BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Peygamber efendimize iftira atanlara söylenecek birkaç cümle

Peygamber efendimize iftira atanlara söylenecek birkaç cümle

Bir “hadis-i kudsi”de de belirtildiği üzere, bütün alemler yüzüsuyu hürmetine yaratılan, alemlere de rahmet olarak gönderilen (Enbiya:107) Sevgili Peygamberimizi medhetmek, bizim gibi aciz insanların haddi değilse de, onu medh etmek Allahü tealanın razı olduğu bir iştir, hatta ibadettir. Peygamber efendimiz, kendisine sözlü olarak sataşan, aleyhinde şiir yazan kişilere cevap vermesi için, kıymetli sahabisi Hassan b. Sabit hazretlerine ricada bulunur, “Ya Hassan! Sen de onlara şiirle cevap ver.



Bir “hadis-i kudsi”de de belirtildiği üzere, bütün alemler yüzüsuyu hürmetine yaratılan, alemlere de rahmet olarak gönderilen (Enbiya:107) Sevgili Peygamberimizi medhetmek, bizim gibi aciz insanların haddi değilse de, onu medh etmek Allahü tealanın razı olduğu bir iştir, hatta ibadettir. Peygamber efendimiz, kendisine sözlü olarak sataşan, aleyhinde şiir yazan kişilere cevap vermesi için, kıymetli sahabisi Hassan b. Sabit hazretlerine ricada bulunur, “Ya Hassan! Sen de onlara şiirle cevap ver. Çünkü senin şiirlerin onlara oktan daha tesirlidir” buyururdu. Hatta onun için, Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevi içerisine bir kürsü koydurmuştu. Ayrıca Cenab-ı Hakk, onu Kur’an-ı Kerim’de medhetmektedir (Kalem: 4). Ama bütün bunlara rağmen, ona dil uzatmak, hakaret etmek ancak imandan, iz’andan, idrakten, ilimden, ahlaktan, edepten ve insanlıktan nasibi olmayan kişilerin yapabilecekleri bir iştir. Dost-düşman herkesçe bilinen bir gerçektir ki, Muhammed aleyhisselam, çocukluğundan itibaren tanınan, sevilen, sayılan, kendisine i’timad edilen, hatta “Emin” lakabıyla anılan bir insandır. Ne var ki, o, peygamberliğini i’lan edince, bazı menfaat-perest kişiler tarafından iftiralara uğradı, hakaretler gördü, hücumlara ma’ruz kaldı. Fakat o şanlı Peygamber, kendisine ve ashabına yapılan eziyetlere ve işkencelere karşı büyük bir tahammül gösterdi; hep sabretti. O, Cenab-ı Hakk’ın, kendisine ve sahabe-i kiramına olan ilahi va’dlerinin hepsinin aynen gerçekleşeceğini yakınen biliyordu. Ona inanan, onu seven-sayan, ona tabi olan kimseler, onun uğrunda mallarını, çoluk-çocuklarını feda ettikleri gibi, canlarını da feda etmeye hazır hale gelmişlerdir. Resulullah efendimiz, ömrü boyunca, bazı tesbitlere göre, 47 def’a su-i kasde (suikaste) uğrayan, ama Allahü tealanın koruduğu (Maide:67), kendisini öldürmek isteyen kimseleri dahi affeden, onlara, bütün insanlara, hatta diğer mahlukata da çok acıyan, merhamet eden bir kimsedir. Harplerde bile, önce hasımlarına Müslüman olmalarını teklif ederdi; böylece kardeş olacaklarını ifade ederdi. İslamiyetle şereflenmiyeceklerse, cizye vermelerini, İslamın himayesine girmelerini, bu sebeple canlarını, mallarını, ırzlarını korumayı 2. teklif olarak sunardı. Buna da razı olmazlarsa, o zaman harp yaparlardı. Başta asr-ı saadette yapılanlar olmak üzere, Müslümanların harpleri genellikle müdafaa harbi şeklinde olmuştur. Önce saldıranlar hep kafirler olmuştur. Bizim Peygamberimiz, kendisine düşmanlıkta çok ileri giden Ebu Cehil’e bile acıyarak, onun da kurtulmasını istiyerek 23 def’a İslamiyeti tebliğ eden bir zattır. Onun merhameti sadece insanlara değil, hayvanlara ve nebatlara bile şamil idi. Nitekim harbe gönderdiği seriyye kumandanlarına verdiği 8 maddelik talimatta kadınların, çocukların, yaşlıların, din adamlarının, hayvanların öldürülmemesini, ağaçların kesilmemesini, ekinlerin yakılmamasını, suların zehirlenmemesini emrederdi. Biz burada ancak, 14 asır evvel ifade buyurulan bu emirler karşısında, feministlerin, hayvan-severlerin, çevrecilerin ve diğer insan hakları savunucularının kulakları çınlasın diyoruz. Onun, Yahudi ve Hıristiyanlara verdiği eman-name, yine onun halifelerinin (mesela Hz.Ömer’in) gayr-i müslimlere verdiği ahid-nameler dillere destandır. Bugün bütün devletlerin ve milletlerin kabul ettikleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tarihi, daha dün denilebilecek kadar yakındır. Bunları böylece belirttikten sonra, şimdi de Allahü tealanın, Kur’an-ı kerim’de onun hakkında ne buyurduğuna bakalım: “(O vakit) sen, Allahü tealâ’dan bir rahmet (esirgeme) sayesindedir ki, onlara yumuşak davrandın. Eğer (bil-farz) kaba, katı yürekli olsaydın, onlar etrafından herhalde dağılıp gitmişlerdi bile. Artık onları bağışla; (Allah’tan da) günahlarının yarlığanmasını iste...” (Âl-i İmran:159) Hal böyle iken, bir kendini bilmez papaz, Batılıların bile hayran oldukları o büyük Peygamber Hz. Muhammed’e (aleyhisselam) terörist (!) dedi. Bildiğiniz üzere, Ekim ayı başlarında, Amerikan CBS televizyonu için çekilen “60 Dakika” programında Hz. Muhammed için ‘terörist’ (!) tabirini kullanan Jerry Falwell adlı rahip, dünya üzerindeki bütün Müslümanları ayağa kaldırdı. Hatta bir kısım Müslümanlar, o kanal önünde eylem yaptılar. Birçok kuruluş ve Müslüman gösterici, çekimin yapıldığı Houston’daki KHOU-Channel 11 stüdyolarının önünde protesto gösterisi düzenledi. İşte olaylara sebep olan konuşmayla ilgili olarak gazetelere, radyo ve televizyonlara, bu arada internet kanallarına intikal eden haber: “Amerikan CBS televizyonu için çekilen ‘60 Dakika’ programında Hz. Muhammed’e ‘terörist’ (!) suçlamasında bulunan bir rahip, Amerika ve dünyadaki Müslümanların sert tepkisine sebep oldu. Jerry Falwell adlı rahibin, CBS’in yan kuruluşu olan Houston TV’sinde yapılan çekim sırasında, “İslam kaynakları ve yabancı kaynaklardan Muhammed’in şiddet yanlısı ve savaştan yana bir kişi olduğuna dair çok şey okudum. Yani günümüzde Saddam ve Arafat gibi bir çeşit terörist. Adam öldürmek onu rahatsız etmiyordu” diye konuştuğu belirtiliyor. Yukarıda Peygamber efendimiz hakkında yapılan açıklamalar muvacehesinde, bu papazın şu sözlerinin ne büyük bir iftira olduğu ortadadır. İslam ülkeleri, özellikle İKÖ gibi teşkilatlar, bu tür küstahlıklar karşısında sessiz kalmamalı ve kesinlikle herhangi bir dini harbe veya medeniyetler çatışmasına izin vermemelidirler. Dünya Kiliseler Konseyi (WCC) gibi teşkilatlar da, bazı Hıristiyan din adamlarının bu kabil sorumsuzca açıklamalarına müsamaha göstermemelidirler. Bizler Müslümanlar olarak Hz. Musa ve Hz. İsa gibi büyük peygamberlere dil uzatıyor muyuz? Onlara veya Allahü tealanın herhangi bir peygamberine hakaret eden kişi, biz Müslümanların inancına göre dinden çıkar, İslamiyetle alakası kesilir. Bizler hiçbir dini veya mensuplarını tezyif ve tahkir etmiyoruz. O halde, bütün Yahudi ve Hıristiyanların da buna dikkat etmelerini istemek herhalde bizim de hakkımız olsa gerek. İnşaallah bu konuda başka makaleler de yazacağız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98455
    % 1.69
  • 5.3279
    % -0.7
  • 6.0542
    % -0.85
  • 6.8869
    % -0.64
  • 220.305
    % -0.61
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT