BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Mete pencereden dışarıya bakarken, ablası kalan işlerini bitirmek için mutfağa gitmişti. Mete Süheyla’yı kucağına almış, pencereden bahçeli evlere bakıyordu. Komşu evlerin bahçelerinde çocuklar kayaklarda kayıyorlar, salıncaklara biniyorlardı...



Banu, endişelerini anlatmaya devam etti: -Burçin’in de Mete’yi sevdiğine eminim ben. Bir arada oldukları vakit ikisini iyi gözle. Mete çok ciddi olmaya veya Burçin’i umursamaz görünmeye ve neşeli olmaya çalışıyor. Burçin ise onun yanında anî bir değişiklikle neşeleniyor, kahkahalar atıyor. Ama ikisi de birbirinden kaçıyor, konuşamıyorlar. Mecbur kalıp konuşsalar bile, sesleri titrek çıkıyor. Raşit güldü. -Banu sen müthiş bir gözlemcisin. Doğrusu senin bu yönünü bilmiyordum. Dediğim gibi sen Burçin’le konuşmaya çalış. -Fakat önce Mete ile konuşacağım. Yerinden kalkıp telefonun yanına geldi. -Kime telefon edeceksin?.. -Annemlere... Mete’nin yarın bize gelmesini söyleyeceğim. -Sen bilirsin. Banu numarayı çevirdi. Karşısına Şermin çıkmıştı. -Şermin sen misin güzelim, dedi. Nasılsın bakalım?.. -Ben iyiyim abla. Sizi sormak lâzım. -Biz de iyiyiz güzelim. Derslerin nasıl, okulu bitiriyor musun?.. -Evet. -Ağabeyin oradaysa, çağırır mısın?.. -Bir dakika. Babamla konuşuyorlardı. Hemen çağırayım. -Zahmet olacak. Az sonra Mete’nin sesi duyuldu. -Abla nasılsın?.. Beni istemişsin, buyur. -Mete’ciğim darıldım sana. Biraz önce telefon ettin, hep eniştenle konuştun. Beni aramaman büyük bir hata!.. Mete güldü. -Çok özür dilerim ablacığım. Sen mutfaktaymışsın, işinden alıkoymak istemedim seni. Ama eniştemle selâm gönderdim. -Şaka yapıyorum Mete. Selâmını aldım sağol. Senden yarın bize gelmeni isteyecektim. Mete bir an düşündü. -Babam benim fabrikada görev almamı istiyor. Yarın babamla fabrikaya gideceğiz. Eğer fırsat bulursam gelmeye çalışırım. Hem ben size yarından sonra gelecektim. Eniştem söylemedi mi?.. -Hayır söylemedi. Onunla başka konularda konuşuyorduk, arada kaynayıp gitti. Sen yine de yarın bize gel. Gelebilirsen çok sevinirim. Ayrıca babamın o kararına sevindim. Seni tebrik ederim. -Sağol abla. İnşaallah yarın gelmeye çalışırım. Telefonu kapattılar. Banu, Raşit’in yanına geldi. -Mete yarın bize gelecek Raşit, dedi. Aslında yarından sonra geleceğini söylemiş sana. Raşit: -Evet, dedi. Sana söylemeyi unutmuştum. -Ben mutfağa gidiyorum, işime devam edeyim. Banu bir kenara koyduğu havluyu alarak mutfağa giderken Süheyla arkasından ağlamaya başladı. Sesi çın çın ötüyordu. Ellerini annesine doğru uzattı. Banu: -Ah annesinin kuzusu!.. diyerek çocuğu kucağına aldı. Yanaklarından öperek susturmaya çalıştı. -Gel sana mama yedireyim, diyerek mutfağa götürdü. Mete ertesi akşamüstü geldi ablasının evine. Arabayı park edip ablasının evine girerken, Zeliha’ların balkonuna baktı. Yüreğine bir sızı girdi Zeliha’yı hatırlayınca. Hâlâ inanamıyordu onun öldüğüne. Balkondan yine bakacakmış gibi geliyordu kendisine. Kapıyı açarken dönüp Burçin’lerin evine baktı. Anlayamadığı bir hüzün kapladı yüreğini. İçeriye girince ablası karşıladı onu. Banu sevinçle buyur etti kardeşini. Raşit evde yoktu, eve gelmemişti henüz. Süheyla evde emeklemeye çalışıyor, kendi kendine anlaşılmaz bir dille bir şeyler söylüyordu. Mete’yi görünce gülümsedi çocuk. Mete kucağına alıp sevdi Süheyla’yı. Bahçedeki ağaçların yaprakları yelim yelim esen rüzgârın etkisiyle hışırdıyordu. Gökyüzü masmavi bir deniz olmuştu. Kuşlar mavi gökyüzünde bölük bölük uçarken, sarı bulutlar gemi gibi dolaşıyorlardı. Kelebekler, böcekler çiçekten çiçeğe konuyorlardı. Hava harikulâdeydi bugün. Mete pencereden dışarıya bakarken, ablası kalan işlerini bitirmek için mutfağa gitmişti. Mete Süheyla’yı kucağına almış, pencereden bahçeli evlere bakıyordu. Komşu evlerin bahçelerinde çocuklar kayaklarda kayıyorlar, salıncaklara biniyorlardı. Bazı gençler de havuzlarda yüzüyorlardı. Burçin’lerin evi bomboş gibiydi. Bahçedeki tenis kortunun ve havuzun kenarındaki şezlonglar hâlâ duruyordu. Emel hanımı, Kenan beyi ve Burçin’i görürüm ümidiyle bakmıştı ama onlar görünmüyordu. Zeliha’nın balkonuna baktı yine. İnanamıyordu bir türlü, o kız ölmüştü, hem de Mete’nin yüzünden ölmüştü. Eskişehir’de neredeyse unuttuğu bu sancı, İstanbul’a gelince yüreğine saplanmıştı yine. Şimdi balkona ve caddeye bakınca yarası daha da dağlanıyordu. > DEVAMI YARIN
Reklamı Geç
KAPAT