BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > EKO LİFE

EKO LİFE

Bugünlerde ülkemiz, inanılmaz derecede bir "iyimser" hava ile yaşıyor. "Pembe gözlük" takmışcasına ekonomik bütün veriler iyiye doğru bir seyir halinde ilerliyor. Oysa, tabloya şöyle bir baktığınız zaman ortada henüz ne bir başbakan var, ne de hükümet...



AKP’nin zor sınavı Bugünlerde ülkemiz, inanılmaz derecede bir "iyimser" hava ile yaşıyor. "Pembe gözlük" takmışcasına ekonomik bütün veriler iyiye doğru bir seyir halinde ilerliyor. Oysa, tabloya şöyle bir baktığınız zaman ortada henüz ne bir başbakan var, ne de hükümet... Fizik kanunlarına ters bir durum belki ama bu görüntüye rağmen, borsa fırladı gidiyor, döviz tepetaklak oldu kimse elini dolara süremiyor. Faizler desen ha keza, dibe vuruyor. Avrupa'dan, Amerika'dan destek yağıyor, IMF, Dünya Bankası destekliyor... Ne var ki, bu iyimser tablonun ne kadar süreceği önemli bir soru olarak ortada duruyor. Bu olumlu tablonun artarak devam etmesi için hükümetin bir an önce kurulması gerekiyor. Yüksek Seçim Kurulu, dün kesin seçim sonuçlarını açıkladı, dolayısıyla hükümet kurma süreci de şu aşamadan itibaren kendiliğinden başlamış oldu. Hem Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in verdiği izlenim, hem AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaydığı hava; hükümet kurma aşamasında bir mesele çıkmayacağını ortaya koyuyor. Dediğimiz gibi; Hükümetin bir an önce kurulması gerekiyor. Çünkü, en azından AB'nin Kopenhag zirvesine şunun şurasında çok az zaman kaldığını herkes görüyor. İşte bu aşamada, Meclis'in yeni misafirleri ne kadar kızacak olsa da, bazı sorularla bazı şeyleri hatırlatmayı kendimize görev biliyoruz. Biz yolun başında hatırlatmamızı yapalım da, sonra ister kızsınlar ister hak versinler... Çünkü AKP'yi önümüzdeki dönemde gerçekten çok zor sınavlar bekliyor. Vergiler iner mi? AKP yetkilileri, "vergi indiriminden" bahsediyor. Oysa, vergi, devletin tek gelir kaynağıdır. Bütçeyi ayakta tutan en önemli direktir. Vergilerin indirilmesine kimsenin itirazı olamaz. Ne var ki, AKP kurmayları vergileri indirirken kaybedilen gelirin nereden karşılanacağı konusunda finans çevrelerini rahatlatmak zorundadır; tabii ki; başta IMF olmak üzere... Çünkü bu vergi indirimi, geçmiş hükümetin IMF'ye söz verdiği yüzde 6.5 faiz dışı fazla hedefi ile ters düşmektedir. Vergi indirimi karşısında bütçede önemli derecede bir gedik açılması kaçınılmaz olacaktır. O zaman da yüzde 6.5 faiz dışı fazla hedefi unutmanız gerekir. Böyle bir durumda, tabi, IMF'den gelmesi planlanan 1 milyar 600 milyon dolarlık kredi dilimini de unutmanız gerekecektir. Çünkü bu kredinin verilme şartlarından biri bu vergi gelirleri ile ilgilidir. KDV inerse ne olur? Ekonominin eski komutanı Kemal Derviş bile, itiraf etmişti: "Her şeyden vazgeçerim KDV'den vazgeçmem" diye... Niye vazgeçsin ki, adamcağız! Taze para... Oysa AKP'nin ekonomi kurmayları, ısrarla vergilerin indirileceğini söylüyorlar. Özellikle, KDV'nin indirilecek kalemler arasında başta yer alacağını ısrarla vurguluyorlar. "Birden" değil, "Kademeli olarak indireceğiz" diyorlar. Elinizde garanti ve taze "KDV geliri" varken, kademeli indirilecek ve tabana yayılacak verginin gelirinin elinize sağlıklı geçmesi en az 6 ayı bulacaktır. Oysa, Türkiye'nin çok acil taze paraya ihtiyacı vardır. Hemen belirtelim ki; Bu noktada AKP kurmaylarını anlamakta zorluk çekiyoruz. KDV'nin indirilmesi vatandaş açısından elbette bir rahatlama ve moral getirecektir. Ama böyle bir şey, AKP için tıpkı "altın yumurtlayan tavuğu kesmek", "bindiğin dalı kesmek" gibi bir şey olacaktır. Çünkü halen vergi gelirlerinin yüzde 65'i KDV'den gelmektedir. Bu bir anlamda "keş" ve "garanti" paradır. AKP kurmaylarının sanırım bir bildikleri vardır diyor ve bu konuda bir kez daha düşüneceklerine inanıyoruz. BDDK ve bazı sorular Başta Erdoğan olmak üzere AKP kurmaylarının hemen hepsi, ekonomideki üst kurullara sert eleştiriler yöneltiyor. Bazı kurulları bir tarafa bırakın, her konuşan mutlaka BDDK'ya yükleniyor. BDDK'nın ısrarla denetlenmesi gerektiği söyleniyor. Oysa, BDDK'nın şu anda Sayıştay tarafından zaten sıkı sıkıya denetlendiğini herkes biliyor. Peki AKP ne demek istiyor? İşte, mali piyasalar şu anda bu konuda herhangi bir yorum yapamıyor! Piyasalar, en çok, bankacılık sektörünün yeniden "siyasi müdahalelere" açık olmasından korkuyor. Endişelerin kaynağında ise, 20 milyar dolar yatıyor. Çünkü bankacılık sektörüne yapılabilecek bir siyasi müdahale, IMF'den alınıp bu alana aktarılan 20 milyar doların buhar olup gitmesi anlamına gelecektir. Soralım; IMF'nin şartlarına daha baştan uyulacağı sözü verilmişken, IMF'nin "olmazsa olmaz" dediği üst kurullar tasfiye edilirse veya BDDK gibi bir kurumda yapısal değişikliğe gidilirse bununla elde edilmek istenen sonuç ne olacaktır? Daha basit soralım: Sonuçta halkın kazancı ne olacaktır, ülkenin kazancı ne olacaktır? İşçi-memur atılacak mı? Toplumun hassas olduğu noktalardan biri de, işsiz sayısının önümüzdeki hükümet döneminde artmasıdır. Çünkü IMF ısrarla, eleman azaltımı istemektedir ve verilen niyet mektubunda bu garanti edilmektedir. Geçmiş dönemde milyonlarca insanın işsiz bırakıldığını, yüzbinlerce esnafın kepenk kapattığını düşünürsek, AKP kurmaylarının "personel azaltımı yapılmayacaktır" açıklamaları vatandaş için şimdilik cazip hale gelmektedir. Ancak, özellikle devletin memur kadrosunda yüklü bir atıl istihdam bulunduğu da ayrı bir gerçektir. AKP kurmaylarının biri "çıkarılmayacak" derken, diğeri "çıkarılacak" diye açıklama yapmaktadır. Oysa, devletin memur kadrosunun yarı yarıya indirilmesi gerektiği gün gibi aşikârdır. AKP kurmayları, "personel çıkarılmayacak" derken memur kadrolarının şişikliğine daha şimdiden çanak tutulmakta ve bile bile kendi önlerini tıkamaktadırlar. Devlet, kendini, en azından bu yolla küçültmeye başlamayacaksa hantallıktan nasıl kurtulacaktır? Mali Miladı kaldıralım ama nasıl? Bir takım hesapları yaparsanız sonuçta 10 milyonluk bir seçmen kitlesi çıkıyor. Bu 10 milyon kişi AKP'yi iktidara getiren kesim oluyor. Peki bu 10 milyonluk kitle, AKP'den ilk planda neler bekliyor? Son bir haftadır, AKP kanadından yayılan söylemlere bakılırsa, 10 milyonluk kitlenin geniş bir kesimini rahatlatacak işaretler gelmiyor. Örneğin, Mali Milad'ın kaldırılmasından bahsediliyor. Mali Milad'ın kaldırılmasının halka getireceği kazancın ne olacağı, tam olarak anlatılamıyor. Son bir haftadır hangi AKP'liye sorsanız, alacağınız cevap, "Mali Miladı kaldıracağız." Tıpkı marş gibi olmuş: "Mali Miladı kaldıracağız." Neden? Mali Milad yani nereden buldun sorusu yüzünden 100 milyar dolara yakın paranın yurtdışına gittiği bir gerçek... Ama diğer taraftan bakıyorsunuz; Sabancı'sından Koç'una kadar bütün büyük Türk işadamları, Türkiye'de faaliyetlerine devam ediyor, yatırımlarını yapıyor, ihracatlarını yapıyor, istihdamını yapıyor, ama az ama çok tıkır tıkır vergisini ödüyor... Peki, bu Mali Milad yüzünden yurtdışına giden milyar dolarlar kime ait, diye sorsam... Onca namuslu işadamı ülkesinde yatırımını yaparken bunlardan ülkesini terkeden ve yurtdışına para kaçıran "bu işadamları" kimlerdir acaba? Mali Milad konusunda bir çelişkiye düşülüyor ki, onu hemen belirtelim: Deniliyor ki, "Mali Miladı kaldırınca, yurtdışındaki katrilyonlar ülkemize gelecek ve Türkiye de kalkınacaktır..." Böyle düşünmek, bu ülkede yıllardır her türlü adaletsizliğe rağmen yatırım yapan Türk işadamlarına düpedüz hakarettir, diye düşünüyoruz. Bize göre, Mali Milad'ı tamamiyle ortadan kaldırmanın faturası çok ağır olur. Bazı işadamlarına bazı şeyleri anlatmakta zorluk çekersiniz. En azından AKP, kendi seçmenine hesap vermekte zorlanacaktır. Mali Milad'ı tamamen kaldırmaktansa, ekonomi çevrelerinin dediği gibi biraz "ötelemek" daha iyi olacaktır... Zaten işadamları da, Mali Milad'ın tamamen kaldırılmasına karşı çıkıyor. Vergi yasalarının değiştirilmesi, Mali Milad'ın da bu değişiklikle birlikte yürürlüğe sokulması isteniyor. Yani tamamen kaldırılmaktansa Mali Milad'ın makul bir süre daha ertelenmesi arzulanıyor. Tamam, 'nereden buldun?' diye sormayacaksın ama vergilendirmeyi de yapacaksın. Bu, vergilendirme, kaç yıldan başlar artık onu da AKP kurmayları hesaplasın. Nemalar ne olacak Yeni kurulacak hükümeti şu anda ne kadar el üstünde tutsak da, dost acı söyler misali bir kaç şey hatırlatmak istiyoruz: Dikkat ettim, seçim zamanı hiç bir parti lideri birazdan değineceğim konuda vaatlerde bulunmadı ya da görmezden geldi. Şu gün itibariyle zorunlu tasarrufta biriken para 12 katrilyon liraya ulaştı. Mahkeme kararına göre, Aralık sonu itibariyle bu paranın vatandaşa tek tek geri ödenmesi gerekiyor. AKP kurmayları acaba bu durum için ne gibi tedbirler aldı? Yani kaynak hazır mı? Yine, önümüzdeki yıl, 400 bini aşkın kamu işçisinin toplu iş sözleşmesi geliyor. Bu konuda, devlet, memurlarını küstürmeden işçiyi memnun edebilecek nasıl bir ücret formülü izleyecektir? Bir önceki hükümette bazı kamu zamları, seçim popülizmine yenildi ve bilerek ertelendi. Şimdi bunların 2002 sonuna kadar mutlaka yeniden ayarlanmaları gerekiyor. İşte o zaman da enflasyon hedefi tehlikeye düşecek gibi görünüyor. Merkez Bankası bu konuda uyarıyor ve biz de soruyoruz: Acaba, AKP kurmayları da, yeter ki hedefler tutsun, diyerekten, zamları erteleyecek mi? Ertelenmeyecekse enflasyondaki hedefin sapması nasıl engellenecek? 57. hükümet baştan itibaren ABD Doları’nı baskı altında tuttu. Şu an her ne kadar dalgalı kur sistemi var gibi, gözüküyorsa da, doların üzerinde dolaylı bir baskı olduğunu hissetmemek imkansız... 2-3 puan enflasyon hedefi tutturulacak, diye doların bu kadar aşağılanmasının maliyeti ülke açısından nelere mal olur, hiç düşünülmüş müdür? Ya da yeni bir... Neyse, şimdi söylemeyelim... Bağ-Kur’lu, SSK’lı, esnaf derken hemen her kesim vergiler altında inim inim inliyor. Mali Milad gibi sonucu ve getirisi halka asla yansımayacak olan bir uygulama kaldırılmaya çalışılırken örneğin esnafın üzerindeki peşin vergi de kaldırılacak mıdır?
Reklamı Geç
KAPAT