BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demirel’in ABD’de verdiği mesajlar ve MHP

Demirel’in ABD’de verdiği mesajlar ve MHP

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bir haftalık ABD ziyaretini tamamlayarak önceki gün Türkiye’ye döndü.



Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bir haftalık ABD ziyaretini tamamlayarak önceki gün Türkiye’ye döndü. NATO Liderler Zirvesi münasebetiyle ABD’de kaldığı süre içinde Demirel, Pittsburgh ve Philadelphia şehirlerinde çeşitli temaslarda bulunduktan sonra Washington’a geldi. Demirel, son yıllardaki ABD gezilerinin en verimlilerinden sayılabilecek bir ziyaret yaptı. Hatta artık hasretini çekmeye başladığımız bir biçimde ve “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na” yakışır şekilde bir hüsnü kabul gördü. Cumhurbaşkanı’na ilginin temelinde neredeyse yarım asırlık siyaset tecrübesinin yanında, daha üzerinde çok konuşulacak 18 Nisan seçimlerinden hemen sonra ABD’ye gelmesi de vardı. MHP AMERİKALILAR’I ŞAŞIRTTI ABD’de Türkiye ile ilgili her ‘çevrede’, halâ bu seçimler ve “MHP” konuşuluyor. Dışişleri Bakanı İsmail Cem’in de belirttiği gibi, “MHP, ABD’deki Türkiye’ye yönelik seçim tahminlerini ve daha doğrusu beklentileri bozdu!” Hatta bu yanılgı, kimi çevrelerde büyük bir hayal kırıklığına yolaçtı. Gazetelerde çarşaf çarşaf “MHP geliyor. Aşırı sağcı-ırkçı parti” tanımlamaları ve yakıştırmaları ile MHP ve Türkiye’nin geleceği konusunda çeşitli endişeler izhar edildi. Haliyle böyle bir ortamda ABD’ye gelen Demirel’e açık toplantılarda ve kapalı kapılar ardında, her vesile ile ‘iç siyaset’ soruldu. “Görevi kime vereceği, Hükümet’in MHP’li mi yoksa MHP dışında mı kurulacağı ve Türkiye’ye istikrar gelip gelmeyeceği” konularında görüş bildirmesi istendi. Ayrıca kendisinin görev süresi dolduğunda tekrar siyasete dönüp dönmeyeceği ve ANAP-DYP birleşmesine nasıl bir katkı yapacağı da soruldu. Demirel bu soruya “16 Mayıs 2000’e kadar görevimin başındayım. Ondan sonrası için de hiçbir programım yok. Ban halkımın desteklemediği ve bana vermediği hiçbir görevi kabul etmem.” cevabını verdi. Bize göre sayın Cumhurbaşkanı, 16 Mayıs 2000 sonrası için kapıyı kapamadığı gibi, bilakis biraz daha araladı. Dolayısı ile Demirel yaşadığı müddetçe, “Büyük Türkiye için nefes alıp vermeye” devam edecektir. Bu durum, ülkemiz için bir emniyet supabıdır! Ayrıca şunu da belirtelim. Türkiye’nin böylesine içten ve dışardan ‘belirsiz’ göründüğü bir ortamda, Demirel gibi yılların siyaset ve devlet tecrübesine sahip bir ‘ustanın’ yönetiminde olması, -abartısız- en büyük ‘şanslarından’ birisidir. DEMİREL’İN MESAJLARI İşte Demirel, ABD’de bu konumuna uygun verdiği cevapları ile hem ülkemiz hakkındaki kara bulutların dağılmasını sağladı; hem de birinci elden yansıttığı mesajlar ile Türkiye’nin önünün ne kadar açık ve potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu, dosta-düşmana açıkça gösterdi. Bizce Cumhurbaşkanı’nın verdiği en önemli mesaj, “18 Nisan seçimlerinin Türkiye’ye iç barış getireceğini” belirtmesiydi. “MHP konusunda önyargılı olmayın!” derken de önemli bir gerçeği vurguluyordu. Demirel, seçimlerin halkın hür iradesini yansıttığını ve bunun tartışmasız kabul edilmesi gerektiğini söyledi muhataplarına... 18 Nisan seçimlerine katılan 21 partinin de ‘birinci sınıf partiler’ olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, 2 Mayıs’ta TBMM’nin toplanmasının ardından 3 Mayıs’ta prosedüre ve teamüllere göre bir görevlendirme yapacağını ifade etti. Demirel’in, hükümeti kurma görevini tekrar Ecevit’e vereceği bir ‘sır’ değil. Amerikalılar da Ecevit’in ne tür bir hükümet kuracağını merak ediyorlar. Başta Irak ve Kıbrıs olmak üzere ABD’nin politikalarına karşı çıkan, bunu da ‘şahinlik’ yaparak dile getiren Ecevit’le, bir de -onların tabiri ile- ‘aşırı ırkçı’ MHP’nin hükümet kurması halinde, ‘Türkiye’nin dışarıya daha bir diklenmesinin endişesini’ taşıyorlar. YANLIŞ NEREDE Doğrudur, Türkiye; son yıllarda, dışarıya karşı yeterince sesini duyuramadı. En haklı olduğu konularda bile, ne hikmetse ürkek davrandı. Sanki suçluymuş gibi hep savunmada kaldı. Olayların hep ardından gitmeye başladı. Bu durum ülkemizin büyük potansiyelini görenleri kahrettiği kadar, düşmanlarımızı da daha bir cesaretlendirmekteydi. Bilinen bir gerçek. Yeri geldiğinde tavır koymazsan, ne istediğini açıkça belirtmez ve bunda da ısrarlı olmazsan, adam yerine konulmaz ve hatta ‘yok’ sayılırsın. Balkanlar’da facialar birbiri ardına sürüyor. Ama buraları 500 yıl huzur ve istikrarla yönetmiş Osmanlı’nın mirasçısı Türkiye hâlâ Kontak Grubu’nda yok! 250 milyonluk Türk Dünyası’nın tabii lideri ve 1 milyarlık İslam Dünyası’nın ‘demokrasiyi, laikliği ve müslümanlığı’ birarada götürmesini başarmış tek ülkesi Türkiye niye BM’de etkin değil ve Güvenlik Konseyi’nde çoktan hakettiği yeri almıyor? Yanlışlık, Ecevit’in MHP ile koalisyona girmesinde değil, buralarda... Gaspedilen haklarımızın iade edilmemesinde... Milli Savunma Bakanı Hikmet Sami Türk geçtiğimiz pazartesi CSIS isimli düşünce kuruluşunda, “DSP ve MHP, milli menfaatlerimizde çok hassaslar. Bu iki partinin en önemli ortak noktaları budur!” derken haksız mı? Cumhurbaşkanı Demirel zaten ABD’de açık seçik belirtti: “MHP konusunda ön yargılı olmayın! Türkiye’de hiçbir partinin temelinde ırkçılık, dincilik ve bölücülük bulunmaz. Hem seçimlerde hem de seçim sonrasında bunları istismar etmeye kalkanlara Türkiye’deki hukuk düzeni mani olur. Kim bunları yapmaya teşebbüs ederse kanunlara-anayasaya uydurulur!” Demirel’in ABD’de verdiği bir diğer önemli mesaj da ‘Türkiye’de üç partiden müteşekkil bir koalisyon kurulacağını, hükümete girecek partilerin kendi programlarını değil ‘uzlaştıkları ve üzerinde mutabık kaldıkları programı uygulayacaklarını’ belirtmesiydi. Cumhurbaşkanı, “Türkiye istikrara doğru gidiyor. Bulanık sular durulacak. En geç bir seçim sonrasında, taşlar yerli yerine oturur. Yeter ki Türkiye seçim ve siyasi partiler kanununda gerekli düzeltmeleri yapsın. Yerel seçimleri muhakkak iki dereceli hale getirsin.” dedi. Böylesine engin tecrübeli ve iç barışın sigortası bir Cumhurbaşkanı’na sahip olduğu için Türkiye çok şanslı bir ülke. Demirel’ler kolay yetişmiyor. Kıymetini bilelim...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT