BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aşkın yan etkileri

Aşkın yan etkileri

Denizin uçsuz bucaksız maviliği ne kadar etkileyici. Buna karşı, İstanbul boğazının birbirine karşı asırlardır duran iki yakası, dillere destan bir güzellik...



SÖZÜN ÖZÜ Sabır, kötü zamanların ilacıdır. LEVHA Kurdu vaiz seçen koyun, aptaldır. Denizin uçsuz bucaksız maviliği ne kadar etkileyici. Buna karşı, İstanbul boğazının birbirine karşı asırlardır duran iki yakası, dillere destan bir güzellik... Her gün bu güzellikleri izleyerek fakat derinlemesine düşünmeyerek yaşayıp gidiyoruz. Bütün bu nimetlere, gözümüzü dünyaya açtığımızdan beri tanık olduğumuz için, bir yerde alıştık herhalde. Aslında nimetin, nimet olduğunu bir an bile unutmamak gerek. Ona sahipken, hak ettiği saygıyı göstermek ve sahip olduklarımızdan mahrum bırakılmamamız için dua etmek gerek. Ufuk çizgisi beni hep etkilemiştir. Ardında ne olduğunu merak etmek ve gizemli kişiliğini öğrenmek istemişimdir. Bu, öylesine bir paradoks ki, yaklaştıkça elinizden kaçıp uzaklaşan, gözünüzün önünde var gibi olan fakat kovaladıkça yokluğa karışan bir kavram. Tıpkı hava gibi, gökkuşağı gibi. Var olduğundan emin olduğunuz ama hiçbir zaman elinize geçirip sahip olamadığınız nimetler... Tıpkı aşk gibi. Gerekliliği insanın doğasında önceden programlanmış bir duygu mikroçipi gibi. Aşık olmadan yaşadığınızda, yine yemek yiyor, soluk alıyor ve günlük işlerinizi yapıyor yani yuvarlanıp gidiyorsunuz. Ama aşk kapıyı çaldığında bir anda, gözlerinizin önüne adeta ince bir tül gibi bir perde iniyor. Kalbiniz “ben buradayım” der gibi çırpınıyor. Günlük yaşamdaki her şey sıradanlıktan çıkıp eşsiz bir ulaşılmazlığa bürünüveriyor. Her hareketten, her sözcükten farklı manalar çıkartmaya başlıyorsunuz. Heyecan ve vücudunuzda fazladan pompalanmaya başlamış olan adrenalin sizi adeta bir uyuşturucu müptelasına çeviriyor. “Mutluyum” diyorsunuz. “Seviyor, seviliyorum ve çok mutluyum”. İşte zahire aldanmak diye buna derler. Çünkü aşkta; bütün diğer yarı varlar kadar var bu dünyada. İlk zamanlar geçtikten sonra o heyecanlar bitiveriyor. Geriye kalan saygı ağırlıklı sevgi tortularına yapışıyor ve kendinizi ikna etmeye çalışıyorsunuz. “Aşkım burada işte, avuçlarımın arasında” diye kendi kendinize yalan söylüyorsunuz. Ama yürek, kendi yalanınıza karşı bile duyarlı. Her neyse, büyükler boşuna söylememişler, “zahire aldanma” diye. Dünya, var zannedilenle, yok bilinip vardan daha var olanların birbirine karıştığı bir tiyatro sahnesi gibi. Her bireye özel yazılmış bir senaryo mevcut ve dünya üzerindeki bütün kullar, kendi senaryolarının başrol oyuncuları gibi, kendi “hayat” oyunlarını oynayıp gidiyorlar. Yalnız aşkın yan etkileri var. Kapıyı çarpıp sizi terk ettikten sonra, kendinizi berbat hissediyorsunuz. O saate kadar size muhalefet etmiş akraba ü taallukat bilmiş bilmiş sırıtıp “ben sana demiştim” demeye başlıyorlar. Pembe tül yok oluyor. Dünya güzellikleri ve çirkinlikleriyle karşınızda yeniden aydınlanıyor. Tuhaf ve ne zaman geleceği belli olmayan bir sızı ve milyonlarca pişmanlıkla, bir nevi “aşık olma süreci sonrası yoğun bakıma” alınıyorsunuz. Ufuk çizgisi, gökkuşağı, hava ve aşk. Hepsi var ve belki de hepsi yok. Varken mutlu ediyorlar, yokken berbat...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93699
    % 0.94
  • 5.2716
    % -1.23
  • 6.0028
    % -1.12
  • 6.7306
    % -1.44
  • 211.531
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT