BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sandıktan çıkan mesajlar

Sandıktan çıkan mesajlar

18 Nisan 1999 seçimlerinin verdiği en büyük mesaj, Türk Milliyetçiliğinin yükselişi olmuştur.



18 Nisan 1999 seçimlerinin verdiği en büyük mesaj, Türk Milliyetçiliğinin yükselişi olmuştur. Gerçekten biri Milli Sol, diğeri ise Milliyetçi Merkez-Sağ olan DSP ile MHP’nin, seçim sonunda, ilk iki sırayı alması bu mesajı açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle hem Bülent Ecevit’i, hem de partinin oylarını ikiye katlayarak en büyük başarıyı sağlayan Devlet Bahçeli’yi candan kutluyorum. Dr. Bahçeli’nin seçimden önce ve özellikle seçimden sonraki beyanları, içerideki ve dışardaki bazı bilgisizlerin iddia ettiği gibi MHP’nin “Fanatik Milliyetçi” değil, Anayasamızın öngördüğü ve Atatürk’ün öncüsü olduğu ülke ve millet bütünlüğüne önem veren, Irkçılığı reddeden, çağdaşlaşmayı amaçlayan, dine bağlı fakat laiklik ilkesine saygılı, her türlü mezhep ayrımcılığını ve sınıf kavgasını reddederek, milli dayanışma ve sosyal adaletten yana Türkiye’nin ihtiyaç ve gerçeklerine uygun “Modern” bir parti olduğunu açıklıkla ortaya koymaktadır. Hiç şüphe yok ki, Türk seçmeni en fazla oyu DSP ve MHP’ye verdiğine göre, üçlü koalisyonun tartışmasız iki partisinin DSP ve MHP olması gerekmekte, her iki partinin sınıf kavgasını reddederken milli dayanışma ve sosyal adaletten yana bulunması, demokrasiye yönelik milli egemenliğe dayalı ve barışçı ve insancıl bir milliyetçilik anlayışını paylaşması DSP ile MHP arasında mevcut bulunan uyumun önemli ortak noktalarını oluşturmaktadır. İki partinin TBMM’de kazandığı üyelik sayısı 265 olduğuna ve Parlamenter geleneğe göre Bülent Ecevit başkanlığında oluşturulacak yeni hükümet kısa zamanda çözüm bekleyen memleket ihtiyaç ve sorunlarına çözüm getirecek “Uyumlu” ve “Güçlü” bir çoğunluk arayacağına göre, bu Koalisyon’un üçüncü ortağının “ANAP” olması gerektiği yaygın görüşüne ben de katılıyorum. Esasen, DSP ile ANAP arasında 55. Hükümet esnasında yapılması gereken girişimler konusunda bir mutabakatın bulunduğu da hatırlardadır. Seçim sonuçlarının alınmasından sonra oy kaybeden partilerde yaşanan “Depreme” gelince, Atatürk’ün önayak olduğu ve Cumhuriyeti kuran bir partiyi, 1995 seçimlerinde aldığı uyarılara rağmen, “Geçimsiz” ve “Olumsuz” davranışlarını sergilemeye devam ederek baraja takan bir liderin, parti içinden ve dışından gelen tepkilere dayanamayarak istifa etmek zorunda olmasını doğal karşılıyor, 76 yıllık bir partiyi bu duruma getiren lider kurmaylarının da aynı yolu izleyeceğine inanıyorum. Maksatlı veya çağdaş politika biliminin gerek ve uygulamalarını yeterince bilmeyen ve bu nedenle seçimlerde oyu azalan her parti liderini duvara dayamak gerektiği görüşünü savunan taleplere ise katılmıyorum. Bununla birlikte, hiçbir mecburiyet olmadan, ANAP’ı kastederek, “Bir oy az alan çekilsin” beyanında bulunan ve seçimde ANAP’tan % 1,2 oranında ve 400 bine yakın daha az oy oyla seçimi bitiren DYP liderinin durumu bir özellik arzetmektedir. DYP lideri bu beyanını kamuoyu önünde bir “Taahhüt” olarak yaptığına göre, hukuken bunun herhangi bir yazılı şekle dökülmüş olması gerekmez. Bununla birlikte bu konuda karar yine de DYP liderine ve partisine aittir. Kanaatimce seçmen, 1995 seçimlerinde olduğu gibi bu defa da, sırf parti lideri olmak veya kalabilmek için birtakım “Tabela Partileri” oluşturmakta direnen liderlere, % 1’in çok altında kırıntı oylar vermek suretiyle, “Bu sevdadan vazgeçin” uyarısında bulunmuştur. Bu uyarıya ilk uyan başarılı bürokrat Hasan Celal Güzel’i kutluyorum. Son olarak, 18 Nisan 1999 seçimlerinin en büyük yenilgisini, Mecliste grup oluşturmasına ve koalisyon ortağı olmasına rağmen, özellikle genel başkanının tutarsız ve çelişkili davranışlarından dolayı, ancak % 0.50 oranında oy elde eden, DTP’nin aldığını belirtmek istiyorum.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT