BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dış destek de tamam

Dış destek de tamam

Ocak’tan itibaren AB dönem başkanlığını alacak olan Yunanistan Başbakanı Simitis ile İtalya Başbakanı Berlusconi, yeni hükümetle işbirliği arzusunda olduklarını belirterek, Erdoğan’ı ülkelerine davet etti. Uluslararası söz sahibi yatırım kuruluşlarından Merill Lynch ve İsviçre Yatırım Bankası da, yatırımcılara Türkiye’den tahvil almayı önerdi. AB diplomasisi Öte yandan dün yoğun bir AB diplomasisi yaşandı. Önce Dışişleri Bakanlığı, AB ve dış politika konusunda Erdoğan ve ekibine brifing verdi. AB Temsilcisi Kretschmer de, Gül’ü ziyaret ederek, birlikte çalışma mesajını verdi. Akşam da Erdoğan, Ankara’daki AB Büyükelçileri’ne yemek vererek, Türkiye’ye tarih verilmesi konusunu görüştü. Tayyip Erdoğan: Muhafazakâr demokratız Alman Die Welt gazetesine demeç veren Erdoğan, “Biz Türkiye’de muhafazakâr ve demokratik büyük bir orta kesimi temsil ediyoruz. Aramızda radikal yol izlemek isteyen güçler yok” dedi. Belçika Modeli tartışması Erdoğan’ın Kıbrıs için ‘Belçika Modeli’ni önermesine Dışişleri, “devlet politikasını ilgilendiren meselelerde devamlılık gerekir” diye cevap verdi. AK Parti’li Yakış, da ‘Belçika Modeli’ni tek yöntem olarak görmediğini” söyledi.



Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yurt içerisinde aylardır rüzgar ve seçim sonrası elde edilen başarı, sınırı aşıp diğer ülkeleri de etkilemeye başladı. AK Parti’nin seçimler öncesinde “tek başına iktidar olabilme” ihtimaline karşılık, bu partiye soğuk gözle bakan özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın demeçleriyle birlikte rahatladı ve AB liderleri, “AK Parti ile çalışmaya hazırız” mesajları göndermeye başladı. AKP ile çalışırız Seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından ilk mesajlar bilindiği gibi Avrupa Birliği’nden geldi. AB’li yetkililer Günther Verheugen ve Javier Solana, yaptıkları açıklamalarda AK Parti ile çalışmaya hazır olduklarını ve seçimlerin sonucuna saygı duyduklarını belirttiler. Onları ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marc Grossmann takip etti ve “Beyaz Saray’ın kurulucak AK Parti hükümeti ile çalışmaya hazır olduğu” mesajını iletti. Komşu desteği En önemli destek ise komşumuz Yunanistan’dan geldi. Seçimlerin hemen ardından AK Partili lideri Erdoğan’ı telefonla arayan Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, hem tebrik hem de en kısa sürede kendisini ülkesinde görmek istediğini söyledi. Erdoğan da bu teklifi kabul ettiğini söyledi ve en kısa sürede Atina’da olacağını bildirdi. Yunanistan’dan gelen bu sıcak teklif, Erdoğan ve AB için çaba gösteren Ankara’da sevinç uyandırdı. Çünkü, komşumuz Yunanistan 2003 Ocak ayından itibaren Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı üstlenecek. Böylece, Türkiye’nin tam üyelik müzakereleri için tarih alabilmesinde hem Kopenhag öncesinde, hem Kopenhag’da hem de sonrasında Yunanistan önemli bir rol üstlenecek. Geldiler bile Simitis’in daveti Erdoğan’ın kabulü derken, beklenen ilk ön görüşme dün Ankara’da gerçekleşti. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Yunanistan’a yapacağı ziyaret öncesinde bu ülkenin Başbakanı Kostas Simitis’in özel temsilcisi Teodoros Satiropulos’u kabul etti. Simitis’in tebriklerini yeniden Erdoğan’a ilettiklerini kaydeden Satiropulos, “Erdoğan’ın çok yakın bir tarihte yapacağı ziyarete çok iyi hazırlanmak için Erdoğan ile görüştüklerini” bildirdi. Satiropulos, bir başka soru cevaplarken de, Erdoğan’ın Yunanistan ziyaretinin bir kaç gün içinde gerçekleşmesini beklediklerini ifade ederek, “Sayın Erdoğan, AK Parti’nin başkanıdır, davet onun için yapılmıştır ve bu partiye Türk halkı oy vermiştir” dedi. Yunanistan Başbakanı Simitis’in özel temsilcisi Satiropulos’a Yunanistan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Haris Pamboukis de eşlik etti. Berlusconi’den davet Seçimlerin hemen ardından, AK Parti’ye ve seçim sonuçlarına bakışlarının “olumlu” olduğunu söyleyen İngiltere Başbakanı Tony Blair’e dün İtalya Başbakanı Berlusconi de eklendi. Berlusconi, yeni kurulacak hükümetle çok yakın çalışma arzusunda olduklarını söyleyerek Erdoğan’ı İtalya’ya davet ettiklerini belirtti. Alman Hükümet Sözcü Yardımcısı Thomas Steg ise, başkent Berlin’de yaptığı açıklamada, “Şimdi öncelikle hükümetin kurulmasını ve programını bekleyeceğiz. IMF ile işbirliği yapılacağı ve AB yolunda ilerleneceği şeklindeki ilik açıklamaları olumlu karşıladık” dedi. Piyasa morali AK Parti’ye dış dünyada olan destek sadece siyasal alanda sınırlı kalmadı. Uluslararası kurumsal yatırımcılar ve mali piyasanın önemli kuruluşları da AK Parti’yle çalışmaya hazır oldukları mesajlarını ilettiler. Yatırım bankası Merill Lynch, yayınladığı analizde, AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesinin, siyasi istikrar ve reformların devamı açısından iyiye işaret olduğunu kaydetti. Merill Lynch’in raporunda, AKP’nin IMF programına sahip çıkarak, piyasaları rahatlatmak için her şeyi yapacağını savundu. CFSB, tahvil önerdi Diğer yandan, İsviçreli yatırım bankası Credit Suisse First Boston, gelişen piyasalar borç portföyünde Türkiye tahvilleri için yaptığı tavsiyeyi ‘azaltötan, ‘piyasa ağırlığına yükselt’e çevirdi. Kuruluş, hazırladığı araştırma notunda, AK Parti’nin seçimlerden zaferle çıkmasının ardından ‘sorumlu’ bir şekilde davranmaya devam ettiğine dikkat çekti. CFSB, AK Parti’nin hem parti programında hem de sözlü olarak, özelleştirme ve devletin küçülmesi gibi piyasaların hoşuna giden politikalar izleyeceğinin işaretlerini verdiğini kaydetti. Kıbrıs’ta Belçika modeli tartışması ANKARA- Kıbrıs konusunda Tayyip Erdoğan’ın “Belçika” modelinden sözetmesi, Dışişleri Bakanlığı ile AK Parti arasında tartışma yeni bir tartışma konusu başlattı. Dışişleri Bakanlığı adına dün açıklamalarda bulunan sözcü Yusuf Buluç, Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs için Belçika modelini Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı sıfatıyla önerdiğini ve bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu açıklamalar üzerine AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yakış’da yaptığı açıklamada, Kıbrıs ile ilgili olarak sundukları çözüm önerilerinde “Belçika ve İsviçre” modellerinden sadece esinlendiklerini belirterek, bu iki modelin aynen taklit edilemeyeceğini, asıl olanın Kıbrıs’taki dinamiklerin geliştirilmesi olduğunu söyledi. Kıbrıs’ın tarihi ve bugünkü gerçekleriyle özel bir durumu yansıttığını belirten Buluç, “Denktaş’ın 29 Nisan ve 11 Eylül’de müzakere masasına getirdiği öneriler, işlerliği olan yeni bir ortaklık devletini öngörmektedir” diyerek, Denktaş’ın önerilerini desteklediklerini söyledi. Diğer taraftan AK Partinin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yakış, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta çözüm için önerilen Belçika modeline şöyle açıklık getirdi: “Belçika modeli dediğimiz şey, Kıbrıs’ta zaman içerisinde geliştirilen formüller arasında Türkiye’nin ortaya çıkardığı önerilerden bir tanesidir. Belçika ve İsviçre modelinden esinlenilerek, fakat asıl Kıbrıs’taki dinamiklerin gelişmesi doğrultusunda tespit edilmiş bir planımız vardır. Şu anda, Türk tarafına sunulmuş olan plan budur. Bu plan hazırlanırken AB ülkelerine anlatabilmek için ‘bakın işte Belçika’da, İsviçre’de de vardır ve yürümektedir’... Fakat bu iki modelden sadece esinlenilmiştir. Aynen taklit edilemez. Çünkü, Belçika’da hiçbir zaman iki ayrı devlet oldu da bunlar biraraya gelip bir devlet oluşturmuş değil. Ayrıca üniter devlet varken, şimdi bu federal devlete dönüştü. Dolayısıyla Belçika’daki evrim başka türlü olmuştur. Kıbrıs’ta ise ‘şu anda iki devlet vardır. Bunlar biraraya gelip yeni bir konfederal yapı oluşturacaklardır’ diyoruz. İsviçre ve Belçika modelinden esinlenen boyutlar var. Fakat model, Kıbrıs’ın geçmişine bakarak, buradaki parametreler istikametinde geliştirilmiştir, yeni bir modeldir. Belçika modeline olan atıf oradan esinlenmiş olduğunu gösteriyor, yoksa bu modelin aynısı uygulanacak diye bir şey yok.” Belçika modeli nedir? Belçika’nın Avrupa Birliği’ne başarılı bir şekilde entegre olmasını sağlayan modelin öne çıkan özellikleri şu şekilde sıralanabilir: Üç toplum ve üç bölge (Fransızca konuşanlar, Flamanca konuşanlar ve Almanca konuşanlar), üç bölge (Valon, Flaman ve başkent Brüksel bölgeleri) ve bir federal devlete dayanan siyasi yapı. “iç” konularda vergi toplamadan politikaya, güvenlikten eğitime kadar birçok yetkiye sahip. Yetki alanlarına giren konularda hiçbir bölge ve toplum birbirine karışamıyor. Her bölge ve toplum kendi yönetim birimlerine, meclislerine va bakanlar kuruluna sahip. Federal devletin yetkisine girmeyen konularda her birim tam yetkiye sahip. Dış ilişkilerde ise, Avrupa Birliği, savunma ve genel anlamda ekonomi gibi konularda tek yetkili ise federal devlet. Başka bir deyişle içte “çoklu” bir yapıya sahip olan Belçika, dışarıda “tek” olarak temsil ediliyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT