BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Amerika Balkanlarda

Amerika Balkanlarda

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana, NATO’nun, yeni bir misyon ve kimlik arayışı içine girdiği bilinmektedir.



Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana, NATO’nun, yeni bir misyon ve kimlik arayışı içine girdiği bilinmektedir. Zira, bundan elli yıl önce kurulmuş bulunan bu örgütün temel misyonu, olabilecek bir Sovyet tehdit ve tehlikesine karşı bölgesini, bölge ülkelerini savunmaktı. Bugün, tehdit değerlendirmesi esastan değişikliğe uğramış, şartlar tümüyle mahiyet değiştirmiş, dünkü hasım ve rakipler, bugün NATO’ya yaklaşmanın ve hatta örgütün bir parçası olmanın gayreti içine düşmüştür. Bunun yanında, Avrupa’da, çok daha geniş kapsamlı güvenlik ve işbirliğini öngören Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı-Konferansı kurulmuştur. Ne yapılmalıydı? Rakip Varşova Paktı misali, NATO da dağıtılmalı mıydı? NATO, geçmiş performansıyla, Avrupa’da ve dolayısıyla Dünyada barış ve istikrarın güvencesi olduğunu kanıtlamıştı. Bununla beraber, barış ve istikrarı tehdit etme istidadı gösterebilecek bazı sorunlar, yine de teyakkuzu ve hazırlıklı olmayı gerektiriyordu. Bu nedenle, NATO devam etmeliydi ve hatta, artık bilinen klasik görev sahasıyla da kendisini sınırlı saymamalı idi. Belirtmek gerekir ki, başlangıçta, Irak nedeniyle, bu anlayışın İttifakın diğer üyelerine kabul ettirilmesinde Amerika Birleşik Devletleri ön planda hareketle, nafiz olmuştur. Irak’ı, Bosna-Hersek takip edince, bu defa, sorunun çözümünde kendilerini müttehit ve yeterli görmeyen Avrupalı müttefikler de, ister istemez Amerika’nın yanında yer almışlardır. NATO ağırlıklı Barış Gücü’nün yaptırım gözetim ve denetiminde hayata geçirilmeye çalışılan Dayton Barış Anlaşması, ancak bu şekilde ortaya çıkarılabilmiştir. Irak’ı saymazsak bile, Bosna Hersek, NATO’nun görev alanı dışındaki ilk müdahale örneğini, emsalini oluşturmuştur. Filhakika, bu emsal, NATO’nun aradığı yeni ve genişletilmiş misyonunun teşekkülünde de ilk uygulama olmuştur. Kosova’da insan onurunu hiçe sayan ve NATO’nun inandığı tüm değerleri, umursamaz bir biçimde alt üst eden saldırı ve soykırım önlenemeyince, NATO, bir bakıma, kendisi için durumdan görev çıkarmak zorunda kalmıştır. Bu suretle, misyon, aranırken, misyon gelip NATO’yu bulmuştur. Ellinci yıl kutlamalarının yapıldığı son Washington toplantısında NATO’nun yeni misyonunun açık ve seçik bir biçimde tarifine çalışılmış ise de, savaş ortamında bulunulan şu sırada, Müttefikler arasında yeni bir dayanışma sorunu oluşturmamak endişesiyle, konu üzerinde fazla durulmamış ve başlatılan işin bitirilmesi yönündeki kararlılığın teyidiyle yetinilmiştir. Ancak, bir taraftan da, askeri açıdan, ileride başvurulması kaçınılmaz hale gelebilecek bir kara harekâtı için, fiili hazırlıkların sürdürülmesi de kararlaştırılmıştır. Yani, misyonun tarifi, hava bombardımanı ile tedipten öteye, nazari olarak Sırp toprakları sayılan Kosova’ya ve hatta Sırbistan’a da gerektiğinde girilmesini öngörecek şekilde genişletilmiştir. İlginçtir, Avrupa, bir yandan, savunmada kendine özgü örgütünü, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (ESDI) adı altında kurmaya çalışırken, diğer taraftan da, Amerika’yı daha da içerilere çekmektedir. Daha şimdiden, Arnavutluk ve Makedonya’da konuşlandırılmış bulunan Amerikan kuvvetleri 5000’i aşmıştır. Yeni silahlar ve ilave kuvvetler yoldadır. Şimdi, ister genişletilmiş kara harekâtına başlanılsın, ister, Miloşeviç, zor karşısında yola gelsin ve Kosova’da uluslararası bir barış gücünün konuşlandırılmasına razı olsun, sonuçta ortaya çıkabilecek anlaşmanın uygulamasını gözetmek ve ayrıca, hassas konumda gözüken Arnavutluk ve Makedonya’yı, olası bir tehdide karşı korumak için, Amerikan kuvvetleri, yakın bir gelecekte herhalde bölgeden ayrılmayacaktır. Önce güvenlik için gelen Amerika, sonradan, siyaseten, Balkanlar’da kalmaya devam edecektir. Şimdiden, belki anlaşılır mülahazalarla, tüm ulaşım ve lojistik tesis ve imkânlarını Amerikan kuvvetleri emrine veren ilgili ülkeler, zamanla, bu kuvvetleri topraklarından nasıl çıkaracaklarını düşünmeye başlayacaklar. Bu da, savunmada kendine yeterliliğin alternatifi olmadığını kanıtlıyor. Bize gelince, Kosova’ya asker göndermekte ön plana çıkmamız, sonucu fazla değiştirmeyecektir. Amerika, nasıl olsa, Balkanlara yerleşmeyi aklına koymuşa benziyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT