BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Talat bey çok tedirgindi...

Talat bey çok tedirgindi...

Adam ters bakışlarla bir kez daha süzdü Talat beyi. Sonra arkasını dönüp uzaklaştı. Donup kalmıştı yaşlı adam.



Adam ters bakışlarla bir kez daha süzdü Talat beyi. Sonra arkasını dönüp uzaklaştı. Donup kalmıştı yaşlı adam. Mutlaka bir yanlışlık olmuştu. İçinde korkunç derecede rahatsız edici bir sıkıntı büyüdü. Muhsin’le konuşmak zorunda kalması bunaltmıştı adamı. Oğlunu özlemişti aslında ama onun kendileriyle ilgili bir şey duyduğu zaman nasıl rahatsız olduğunu bildiği için ortalarda görünmemeye gayret ediyordu. Yerinde sağ olsun ve mutlu olsundu. Başka bir şey istemiyordu. Onun bir tek isteği vardı artık. Biricik hayat arkadaşının sağlığına kavuşması, onunla birlikte hayatının kalan günlerini geçirmesiydi. Hemen giyindi. İki lokma kahvaltısı boğazına dizilmişti. Hemen fırladı evden. Bacaklarının kendisini taşımadığını düşünüyordu artık. Yorgundu. Böylesine koşuşturmaya dayanamayacağını düşünüyor, yolun orta yerinde düşüp kalmaktan korkuyordu. Çamurlu yolları geçti her günkü gibi zorlukla. Merkeze gelince cebindeki sayılı parayla bir jeton aldı. Telefon kulübesine girip eski, yaprakları yıpranmış küçük adres defterinden oğlunun numarasını okuyup tuşladı. Birkaç dakika sonra Muhsin karşısındaydı. Onun aşağılayıcı sesi çınladı ahizenin öteki tarafında: - Ne var baba! - Oğlum, rahatsız ettim ama bir aksilik var. Bu gün ev sahibi geldi. Kira yatmıyormuş. Muhsin’in sıkıntılı soluması duyuldu: - Evet. Biliyorum. - Biliyor musun? Oğlum, neden? - Sana geçenlerde para gönderdi kayınpederim ya. İşte, ödediğimiz kiraya mahsubendi o para. Altı aylık kirayı senin eline verdik. O yüzden yatmadı. Durakladı Talat bey. Bitkin bir sesle mırıldandı: - Yaa, tamam oğlum, haberim yoktu. Öğrenmiş oldum. Gelin kızım nasıl? - İyi baba iyi. Şimdi işim var. Seninki hâlâ yatıyor mu hastahanede? Yutkundu Talat bey. Boğazına düğümlenen hıçkırığı belli etmemek için güçlükle konuştu: - Yatıyor oğlum, bildiğin gibi. - Senin işin zor onunla baba... Allah kolaylık versin. Hoşça kal! Yaşlı adam fısıldar gibi cevap verdi: - Güle güle oğlum, güle güle. Telefon kulübesinin camekanına tutundu düşmemek için. Başı dönüyordu. Beyninden vurulmuş gibiydi. Gönderilen paradan elinde bir şey kalmamıştı. Tahsin aynı zamanda yüklüce bir para cezası da yemişti. Onu taksite bağlatmıştı Servet bey. İlk taksiti ödemişti yaşlı adam. Oğlunun ihtiyaçlarını, Mehpare hanımın hastahane ihtiyaçlarını karşılamıştı. Her gün hastahaneye gittiği için günlük yol parası da epey tutuyordu. Yutkundu. Canı bir an yaşamak istemedi. Çaresi yoktu. Tekrar eve döndü güçlükle. Bir müddet düşündü. Hiçbir çıkar yol bulamadı. Sonunda tevekkül edip oturdu. Alt tarafı sokakta kalırdı. Hiç olmazsa Mehpare hanım emniyetli, güvenli ellerdeydi. Kendisi nereye olsa sığardı. Saatin ilerlediğini fark edince hemen toparlandı. Karısını görmek için çıktı. *** Doktor Serdar, Talat beyi hastahanenin kapısında yakaladı: - Talat bey, iyi ki gördüm sizi. Konuşmamız gerek. Adam korkuyla baktı doktorun yüzüne. Serdar bey devam etti: - Biliyorsunuz, teyze için biz elimizden geleni yaptık ama en ufak bir düzelme belirtisi yok. Konuştuk heyetle. Daha fazla tutmayalım dedik hastahanede Mehpare hanımı. Evine dönsün, belki bu ortam değişikliği ona daha iyi gelecek. Şimdilik böyle düşünüyoruz. Onun için taburcu işlemlerini başlatacağız bu gün. İlaçlarını düzenli içecek. İyi beslenecek. Yerinde sallandı Talat bey. Boğazından fırlayacak çığlığa engel olmak için eliyle kapattı ağzını. Onun bu karmaşıklığı doktorun gözünden kaçmadı: - Ne oldu Talat bey? - Yok... Yok bir şey doktor. Yalnız!.. Serdar bey fevkalade bir şeyler olduğunu anladı. Yaşlı adamın omuzundan tutup çevirdi: - Gel Talat amca, odama gidelim. Orada konuşuruz. Yaşlı adam ufak adımlarla takip etti doktoru. Elleri, yüreği, vücudu titriyordu. Birkaç gün içinde oturduğu evden bile atılacaktı. Nerede bakardı karısına. Bütün bunları bir doktora anlatmak ise çok ağır geliyordu. Utanıyor, eziliyor, kahroluyordu. Doktorun odasında onun getirdiği bir bardak suyu içti aceleyle. Ağzını sildi elinin tersiyle: - Şükür Ya Rabbim. Doktor, biraz daha kalsın Mehpare, ben de çok yorgunum. Anlamıştı Serdar bey az çok. Gözlerini açıp kapattı “olur” anlamında. Başka hiçbir şey sormadı. Biraz dinlenip karısını görmek için servise hareketlenen yaşlı adamın arkasından baktı uzun uzun. Gözleri ıslaktı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT