BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Arı hareketi ve ahlâk

Arı hareketi ve ahlâk

Arı Grubu önce ANAP’ın gençlik teşkilatı gibiydi. Ancak, partiye oy toplamak için angaryaya boğulmak yerine, entellektüel bir zeminde “think tank” şeklinde kurumsallaştı.



Arı Grubu önce ANAP’ın gençlik teşkilatı gibiydi. Ancak, partiye oy toplamak için angaryaya boğulmak yerine, entellektüel bir zeminde “think tank” şeklinde kurumsallaştı. Mevcut siyasal kültürde olağandışı bu yöntem “istenmedi” dinlenmedi. Çoğu genç olan bu potansiyel, parti ile bağlarını kopararak, kendi hareketlerini doğurdu. Sivil topluma yaslandı. Türkiye’yi 21. yüzyıla taşıyacak projelerin üretim merkezi olma iddiasıyla kolları sıvadı. Felsefelerini bir kitapçıkta topladılar. Baktım, iyi de gidiyorlar. Bülten dahi çıkartıyorlar. Atılacak değil, okunacak cinsten. Bana en çarpıcı geleni, belki de ilk eserleri olan kitapçığın teması oldu. “Ahlakî yeniden yapılanma ve toplam ahlaka doğru: Ahlak ve Ahlak Felsefesi...” Çıkış çok doğru. Artık toplum “ahlak” diyor. Dünya ahlak diyor. Ben bu konunun bütün sorunlarımızın tekelinde yer aldığına inanıyorum. “İlle güzel ahlak.” Seçimlerden sonra, Ecevit’in muhtemel başbakanlığı ile, ahlak konusunun açılacağını ve kamuoyunda, akademik çevrelerde tartışıla tartışıla yenilenmesi gereken siyasal sistemimizin çimentosu olacağını sanıyorum. Öyle ummak istiyorum. Arı Hareketi’nin çalışmalarına felsefi olarak katılmayabilirsiniz, ama onları siyasi değişim ortamlarının vazgeçilmez partneri olarak dinlemek icap edecektir. Gidiş sağlıklı, bakmayın... Dünkü yazımda seçim sonuçlarına ilişkin kendi kanaatlerimi arzetmiştim. O arada DYP’nin seçmence nasıl değerlendirileceğini kestiremiyorum diye de makaleyi bitirmiştim. Çiller’in son çıkışlarının “getirisi/götürüsü” sandığa nasıl yansıyacak, meraktayım. Son günlerde Aydın Doğan ile televizyonda kavgasını izledik. Şahsi düşüncem, bu tartışmanın DYP’ye yarayacağı istikametindedir. Çiller, iki noktada ısrarlı, inatçı. Medyanın kartelleşmesi ve neticeleri ile dine-dindarlara baskı konusunu altını çizerek dile getiriyor. İlki konusunda halkın kolektif vicdanı ne söylüyor, anket yok, bilemiyoruz. Ama, ikinci konuda, Boğaziçi profesörlerinden Binnaz Toprak ve arkadaşlarının TESEV araştırması ipuçları veriyor. Ne çıktı? Halkımız laikliğe bağlı müslüman nitelikte. Hoşgörülü. Siyasallaşan dini istemiyor. Ne var ki, toplumun yarısı dine baskı olduğunu sanıyor. Vakıa öyle olsun, olmasın, halk öyle düşünüyor. O zaman Çiller’in bazı vurguları yabana atılmayacak gibi. Çiller’in “inandırıcılık” sorunu var mı, yok mu; işte bu da sınanacak, 18 Nisan’da. Bugün Ecevit, 70’lerde ona rakip, hatta muhalif fikir sahipleri kitlelerden oy alacaksa, burada “değiştiğinin” sağlıklı ve inandırıcı bir şekilde halkın vicdanına yerleşmiş olması önemlidir. “Çiller’i dün şöyle idin, bugün böylesin” diye eleştirmek yanlıştır. Ona bakacak olursanız, Demirel de değişmedi mi? Çiller için önemli olan değişiminin samimi olup, olmadığına ilişkin halkın düşüncesidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT