BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gurbette iş kurmaya başlamışlardı...

Gurbette iş kurmaya başlamışlardı...

Dalgın bakışlarını tekrar Tarık’ın üstüne yöneltince, onunla kızının bakıştıklarını gördü.



Dalgın bakışlarını tekrar Tarık’ın üstüne yöneltince, onunla kızının bakıştıklarını gördü. Kendisi terbiyeli ve iyi bir çocuğa benziyordu ama, ailesi nasıldı acaba? Anne yüreğiydi işte! Kızının kötü bir yere gelin gitmesini ister miydi? İşte bir kuş gibiydi insanoğlu da... Hele evlenince yuvadan uçuyor, sonra da zamanla bir el olup gidiyordu. İster istemez yeşil gözleri nemlendi. - Babanız ne iş yapıyor? diye birden soruverdi. Tarık, şaşırmış gibi genç kadının yüzüne baktı. Ama şaşkınlığını çabuk atınca, kadının sorusunu algıladı, kaynana adayı ve sevdiği genç kızın annesi olan bu kadının kendini beğendiğini ve bu yüzden ailesini sorduğunu düşündü. - Serbest çalışıyor, dedi. Kadının bundan pek bir şey anlamadığını ve soru işareti dolu gözlerle baktığını farkedince, biraz daha açtı. - İşportacı! Kaynana adayı genç kadın, hiçbir şey demeden bardağındaki çayının sonunu yudumladı. *** Artık Almanya’ya turist gelen ve kaçak çalışan işçilerin sayısı yok denecek kadar azalmıştı. Bu konudaki Alman yasasına dayanılarak tavizsiz, duyarsız ve katı hareket ediliyordu. İşyerlerinin kapattırılmasına dek gidilen cezalar, işverenleri de korkutmuş, yıldırmıştı. Çoğu Almanlar yabancıları hor görüyor, istemiyordu. Almanya’nın kalkınmasında etkin bir rol oynayan yabancılar adeta posası çıkmış birer limon kabuğu gibi atılmak isteniyordu. Zamanın devlet adamları tarafından anlaşmalı olarak getirilen yabancı işçiler, artık buğday tarlasındaki ayrık otları gibi çok görünüyordu. Çalışma ve oturma izni alan yabancı işçiler bile bunalımlı günler geçiriyorlardı. Hatta bazı kendini beğenmiş Almanlara içerliyerek kendi hayatına kasteden yabancıların acı haberleri gazete sayfalarından eksik olmuyordu. Bunda en çok etkilenenler de ikinci ya da üçüncü kuşak denilen Almanya’da yetişen gençlerdi. Almanya’da yabancı, kendi öz yurtlarında Alamancı diye anılmaları onları yürekten yaralıyordu. Neydiler, nereliydiler? Bunların çoğu kendi dili ve Alman dili arasında bocalayıp kalmıştı; konuşurken yarım yarım, her iki dili birbirine karıştırarak anlaşılır bir cümle kurmaya çalışıyorlardı. Hele onların kendi öz yurtlarına yabancı gibi olmaları yürekler acısıydı. Yerli dönüş yapan anne ve babaların Almanya’da yetişen çocukları, genelde uyum sağlayamıyordu. Tüm bu çelişkiler gerilimli bir çağ çiziyor, içindeki insanları da bunalımlı bir dönem yaşıyorlardı. Yabancı çocuk ve gençlerin geri dönüşlerinin kolay olmayacağını, problemler üreteceğini söz konusu eden Almanlar, tüm suçu, yabancıları ilk getiren devlet adamlarına buluyorlardı. Çalışma anlaşmasının yalnızca iki yıllık olmasını ve bu süre bittiğinde hâlâ gerekiyorsa bir-iki yıl daha uzatarak bu şekilde bir plan yapılmalıydı diyorlardı. Ailesini yanına getiren yabancının, burada yetişen çocuklarıyla sorun olacağını olağan karşılıyorlardı. Onların böyle konuşmalarını duyan yabancı işçiler ise iyice alınarak içleniyor ve “Bizi makine gözüyle görüyorlar, bizim de insan olduğumuzu, çoluk çocuğumuza hasret yaşamaya gücümüzün yetmediğini düşünmüyorlar” diye kahırlanıyorlardı. Ayrıca kendi ülkesinin, en azından kendi doğduğu yörenin kalkınmasını isteyen gurbetçiler birleşiyor; çeşitli gurbetçi şirketleri kurarak, hep özlediği topraklardaki işsiz insanlara çalışma sahası kurmakta yarış ediyorlardı. Tüm Avrupa ülkeleri söz birliği etmişcesine, bazı ülkelerin insanlarına kapılarını kapatıyorlardı. Zorunlu vize uygulaması, ülkeden ülkeye örnek oluyordu. Birçok tedbirlere rağmen, gene de delme girişimleri sürüyordu. Bu işi meslek edinen komisyoncular aracılığıyla kaçak çalışmak ve yakalandığı anda belki de bu iş için harcadığı tüm parasını kaybetmek pahasına Avrupa ülkelerine çalışmaya gelen biçare insanların ümitleri sönmüyordu. *** Kenan’la Ela, Tarık’ın yanından ziyaretten dönerlerken, Agnes Kilisesi’nin önünde Selma’ya rastladılar. Selma, Tarık’ı bir rastlantı olarak oralarda görmeyi ümit etmişti. Yalnız başına eve gitmeyi geleneklerine yakıştıramadığından, oralarda dolaşmaktaydı. Kenan bunu öğrenince onların orada beklemelerini söyleyerek Tarık’ı çağırmaya gitti. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98812
    % -0.52
  • 5.4924
    % -1.28
  • 6.1985
    % -1.51
  • 7.3364
    % 0.15
  • 234.388
    % -0.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT