BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Arabaya bindiler, tekrar yola çıkıp, bekleme yerinden köye giden yola girdiler. Az sonra köyün içindeydiler. Evler gerçekten harabeydi, fazla insan görünmüyordu. Bir-iki ihtiyar kadın vardı sadece. Caminin önündeki eve geldiklerinde, avluya girdiler...



İbrahim dayı şakalaştı çocuklarla: -Arif n’aber, İsmail’le dövüşüyor musun hâlâ?.. Çocuk elini öptü İbrahim dayının. -Artık döğüşmüyoruz dayı. Çocuklar Mete’nin, Havva yenge’nin, Ayşe ve Meltem’in de ellerini öptüler. Selime ve Mustafa ile çocuklar tanışıyorlardı. Kezban isimli kız çocuğu Selime ile sarılmıştı. -Siz çocuklarla kalın madem, dedi İbrahim dayı onlara. Az sonra gelirsiniz. Arabaya bindiler, tekrar yola çıkıp, bekleme yerinden köye giden yola girdiler. Az sonra köyün içindeydiler. Evler gerçekten harabeydi, fazla insan görünmüyordu. Bir-iki ihtiyar kadın vardı sadece. Caminin önündeki eve geldiklerinde, avluya girdiler. Geniş avlunun bulunduğu evden orta yaşlarda bir kadın ile iki çocuk çıktı. O sırada bitişikteki evin bahçesinden yaşlı bir kadın seslendi: -Hoşgeldin İbrahiiim, hoşgeldin Havvaaa. -Hoşbulduk Zahle’nge, dediler. Nasılsın, iyi misin?.. -Ne yapalım İbrahim, Kadir dayınla terkedilmiş köyü bekleyip gidiyoruz işte. -Yaaa, öyle... dedi İbrahim dayı onun elini öperek. Bir türlü Eskişehir’e gitmiyorsunuz siz de. Arif’lerin, Mustafa’ların evi var ne güzel, bakarlar size. -Biz şehirde yapamayız İbrahim. Burada ömrümüzü geçiriyoruz. Evden çıkan kadınla iki çocukta yanlarına gelmiş sarılıyorlardı. “Hacerim nasılsın,” diyordu Havva yenge. Zahle’nge, Mete’ye sordu: -Kim bu... Kütahya’daki Asiye’nin oğlu Faruk mu yoksa. Artık gözlerim seçmiyor. -Yok hala Faruk değil, Mete... İstanbul’dan. Tülin teyzenin torunu. -Yaaa, hoşgeldin oğlum. -Hoşbulduk, dedi Mete. Eve girmeden sedirliğe oturdular. Hacer hanımın çocukları bahçede top oynuyorlardı. Kadir dayı da evden çıkmıştı. -Kadir bak misafirler gelmiş şeherden. O’nun da eli öpüldü. -Dayı iyileştin mi artık?.. -İyiyim bakalım İbrahim. Bugünlerimize şükür. Mete’ye döndü İbrahim dayı: -Kadir dayın armut toplayayım derken eşekten düştü Mete. Üç ay yattı. Ağaçta bir armut kalmış, onu da alayım diye eşeğin üzerinde dikilmiş. Koparacağı sırada eşek yürüyünce, dayı küt yere. İyi ki torunu Fatma yanındaymış da, eşeğin sırtına bindirip getirmiş dedesini. Meltem ve Ayşe gülüştüler. -Aman İbrahim, dedi Zahle nine. Sen de anlatır anlatır bunu söylersin. Faruk bir, sen iki.. -Faruk da mı anlatır?.. dedi Mete. Ayşe cevap verdi. -Faruk daha güzel anlatır, gülmekten öldürür bizi. -Yaaa?.. dedi Mete. Demek öyle?.. -Zahle ninemi çok güzel anlatır, dedi Meltem. -Amanın, dedi Zahle nine. Taa şeherden bizi govalaşmaya mı geldiniz. -Nedir merak ettim?.. dedi Mete, Meltem’e. -Ayşe ablam söylesin, o daha güzel söyler. Ayşe daha konuşmadan gülmeye başlamıştı. Diğerleri de gülüyordu. -Anlatın da ben de güleyim, dedi Mete. -Zahle ninem, Kadir dede içeride uyurken üstüne şırkı geçirmiş. Şu ileride serdiği tarhanaların yanına gitmiş. Kadir dede sıkışmış, fırlamış yerinden ama bakmış ki kapı dışarıdan demir geçirilerek kilitli. Sıkıştığından yerinde duramıyor, kapıyı kıracak gibi sarsıyormuş, bir yandan da “Zahle!.. Zahle!..” diye bağırıyormuş. Faruk da o sırada bu avludaymış, o zaman bu evde oturan Nazife yengeyle birlikte. Nazife yenge gitmiş kapının demirini çıkarmış. Kadir dede kapıyı açtığı gibi avludaki tuvalete yıldırım gibi koşmuş. Herkes gülüyordu Ayşe’nin söylediklerine. Ayşe anlatamıyordu gülmekten, kasıklarını tutuyordu. -Sen bunu Faruk’tan dinleyeceksin asıl. Her geldiğinde anlatır, yerlere seriliriz. Gülüşürlerken bir genç avluya girdi. Kıvır kıvır siyah saçlı, esmer yüzlü, otuz yaşlarındaydı. -Hoşgeldin İbrahim dayı!.. diye bağırdı. -Hoşbulduk Rıza, gel bakalım. -Amaan, dedi Meltem. Ne diye çağırıyorsun sinir şeyi. Rıza geldi, elini öptü İbrahim dayının. -Siz gelir miydiniz köye dayı?.. -Bizden başka gelen var mı köftehor!.. -Doğru doğru, haklısın. Bir siz arayıp soruyorsunuz köyü. Mete’nin elini sıktı. -Arkadaş hoşgeldin!.. -Hoşbulduk Rıza!.. dedi Mete gülümseyerek. İlk kez köylü bir genç görüyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT