BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İstanbul’a din devleti

İstanbul’a din devleti

Patrikhane konusunu 1974’ten bu yana defalarca gündeme getirdim. Son yasalarla yani Türkiye’nin bağımsızlık ve bütünlüğünden taviz veren, AB’ye uyum yasaları ile Fener Ortodoks Rum Patrikhanesinin “devlet olma yolunda” önü açıldı. Bundan böyle Patrikhane adım adım hedefine gidecektir.



Patrikhane konusunu 1974’ten bu yana defalarca gündeme getirdim. Son yasalarla yani Türkiye’nin bağımsızlık ve bütünlüğünden taviz veren, AB’ye uyum yasaları ile Fener Ortodoks Rum Patrikhanesinin “devlet olma yolunda” önü açıldı. Bundan böyle Patrikhane adım adım hedefine gidecektir. Yakın bir gelecekte Balat’ta (bilahare surların içinde) Vatikan usulü bir Ortadoks din devleti kurulursa şaşmayın. AB ve ABD’nin bir numaralı hedefi Bizans’ı hortlatmaktır. Bu gaflet devam ederse nice felaketlere duçar olacağız. Hıristiyan Kiliseler Birliği başta İstanbul, İzmir ve Ankara olmak üzere para, kadın, iş vaadi ile nüfusumuzun yüzde 10’unu Hıristiyanlaştırmak istemektedir. 28 Eylül 2002 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Prof. Dr. Çetin Yetkin; “TC’nin Fener Patrikliği Büyükelçiliği” başlıklı yazısında “Ortodoks Hıristiyanlığı temsil eden (bu iddiada bulunan) patriklik, nasıl Katolik Hıristiyanlığı temsil eden papalık (Vatikan) bağımsız sayılan bir devletse, kendisi de aynı statüye kavuşmak istemektedir” demektedir. Devlet için toprak gerekir Vatikan’ın arazisi sadece 400 bin metrekaredir. Fener patrikhanesi yıllardır Rumların bağışlarını kabul ediyor. Yine bazı Türk şirketlerini aracı yaparak emlak satın alıyor. Son kabul edilen azınlık vakıf ve kuruluşlarına mülk edinme hakkı, Fener (Balat) Ortodoks Rum din devleti için son derece büyük bir imkân ve zemin hazırlamıştır. Lozan’da sadece gayri müslimler azınlık tanınmıştır ve azınlık olarak tanınan kişiler diğer Türk vatandaşları gibi her türlü taşınır ya da taşınmaz mala sahip olurlar. Lozan’da azınlık vakıflarına taşınmaz mal (arazi, arsa, bina gibi) sahip olamayacakları hükme bağlanmıştır. Lozan’ı imzalayanlar mücadele ederek bu hususu Batı’ya kabul ettirdiklerinde elbette gerekçeleri vardı. Ülkede başka bir devleti önlemek istediler. 2 Ağustos 2002 tarihinde kabul edilen yasalarla Lozan’daki bu hakkımızdan feragat edilmiş, ülke için çok tehlikeli bir taviz verilmiştir. Abdülhamid Han taviz verdi mi? Sultan Abdülhamid uzağı gören bir dahi idi. Siyonist lider Dr. Thedor Herzl’in teklifleri son derece cazip ve Osmanlının menfaatlerine uygundu. Yahudiler Osmanlının bütün borçlarını ödedikleri gibi son derece önemli vaadlerde bulunuyorlardı. Bütün bu fedakarlığı Filistin’de “benim toprağım” diyebilecekleri küçük bir arazi için yapıyorlardı. Ama bu küçük arazi ilerde İsrail devletinin temeli olacaktı. Sultan Abdülhamid Han (başkatip Tahsin Paşa’nın hatıralarına göre) “Yahudiler para kuvveti ile herşeyi yaparlar. Onlar bugün hükümet teşkil edecek değiller ya; bu bir mukaddemedir (ilk adımdır) Gayedir. Şimdi işe başlarlarsa çok seneler sonra maksatlarına muvaffak olabilirler. Zannederim olacaklardır da...” demiştir. Azınlıklar TC vatandaşıdır ve onların mülkü devletin malıdır. TC arazisinde devlet kurmak zordur ama azınlık vakıfları ve patrikhane arazisi üzerine devlet kurmak kolaydır. Sultan Abdülhamid Han’ın yanılmadığını gördük, Ecevit ve ortaklarının yanıldığını göreceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT