BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öyle rahatlamıştı ki!..

Öyle rahatlamıştı ki!..

Muhafazakâr, inançlı kimselerin ekseriyeti içki ve sigarayı reddediyordu.



Muhafazakâr, inançlı kimselerin ekseriyeti içki ve sigarayı reddediyordu. Sermet, Ziver beyle İclal’in ne içki ne sigara kullanmadıklarını daha ilk başlarda farketmişti. Onlara göre hazırlanan bekleme odasına koyulan mecmua ve gazeteler de bu tarzda ciddi idi. Genç kız, üst kata çıkan merdivenin alt sahanlığında bu mecmuaları tavsiye eden Sermet’e bilmecburiye teşekkür etti. Genç adam: - Muhterem babanız beş dakikaya kadar gelir. İyi akşamlar, diyerek merdivene yürüdü. Genç kız, rahat bir nefes aldı. Bekleme salonuna girmeden önce nazarlarını sebepsiz yere camlı kapıya çevirdi. Sokağa baktı. Ali Cengiz’in bu esnada kaldırımda donmuş halde, canlı cenaze gibi içeriye bakmakta olduğunu söylemiştik. İclal’in Sermet ile konuştuğunu görmesi, onu allak bullak etmişti. Şu anda, sanki yaşadığının bile farkında değildi. Öylece heykel gibi hissiz, hareketsiz bakıyordu. Genç kızın, odaya girmeden, sahanlıkta bulunduğu sırada, başını ansızın sokağa döndürmesi çok daha müthiş oldu. Beynine inen bir darbe tesiri yaptı. Yüzü, bütün başı buz kesti. O an kendine şöyle dokunan olsaydı kalıp gibi yıkılabilirdi. Neyse ki büyük soğukkanlılığı, iradesi sayesinde hemen toparlandı. Böyle dehşet anlarında hisler çok güçlenir. Derhal anladı. - Tesadüfen baktı. Burada bulunuşum onun için öyle umulmaz bir şey ki, beni sadece şekil olarak gördü. Tanımadı. Erimiş kurşunlarla satırlar döken, dev daktilolara benzeyen Linotipler, kurşun harf kasları, ile çalışan mürettiphaneler, artık çok azaldı. Belki tarihe karışıyor. İşte burada çalışan mürettiplerin, dizdikleri her türlü yazılar sebebiyle en kültürlü kişiler halinde yetiştiklerini söylemiştik. Zaten çok bilgili, kitap meraklısı olan Ali Cengiz, insanları çok güzel tahlil edebiliyor, gözünden hiçbir şey kaçmıyordu. İclal’in o yana baktığı halde kendisini ancak şekil olarak gördüğünü, hele hiç tanımadığını bu sayede anlamıştı. - Bekleme salonunun kapısına doğru adım atış şeklinden bile, beni farketmediği belli, diye düşündü. Öyle rahatlamıştı ki titreyen dizlerindeki terin serinliğini hissetti. Toparlandı. Tekrar geri döndü. Önceki durağa doğru yürüdü. Bir yandan da: - Büyük tehlike atlattım, diyordu: Yalnız meseleyi ne fazla büyütmeli, ne fazla küçültmeli. Bu şartlarda, o zibidi ile üç beş kelime konuşması tabiidir. Ama içeri girdikten sonra laf uzamadı. Zibidi hemen merdivenlere doğruldu. Ne var ki buna güvenecek değilim. İclal’in peşinde olduğu da gerçek. Kızı gevşek bulduğu an fırsatı kaçırmayacaktır. Neyse... Bunları sonra düşünürüz. Zibidi, bu meselede ilerleme kaydettiğini düşünebilir. Bakalım İclal ile Ziver bey yalnız mı çıkacaklar? Sakın, yukarı giden zibidi, bir bahane ile İclal’in yanına gelmesin... Bu düşünce esnasında durağa geldi. Geri dönüp baktığı zaman, Ziver bey ile kızının kaldırıma indiklerini farketti. Zibidi peşlerinde değildi. - Herif ortada yok, diye rahat bir nefes aldı. Hah işte otobüs geliyor. Haydi bakalım. Bindi ve her zamanki gibi yolcular arasından sıyrılarak arka sahanlığa kadar ilerledi. Az sonra otobüs, şirket önündeki durağa geldi. İclal, babası ile beraber bindi. Ali Cengiz, kendini gizlemekte zorluk çekmiyordu. İclal’e gelince ona buna bakan biri olmadığından delikanlının göze çarpma ihtimali kalmıyordu. Sermet’in tekrar ortaya çıkmaması Ali Cengiz’i rahatlatmıştı. Fakat: - İclal dalgın gibi. Sanki çevresini hiç görmüyor. Ne düşünüyor acaba diyerek huzursuzluk hissediyordu. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT