BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eskisini isterim

Eskisini isterim

“Fatih Terim, İtalya’da üç ay boyunca sahaya yaka bağır açık, eşofmanla çıktı... Sonra İtalyan mankenler gibi lüks ve şık giyinmeye başladı... İlk gittiğinde tabelaların üzerinden atlıyordu. Sonrasında beyefendi gibi davranıp kenarda oturdu... O da birşeyler öğrendi... Türkiye’ye geri döndüğünde artık eski yaptıklarını yapmaz. Ben de burada bazı şeyleri yapamam...” Bu sözler bana değil, Mircea Lucescu’ya ait...



“Fatih Terim, İtalya’da üç ay boyunca sahaya yaka bağır açık, eşofmanla çıktı... Sonra İtalyan mankenler gibi lüks ve şık giyinmeye başladı... İlk gittiğinde tabelaların üzerinden atlıyordu. Sonrasında beyefendi gibi davranıp kenarda oturdu... O da birşeyler öğrendi... Türkiye’ye geri döndüğünde artık eski yaptıklarını yapmaz. Ben de burada bazı şeyleri yapamam...” Bu sözler bana değil, Mircea Lucescu’ya ait... Bunları söylediğinde G.Saray’ın başındaydı... Bunları ona söyleten sebep de G.Saray’ın başındayken Terim gibi agresif olmadığı için eleştirilmesiydi... Ve şimdi Lucescu’nun dediği noktadayız... Türkiye’de beyefendilik prim yapmıyor. Alın size ‘dönüşmüş’ Terim... Medya nankör, insanlar nankör, futbol nankör... Eskiden televizyon başında İngiliz, Alman, İtalyan, İspanyol takımlarını izlerken şaşı olurdum... Futbolumuz hasta, takımlarımız çikolatalı pasta, sorumlu yöneticilerimiz tatil için sürekli Milas’taydı... ‘Hasta Adam’dık yani... Bizim için varsa yoksa Fener, G.Saray, Beşiktaş rekabetiydi... Avrupa, dürbünün tersindeydi... Sonra yağmur gibi bir ter boşaldı üzerimizden... Hastayı ayağa kaldıran... Artık veremli değil Terimli bir ülkeydik... İlkler arka arkaya geldi... Olimpiyat şampiyonluğu, Avrupa şampiyonası finalleri, UEFA Kupası, Süper Kupa, dünya üçüncülüğü vesaire vesaire... Sonra bir baktık Milan da Terim’li... Zirveler yalnızdır... Ve bir o kadar rüzgârlı... Ağzımızdan yel alsın... Sevinip, bağırmaya doyamadan geldiğimiz noktaya bakın!.. Dünya üçüncülüğü felaketimiz oldu... Evet çok şey kazandık ama çok şey de kaybettik... Bugünlerde çalınan hep aynı şarkı; “Geç buldum çabuk kaybettim...” Zirveye çıkmak değil orada kalmak zordu... Zoru başaramadık... Hakan Şükür’ü, Alpay’ı, Tugay’ı, Yıldıray’ı kaybettik... En kötüsü de topyekün G.Saray’ı... Hakan Ünsal’ı, Ümit Davala’yı, Hasan Şaş’ı, Ergün Penbe’yi... Daha vahimi Fatih Terim’i... Tam 4 sene boyunca Terim’in burnunun dibinden ayrılmadım. O kupaları nasıl kazandığına bire bir şahitlik ettim. Onda beni etkileyen en büyük özelliği agresifliğiydi... Ama Terim artık değişti. Kurt, kuzuya dönüştü. Erman Toroğlu bunu tek kelimeyle özetledi; “İtalyan Terim...” Lucescu’nun 2 yıl önce dediği noktadayız. Terim, ‘Türk Terim’i bitirdi. Fakat neden? Şefkatli, sakin, beyefendi olmak uğruna... Yapma Fatih hoca, ‘desinler’ diyeyse boşver demesinler... Asabi desinler, Tophaneli desinler, yumurta topuk giyiyor desinler... Ama ‘Terim öldü, başınız sağolsun’ demesinler... 5 aydan beri G.Saray’ın başındasın. Ama eski Terim’i bir kere görebildim. Nerede biliyor musun? Hakan Şükür için sana soru yöneltildiğinde... Ses tonun yüksek, kızgın, agresif, esas duruşa geçirten... Hakan konusunda haksız da olsan agresif davranışın umut vermişti... Evet, Terim geliyordu... Ama heyhat!.. Hocam, gel şu yeğenini dinle... Vur, kır, parçala bu maçı kazan... G.Saray’ı 2002 model Terim değil, eski model Terim kurtarır... Gel, dönüşmeye ara ver, hem G.Saray’ı kurtar hem kendini... Biz senin o halini istiyoruz. Hırçın, sinirli, çatık bakışlarını... Sonra nasıl olsa hep beraber güleriz, ne dersin?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT