karşıdaki Kadıköy’e, Moda’ya ve Adalar’a baktı Mete. Çok özlemişti İstanbul’u. Artık doyasıya gezecek tozacaktı bundan sonra. Eminönü’ne gelip, Galata Köprüsü’nden geçerlerken Burçin’le birlikte yaptığı geziyi hatırladı. Bir sızı kapladı yüreğini. Aradan uzun yıllar geçip de unutamadığı, aklından silemediği hüzünlü bir anı gibiydi o günler. Oysa daha iki ay öncesine aitti bu anılar, fakat üzerinden çok yıllar geçmiş gibi geliyordu. İlhan, Mete’nin ağladığını görünce, telâşlanmıştı. Oysa o ana kadar biraz ilgisiz gibiydi, sıra savma kabilindendi Mete’ye olan ilgisi. Fakat ağlayınca beklenmedik bir yakınlık göstermiş, derdin ne senin diye sormuştu. İlk defa birisine derdini açıklamıştı Mete ve ne kadar ferahlamıştı. Bu içini kemiren derdini anlatmak rahatlatmıştı. Dert edinecek bir şey olmadığını, bunu biraz abarttığını söylediğinde daha da rahatlamıştı aslında. Böyle sözlere, böyle bir yakınlığa ihtiyacı vardı Mete’nin. Nasıl minnetle bakmıştı İlhan’a yaşaran gözlerle. Ameliyat fikrini atınca, bir kurtuluş gibi sarılmıştı. Bu fikirle Mete’yi belki bir ömür boyu etkileyecek derdinden kurtarmıştı İlhan. Bu hatıraları düşündükten sonra içine daha bir sevinç doldu Mete’nin. Beşiktaş’a geliyorlardı. Daldığı düşüncelerden etrafını seyredemiyor, baktığı yerleri sanki görmüyordu. Dolmabahçe sarayını hatırlıyordu sadece. Kötü olan herşeyin geride kalmasının büyük hazzını yaşıyordu. Ablasının nişanından bir gün sonra Eskişehir’den İstanbul’a gelmişti otobüsle. İlhan ve Faruk garaja kadar gelmişlerdi Mete’yi uğurlamak için. Arabaya binmeden önce son kez İlhan’a sarıldığında gözyaşlarını tutamamıştı. İlhan’ı ve Eskişehir’i asla unutmayacaktı. Herşeyin düzeleceğini söylüyordu İlhan kulağına fısıldayarak. Faruk’la sarılırken gıptayla bakmıştı Mete. Onun gibi herkes tarafından sevilen, beğenilen bir genç olmak isterdi. İstanbul’da İlhan’ın ameliyat fikrinden babasına utanarak bahsettiğinde, Coşkun bey bir süre düşünmüş, “bugüne kadar niye aklımıza gelmedi?..” der gibi başını sallamış, “sanıyorum olabilir, bunu bir soruşturayım,” demişti. Hiç vakit kaybetmeden bu konunun uzmanı olan arkadaşlarına meseleyi dile getirmişti. Onlar da bunun mümkün olacağını belirterek, İsviçre’den bir estetik uzmanını tavsiye etmişlerdi. Coşkun bey, İsviçre’de bulunan dostu ve ortağını arayarak bu konudan bahsettikten sonra hemen İsviçre’ye gideceklerini söylemişti Mete’ye. İsviçre’nin başkenti Bern’de, Coşkun Bey’in arkadaşı havaalanında karşılamıştı onları. Mete sudan çıkmış balık gibi hissediyordu kendini. Bu olayın heyecanı ve içini saran tedirginlik başını döndürüyordu. Estetik uzmanı profesörle bağlantı kurulduktan sonra Coşkun bey işlerinin başına dönmek için İstanbul’a uçmuştu tekrar. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT