BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NATO için karar günü

NATO için karar günü

Bir iki gün önce Sırplar, sonradan dünyayı kandırmaya çalıştıkları gibi, “sıcak takip” adı altında dahi olsa, Arnavutluk topraklarına girince,



Bir iki gün önce Sırplar, sonradan dünyayı kandırmaya çalıştıkları gibi, “sıcak takip” adı altında dahi olsa, Arnavutluk topraklarına girince, NATO’da şafak attı ve birçok yetkili çevrede, Kosova ile ilgili olarak, artık karar gününün gelip çattığı konuşulmaya başlandı. Gerçekten NATO, hava bombardımanı ile sonuç almanın, görünürde, zor olduğunu artık kabul ettiğini saklamıyor. Buna karşılık, kara harekâtı için de henüz nihai bir karar vermiş değil. Araya, bir bakıma, hedef saptırması niteliğinde, acil, başka misyonlar girmiş bulunuyor. Başta Arnavutluk ve Makedonya olmak üzere, muhtelif ülkelere dağılmış 600.000 kadar mülteci ve bir o kadar da içeride mahsur kalmış yardıma ve kurtarılmaya muhtaç insan; insancıl amaçlarla müdahale, öncelik olarak, adeta askeri müdahalenin önüne geçmiş bulunuyor. Yaygın kanaate göre, Miloşeviç, son defa Arnavutluk’a girip çıkmakla, hem NATO’yu ve hem de Rusya’yı denemek istiyor. NATO, kara harekâtına karar verecek mi? Bu meyanda Rusya, ne ölçüde ortaya çıkacak ve Batı’yı caydırıcı nitelikte, kendisine yardımcı olacak? NATO, kara operasyonuna bir türlü karar veremiyor. Öncelikle, bu bir lojistik işi, 200.000 kişilik bir kuvvetin, tüm teçhizatıyla, sahaya intikalinin zaman alacağı ifade ediliyor. Bundan daha önemli olarak, ne Amerika’da ve ne de Avrupa’da, bu konuda gerekli siyasi karar henüz oluşturulmuş değil. Batı, demokrasi ile yönetiliyor, kararlar, birçok faktöre dayalı olarak, uzun bir süreç gerektiriyor. Aylara da yayılsa ve önemli maliyete de mal olsa, Miloşeviç, bombardımanla yola getirilebilirse, bu tercih edilen öncelik olacaktır. Ayrıca, bunca emek ve özverilerle bina edilen, Rusya ile ilişkiler de, tehlikeye sokulmamış olacaktır. Zira, aslında, Rusya’nın istediği de budur. Son, Norveç’teki Amerika-Rusya görüşmesinden de anlaşıldığı üzere, sadece NATO değil, fakat Rusya da, bunca gaile arasında, Balkanlar’a bulaşmamak için, çıkış yolu aramaktadır. Bu yüzden, iş, belki de mecra değiştirecek, örneğin, Kosova’da NATO barış gücü yerine, Güvenlik Konseyi kararına dayalı, Birleşmiş Milletler Barış Gücü modeline yönelinecek ve böylece Rusya da bu egzersizin içine alınmış olacaktır. NATO’nun kararlılığında, yeni versiyonlara açılımda, şüphesiz, Avrupalı üyelerin, her birinin kendisine özgü siyasi motiflerle hareket ettikleri bilinmektedir. Bununla beraber, yine biliniyor ki, esas karar Amerika’da veriliyor. Zira, muhtemel bir kara harekâtının pilotu, yine Amerika olacaktır. Şimdilerde Amerika’da münakaşalar artık, başlıca iki seçimlilik etrafında yoğunlaşıyor. Ya savaşı tırmandırmaya karar verelim ve bunun gereğini gecikmeden yapalım. Zira, Miloşeviç, Rambouillet anlaşmasını kabul etse bile, buna itibar etmemek gerekir. Anlaşma, bir süre sonra, yine, tek taraflı olarak, yok sayılabilir ve esasen, manen hiçbir zaman kendilerini güvence altında hissetmeyecek Kosovalılar, tekrar yollara dökülebilir. Dolayısıyle, en kestirme çözüm, Miloşeviç’i bertaraf edip, Kosova’yı yepyeni bir statüye kavuşturmaktır. Diğer bir görüşe göre ise, savaşmayacaksak, barış ve müzakere yollarını açık tutmaya bakalım. Rusya’nın desteğini de kabilse yanımıza alalım veya en azından, Rusya’nın da deruni olarak arzu ettiği gibi, bu ülkeyi, uzakta tutmaya çalışalım. Ancak, herhalde, acilen, iyi kötü bir karar verelim. Hükûmet ve Dışişlerimiz, gelişmeler karşısında bizim tutumumuzu belirlerken, şüphesiz, bu konjonktürü, tüm unsurlarıyle yakından izlemektedir. Şartlar çok değişkenlik göstermektedir. Böylesine bir ortamda savaştan yana gözükmek ne sağlar? Buna bakmak lazım. İnsani çabalarda, zaten ön plandayız. Mensubu olduğumuz ittifakı, bu çok hassas misyonunda, ne frenleyelim ve ne de fazla teşvik edelim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT