BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ramazan ayının fazileti ve orucun önemi

Ramazan ayının fazileti ve orucun önemi

Bildiğimiz gibi, 2 gün evvel Ramazan-ı şerif ayı başladı. Sevgili Peygamberimiz, üç ayların ilki olan Receb-i şerifin başında: “Ey Allah’ım! Receb ve Şa’ban aylarında bizim için bereket kıl (bu ayları bizim için bereketli eyle); bizi Ramazan ayına da kavuştur” diye dua buyururlardı. Bugün, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, mübarek üç ayların üçüncüsü olan Ramazan-ı şerifin üçüncü gününü idrak etmiş bulunuyoruz.



Bildiğimiz gibi, 2 gün evvel Ramazan-ı şerif ayı başladı. Sevgili Peygamberimiz, üç ayların ilki olan Receb-i şerifin başında: “Ey Allah’ım! Receb ve Şa’ban aylarında bizim için bereket kıl (bu ayları bizim için bereketli eyle); bizi Ramazan ayına da kavuştur” diye dua buyururlardı. Bugün, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, mübarek üç ayların üçüncüsü olan Ramazan-ı şerifin üçüncü gününü idrak etmiş bulunuyoruz. Selman-ı Farisi (radıyallahü anh) hazretlerinin anlattığına göre, Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem) Şa’ban ayının son günü irad etiği bir hutbede buyurdu ki: “Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece (Kadir Gecesi), bin aydan daha hayırlıdır, faydalıdır. Allahü teala, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda farz yapmak gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teala, onu cehennem ateşinden azad eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona da sevap verilir.” Eshab-ı kiram, bu önemli açıklamayı dinleyince dediler ki: Ya Resulallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Resulullah (aleyhisselam) bunun üzerine buyurdu ki: “Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile orucunu açtırana da, biraz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu Cehennemden azad olmaktır. Bu ayda, emirleri altında olanların (mesela işçi, memur, asker ve talebenin) vazifelerini hafifletenleri (mesela patronları, amirleri, kumandanları ve müdürleri), Allahü teala affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda şu dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teala çok sever. Bunlar: Kelime-i şehadet söylemek ve istiğfar etmektir. Diğer ikisini de, zaten her zaman yapmanız lazımdır. Bunlar da Allahü tealadan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden ona sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır.” Ebu Hüreyre’nin (radıyallahü anh) anlattığına göre de: Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem) buyurdu ki: “Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” Sahih-i Buhari’deki bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki: “Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmağı farz bilir (vazife bilir) ve orucun sevabını, Allahü tealadan beklerse, geçmiş günahları affolur.” Demek ki orucun Allah’ın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lazımdır. Oruç tutmanın güç olmasından şikayet etmemek şarttır. Hatta oruç tutmayanlar arasında güçlükle oruç tutmayı fırsat ve ganimet bilmelidir. Bildiğimiz gibi İslamın beş şartından dördüncüsü, mübarek Ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten on sekiz ay sonra, Şa’ban ayının onuncu günü, Bedir gazasından bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Allahü teala benim ümmetime, Ramazan-ı şerifte beş şey ihsan eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir: 1. Ramazanın birinci gecesi, Allahü teala mü’minlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azab etmez. 2. İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü tealaya her kokudan daha güzel gelir. 3. Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların affolmaları için dua ederler. 4. Allahü teala, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ı şerif’te Cennet’te yer ta’yin eder. 5. Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan mü’minlerin hepsini affeder.” Büyük İslam âlim ve velilerinden İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh) buyuruyor ki: “Ramazan-ı şerif ayında yapılan nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda, bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren amirler de affolur; Cehennemden azad olurlar. Resulullah, bu ayda, esirleri azad eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene, bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir. Elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü tealanın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’an-ı kerim Ramazan ayında indi. Kadir Gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, hurma ile iftar etmek, teravih kılmak ve hatim okumak mühim sünnettir.” (Mektubat, C.1, 45. mektub) Aşere-i mübeşşere’den (Cennet ile müjdelenen 10 büyük sahabiden biri olan) Ebu Ubeyde bin Cerrah (radıyallahü anh)’ın şu hikmetli sözünü bu ayda daha çok hatırlamaya çalışalım: O, vefat etmeden önce “Namaz kılınız, Ramazan orucunu tutunuz, zekatınızı veriniz, hac ve umre yapınız. Dünya sizi aldatmasın. Allahü teala ölümü yarattı. Herkes ölecektir” buyurmuştur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT