BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KOSOVA Meydanından Katliamına - 4 - (Miloş’un rüyası)

KOSOVA Meydanından Katliamına - 4 - (Miloş’un rüyası)

Ömrü boyunca “Büyük Sırbistan” hayaliyle yaşadı.



Sırbistan, Balkanlar’da lider güç, lider ülke olmalıdır. Bunun dışında getirilecek her öneri ya da tutulacak her yol, Sırpların tarihsel rollerine, kültürel ve siyasi varoluşlarına aykırıdır. Sırplar için her yol Büyük Sırbistan’a çıkmaktadır.Miloşeviç siyaset basamaklarında yükseldikçe hayat seviyesi de birden bire yükselir. Belgrad Vraçar’daki 80 metrekarelik “gariban” evinden sonra 326 metrekare genişliğindeki Drica Caddesi 15 numaradaki villasından yaşamaya başlar. Fakat son NATO bombardımanında çok sevdiği villası yerle bir edilir. Sırp Bilimler ve Sanat Akademisi 1986 yılı Eylül ayında bir memorandum yayınlandı. Sırp Nasyonalizminin programı mahiyetini taşıyan bu memorandum, Zagreb, Saraybosna, Ljubljana ve Üsküp’te yaşayanlar tarafından derin bir endişeyle karşılandı. Tam başlığı “Sırp Bilimler ve Sanat Akademisi “ (SANU), Akademisyenler Grubu’nun A. İsakoviç yönetiminde “Ülkemizin Aktüel ve Toplumsal Sorunları Üzerine Düşünceleri” olan bu memorandumdan önemli bölümleri Belgrad’da çıkan Veçernıye Navosti gazetesi 24 - 25 Eylül tarihlerinde yayınladı. Tamamı 74 sayfa tutan memorandum, Akademi Başkanlığı tarafından onaylanmış bir çalışma olarak değil, bir taslak olarak sunuldu. Daha sonra 1989 yılı başlarında, Hırvatistan Komünist Partisi Merkez Komitesi yayın organı olan “Konularımız” adlı dergi bu memorandumun tamamını yayınladı. Memorandum bir anlamda Yugoslavya’nın bir parçası olan Sırp Cumhuriyeti’ndeki politik tabakalar arasında yaşanan acımasız iktidar kavgasının kamuoyuna bir nevi yansımasıydı. Miloşeviç’in Belgrad’daki iktidar mücadelesinden başarıyla çıkmasında, bu memorandumda savunulan görüşlerin onun tarafından benimsenilip kullanılmasının önemi büyüktür. Eskinin Komünisti Miloşeviç, Sırp nasyonalizminin çerçevesini çizen ve bu yolda varılması gereken hedefleri belirleyen memorandumun militan bir savunucusu oluverdi. Sırp Bilimler Akademisi’nin yayınladığı memorandum, SKP içerisinde bir iktidar kavgasının belirleyicisi olmuştu. Miloşeviç bu nasyonalist programdan esinlenerek söylediği sözlerle Sırp halkının büyük sempatisini toplamayı başardı. Sırp Halkı, maruz kaldıkları ekonomik ve siyasi sıkıntıların sebebini, Miloşeviç’in işaret ettiği tarafta aramaya başladı: “Arnavutlar ve Macarlar, üç ayrı parçaya bölünmüş Sırbistan’ın, tekrar birleşmesini engellemektedirler”. Miloşeviç bir yandan, Hırvatistan ve Bosna-Hersek’teki Sırpların kendi kaderini tayin hakkında ısrar ederken, diğer yandan Arnavutların aynı türdeki taleplerini görmezlikten gelmekteydi. 1986 yılında ise kendisini halk kahramanı yapacak çıkışı göstermeyi başardı. Polis tarafından, çalkantılı bölge Kosova’ya taşkınlık yapmaya gelen Sırpların bu davranışları engellendiğinde, Miloşeviç’in tepkisi ilginçtir: “Bu andan itibaren hiç kimse Sırp halkına zulüm yapamayacak”. Bu söz Kosova’daki Sırp azınlığın, Arnavutlara karşı harekete geçirilmesine adeta açık bir davetiye olarak anlaşılmıştır. MEMORANDUMDAN KATLİAMLARA Sırpların Bosna’daki vahşetini anlamak için memorandum kesinlikle en önemli referans metindir. Aynı zamanda Kosova ve Sancak’taki Sırp zulmünün teorik dayanakları da memorandumda gayet açık yazılmıştır: Sırbistan, Balkanlar’da lider güç, lider ülke olmalıdır. Bunun dışında getirilecek her öneri ya da tutulacak her yol, Sırpların tarihsel rollerine, kültürel ve siyasi varoluşlarına aykırıdır. Sırplar, eski Yugoslavya’nın tamamının, hatta bütün Balkanlar’ın hakimi olmalıdırlar. Aksi bir durum, Sırp halkını asimile etmek ve Sırp halkının tarihsel, kültürel ve siyasi varoluşunu sabote etmektir. Yani Sırplar için her yol Büyük Sırbistan’a çıkmaktadır. Bu Büyük Sırbistan ideali 1844 yılında İlija Garasanin’in hazırladığı programa (Naçertanye-1844 sonunda Sırbistan’in milli dış politikasına dair notlar) dayandırılmaktadır. Bu programın temel düşüncesi Sırbistan’ın o zamanki sınırlarıyla bağlı kalmaması, aksine “komşu Sırp halklarını” kapsayacak şekilde genişlemesi gerektiğiydi: Garasanin, Osmanlı İmparatorluğu’nun beklenen çöküsünden sonra, Avusturya Monarşişi ile Rusya arasında bir politik serbest alanın ortaya çıkacağı görüşündeydi. İngiltere ve Fransa bu serbest alanda bir Hıristiyan devletin ortaya çıkmasını destekleyerek ne Avusturya ne de Rusya’nın genişlemesine imkan tanıyacaklardı. Memorandum Garasanin’in Osmanlı ile Avusturya-Macaristan hakimiyetindeki Slavları tek siyasal çatı altında toplamayı amaçladığı kitap ile ile büyük benzerlik taşımaktadır; Büyük Sırbistan’ın sınırları, Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova’yi içine alır ve kuzeyden Karlobağ Ogulin Karlovaç ve Virovitica boyunca uzanır. Karadağlı bir papazın oğlu olan Slobodan Miloşeviç için de Garasanin’in yazmış olduğu kitap adeta ikinci İncil olmuştur. MİLOŞEVİǒİN YÜKSELİŞİ Üç yıl sonra Kasım 1984’te ülkenin her yanında, öncelikle Belgrad’da konusu Yugoslavya’nın parçalanması ya da birlik olan yuvarlak masa toplantıları, sempozyumlar, radyo ve TV’de açık oturumlar yapılmaktaydı. İşte bu esnada, kısa bir süre sonra politikaya atılacak olan Slobodan Miloşeviç ilk kez kamuoyu karşısına çıktı. Miloşeviç o zamanlar Sırbistan’dan çok Yugoslavya’dan bahsetmekte, sözkonusu olan ülkenin birliği ise, politik krizden korkulmaması gerektiğinin altını çizmekteydi. Cumhuriyetlerin egemenliği ile kendi bağımsızlıklarını eşit gören “güçlere” saldırmaktaydı. “Bunu farketmeyen bir yönetim halkın güvenini kaybetmiştir. Eğer ayrılıkçılık ve bölücülük politikası sürdürülecek olursa, bu toplumun artık geleceği yoktur; parçalanmak zorundadır” demekteydi. Merkez Komitesi Planlama toplantısında bunları söyleyen Miloşeviç, kimi ayrılıkçı ve bölücü olarak kastettiğini, bunların hangi güçler olduğunu belirtmez. Fakat kastettiklerinin Hırvatistan ve Slovenya’daki bağımsızlık yanlısı güçler olduğu kesindir. YARIN: ETNİK TEMİZLİK
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT