BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fransa’daki Türkler köle mi?

Fransa’daki Türkler köle mi?

Avrupa Birliği’nin anayasası hazırlanacak. Böylesine önemli bir faaliyetin başına kim gelmeli? Herhalde devlet başkanlığı düzeyinde bir isim. AB üyeleri de öyle düşünmüş ve konvansiyon riyasetine eski Fransız cumhurbaşkanlarından Valery Giscard d’Esteing’i layık görmüşler. Üyeler, layık görebilirler ama kişinin kendisi layık mı?



Avrupa Birliği’nin anayasası hazırlanacak. Böylesine önemli bir faaliyetin başına kim gelmeli? Herhalde devlet başkanlığı düzeyinde bir isim. AB üyeleri de öyle düşünmüş ve konvansiyon riyasetine eski Fransız cumhurbaşkanlarından Valery Giscard d’Esteing’i layık görmüşler. Üyeler, layık görebilirler ama kişinin kendisi layık mı? Layık değil. Eski cumhurbaşkanı, Belçika’da iken ülkesinin gazetelerinden Le Monde’a demeç veriyor. Gazetenin manşet yaptığı demeç Türkiye’ye hakaretler ihtiva etmekte. Akıl sağlığı ne kadar yerinde olduğu bizce meçhul mösyö şu incileri dizmiş arka arkaya. - Türkiye AB üyesi olamaz. Çünkü: 1- Ayrı kültüre mensuptur. 2- Nüfusunun yüzde 95’i Asya kıtasında yaşamaktadır. 3- Başkenti Avrupa kıtasında değildir. 4- Türkiye’nin AB üyeliği AB’nin sonu olur. Hezeyan sahibi, ülkemizi felaket olarak tavsif eden bu sözleri ettikten sonra onun arkasında durması gerekmez mi? Tam tersine, kararlaştırılmış bir basın toplantısına dahi çıkma cesaretini göstermeden Brüksel’den Paris’e kaçmış... Şimdi; hem AB’ye hem de Fransa’ya görevler düşüyor. Konvansiyon başkan yardımcısının “o sözler, d’Esteing’in şahsî fikirleridir” demesi yetmez. Bizatihi AB’nin bu patavatsızlığı tekzip etmesi gerekir. Keza Fransa da özür dilemeli. Adı geçeni kendileri konuşturmadılarsa görüşlerine katılmamakta samimiyet taşıyorlarsa yalanlama ve özür beklemek Türk milleti’nin hakkıdır. d’Esteing, hangi hakla 70 milyon insana hakarete tevessül ediyor. Yeltenilen hakaretin zamanlamasına dikkat etmeli. Türkiye’de bir hükümet isifa etmiş ve diğeri kurulmamışken ara dönemde bunlar dile getiriliyor. Halep, Urfa, Antep, Maraş, Hatay, Adana gibi şehirlerimiz Fransa işgalinde kalmış olsalardı. Bugün aynı zihniyet Türkiye’yi AB için yine tehlikeli mi bulacaktı? Veya yalnızca o işgal edilmiş vilayetler mi Fransa toprağı kabul edilerek AB’ye teklif edilecekti. Fransa’ya cumhurbaşkanı olarak herhalde hizmetleri dokunmuş bir zat, bugün memleketine yapabileceği en büyük fenalığı yapmıştır. Hükümetlerin nöbet değişimini fırsat bilmek sadece ahmaklıktır. Üstelik bir zamanlar kendisinin oturduğu makamdaki eski krallarının bugün itmeye çalıştığı devletin şanlı Padişahından yardım isteyerek himayesine iltica ettiğini unutmamalı.. Son sorulması gerekense daha bugüne ait. Binlerce Türk işçisi, onlarca yıldır Fransa ekonomisine, ticaretine, sosyal hayatına katkılar sağlamakta. Onlardan bazısı çifte vatandaşlık hakkına sahip, bazısı Parislerde işveren. Peki bu insanlar ne oluyor? Onları Fransa elinde köle olarak mı tutmakta? Öyle olmadığına, her biri hür iradesiyle çalışıp hayatını idame ettirdiğine göre onların milletine bu hakaret neden? Bu kine sebep ne? “Valeri Giskar Desten” neyin kan davasını güdüyor? Niyeti ne? Fransa bu niyeti ne kadar paylaşmakta? İşçi olarak evet, ortak olarak hayır! İşgal olarak evet, istiklal olarak hayır!.. Mantık bu. Yeni hükümete ilk işi hayırlı olsun...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT