BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Tarih ve sinema

Tarih ve sinema

Tarih ve sinema deyince akla gelen ilk şey, tarihi filmler. Sadece ülkemizde değil, bütün dünya sinemasında başlangıcından bu yana tarihi filmlere özel bir ilgi olduğu gözlemleniyor. Hatta son aylarda televizyonlarda yayımlanan dizilerde -başarılı oldukları söylenemese de- bile tarih bir görsel fon ve sığ konu olarak işleniyor.



Tarih ve sinema deyince akla gelen ilk şey, tarihi filmler. Sadece ülkemizde değil, bütün dünya sinemasında başlangıcından bu yana tarihi filmlere özel bir ilgi olduğu gözlemleniyor. Hatta son aylarda televizyonlarda yayımlanan dizilerde -başarılı oldukları söylenemese de- bile tarih bir görsel fon ve sığ konu olarak işleniyor. Geçmişe ait bazı değerleri semboller halinde hafızalara işleyen ve belli kurgularla yoğunlaştırarak sunan bu filmler, zaman zaman ideolojik kaygılarla birlikte beyazperdeye yansımış olsa da, sinemanın etkileyici yaygınlığı sayesinde (öyle ya da böyle) tarihi anlamamıza katkı sağlıyor. Ülkemiz sinemasında tarih fantastik bir öğe olarak kullanılıyor. Platosu, karakterleri, kullanılan araç-gereçleri ile genel-geçer bir tarihi film setine dönüştürülen projeler, dolayısıyla dünya ölçeğindeki yapımlar arasına giremiyor. Trajikomik tarih Bugünlerde sıkça yayımlanan eski yapım "Tarkan" veya "Kara Murat" tiplemelerinde trajikomik tarih yansımaları, mantık ve öngörü olarak, bugünkü teknolojiyle çekilen, mesela bir "Kahpe Bizans"tan daha farklı değil. Ülkemizde sinemanın -ya da tarihi sinemanın- başlangıç tarihi olarak bilinen ve son yıllarda tartışma konusu haline gelen Ayastefanos'taki Rus Anıtı'nın Yıkılışı filmine odaklı 14 Kasım kutlamalarının daha geriye götürülmesi gerektiğini Metin Erksan söylemişti. Angelopulos'un "Ulis'in Bakışı" filmini, "sinema tarihimizin başlangıç yıllarını anlatıyor" diye tarif eden Erksan'ın iddiası bir yana, bugünlerde, dünya ve Türk sinemasının tarihe bakışı ciddi bir dergi dosyasıyla gündeme taşınıyor. Tarih ve Toplum dergisi, Emin Alper'in editörlüğünde sunduğu "Tarih ve Sinema Özel Sayısı"nda, tarih ve sinema ilişkisini söyleşiler, önemli tesbitler ve filmleri merkeze alarak yeni bir tartışma aralıyor. 14 Kasım'ı, gerçekten sinemayla tarihin buluşması gereken bir alan olarak mı anlamamız ve yorumlamamız gerekiyor sorusundan hareketle oluşturulan dosya, daha da öteye giderek, bilindik filmlere çarpıcı yorumlar getiriyor. Şaşırtıcı tesbitler Mehmet Beşikçi, bütün zamanların en iyi savaş karşıtı filmi olarak bilinen "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok"u ele alıyor. İştar Özaydın ise, Türk kimliğinin oluşma günlerinde "öteki" olarak tarif edilen Yunan kimliğinin Halit Refiğ'in "Vurun Kahpe"ye filminde nasıl işlendiğini yorumluyor. Aslı Daldal, Halit Refiğ'in "Haremde Dört Kadın"ından yola çıkarak, 27 Mayıs ve dönemini anlatıyor. Ağırlıklı olarak tarihin sinemada yansıtılış biçimine eğilen dosyanın ilgi çekici yazılarından biri Hilmi Maktav'ın Muhsin Ertuğrul dönemini ele aldığı değerlendirmesi, bir diğeri de Zahit Atam'ın iki ayrı Türkiye sinema tarihini anlattığı yazısı. Dergi, Türk sinemasının mihenk taşlarından Muhsin Ertuğrul, Şadi Gazanferoğlu, Ömer Lütfi Akad, Orhan Aksoy, Süreyya Duru veya Halit Refiğ imzasını taşıyan "Vurun Kahpeye", "Leblebici Horhor", "Gurbet Kuşları", "Ateşten Gömlek", "Haremde Dört Kadın", "Kara Korsan", "Diyet", "Topuz", "Kara Murat" veya "Tarkan"ı tarih ve sinema ilişkisi penceresinden yeniden değerlendirmek, bu isimlerin ve filmlerin bugüne bıraktığı tarih bilincini sorgulamak açısından önemli bir hizmette bulunuyor. 'Ay Vakti'nin güz telâşı! Tam 24 sayı boyunca katlamalı olarak 6 sayfa çıkan Ay Vakti de artık dergi formatına girdi. Şeref Akbaba'nın birçok şeyden fedakârlık yaparak kotardığı seçki, dergi boyutundaki ilk sayısında bazı teknik hatalar dışında, geleceğe kalabilmek ve kalıcı olabilmek adına önemli değişikliklerle okurlarını selamlıyor. "Bir güz telaşı var bizde... Birlikte yürüyeceğiz ve olumsuzluklara karşı direneceğiz. Sizler de güzlük ekilirken üzerinize düşeni yapın. Ne yapmalı sorusunun cevabını kendiniz verin" diyerek destek bekliyor. Bu sayıda Şeref Akbaba, Alaeddin Özdenören, Mustafa Özçelik, Nurettin Durman, Fatih Okumuş, Recep Garip, Jan Devrim, Fatma Çolak, Bilal Kemikli, Alim Yıldız, Hakan Özbek, R.Güngör Kalkan, Abdullah Yıldırım ve Mustafa Küçüktepe yazı ve şiirleriyle okuyucularını bekliyor. (Haberleşme için www.ayvakti.net veya 0 543 676 21 08)
Reklamı Geç
KAPAT