BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müthiş Fener

Müthiş Fener

Fatih Terim’li G.Saray sezon başından bu yana geçtiğimiz üç sezona göre geriye doğru süratle koşan bir takım haline gelivermiş. Sanki uçsuz bir kalem gibi sahada geziniyor, dolaşıyor ama hiç birşey yönetemiyor.



Fatih Terim’li G.Saray sezon başından bu yana geçtiğimiz üç sezona göre geriye doğru süratle koşan bir takım haline gelivermiş. Sanki uçsuz bir kalem gibi sahada geziniyor, dolaşıyor ama hiç birşey yönetemiyor. Tabii bunda, orta alanın ne savunmaya yardımı, ne de hücuma katkıyı gerçekleştiremeyişinin büyük rolü var. Hele hele Christian gibi futbolun temel bilgilerinden yoksun bir uç adamıyla oynayınca orta sahayla yapılması gereken giriş çıkışlar, kaçışlar hiç görülemiyor. Bu Christian son bir yıldır Türkiye’de hemen hemen bütün takımların rahatsız edip güç durumlara düşürdüğü F.Bahçe arka üçlüsüne, belki de futbol geçmişinin en rahat gecesini yaşattı. Bu sayede F.Bahçe’nin Fatih, Ümit ve Ogün’den kurulu üçlüsü hiç pozisyon hatası yapmadan koca maçı tamamladı. Fatih Terim’in böyle bir oyuncuya maçın bitimine kadar sahada kalma primi tanıması, kariyeri üzerine ciddi kuşkular taşımıştır. Hele hele maçın skoru büyüdükçe kulübede ne kadar forvet oyuncusu varsa sahaya sokmak o çok eleştirdiğimiz Lorant’a taş çıkartırcasına işlenmiş bir futbol cinayetidir. Daha ikinci yarının 5. dakikasında “Ben iflas ettim” diye bir bağırmadığı kalan Pinto’ya tahammül etmek de galiba yeni bir Fatih Terim inatlaşmasıdır. Şimdi bir soru sormak istiyorum; Berkant’ın takıma Göztepe maçında yaptığı katkı acaba G.Saray teknik adamları tarafından unutulmuş bir futbol gerçeği midir? Şöyle bir baktım, 65. dakikadan sonra Pinto, Ümit, Arif, Christian ve Hasan arkada da G.Saray dörtlüsüyle Ergün, yani filenin bir o tarafına, bir bu tarafına bölünmüş voleybol takımı gibi. Peki çok eleştirdiğimiz Lorant ne yapmış? Yine Fatih, Ümit, Ogün’den bir arka üçlü, önlerinde Johnson’la Yusuf, sağda Steviç, solda Tuncay... Ortega, Washington’la Serhat’ın arkasında serbest adam rolüne çıkmıştı. Burada en dikkat çekici düşünce veya önlem Steviç gibi bu takımın futbolu en çok bilen oyuncusunun G.Saray’ın en etkili olduğu sol, yani F.Bahçe’nin sağında kontrolör ve gözlemci rolüne soyundurulmuş olmasıydı. Bence Lorant’ın bu düşüncesi çok yerindeydi de, Yusuf’u uzun süre Steviç’e destekçi olarak düşünmesi bir yanlıştı. Ortega’nın oyundan atılmasıyla F.Bahçe’nin maçtaki üstünlüğünü kaptırabileceğini bir saniye bile düşünmedim. Çünkü G.Saray’ın kenar yönetimi bu avantajı çok yanlış oyuncu kullanımlarıyla hiç değerlendiremedi. Bu arada Ortega atıldıktan sonra Lorant’ın hemen Washington’u kenara alıp Ceyhun’la orta alanı garanti altına alması akılcı bir uygulamaydı. Böylece G.Saray’ın yarı alanı alabildiğine açılıp genişledi, sonra da oradan dağılmış G.Saray’ın üzerine toplu-topsuz koşular yapan F.Bahçeliler bir anda farkı lig lideri, lig sonuncusu arasında oluşabilecek pozisyona getiriverdi. Şimdi G.Saray sadece bu farkı yediği için söylemiyorum; bu sezonki teknik yanlışlarıyla çok yakında liderliği kaybedeceği gibi ligin şampiyonluk adayları içinden de çıkabilecektir. F.Bahçe’ye gelince; bu müthiş galibiyet en azından Yunanistan’da oynanacak önemli rövanşın moral deposu anlamı taşıyacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT