BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > İslam'ı dört kıtaya yaydı

İslam'ı dört kıtaya yaydı

Hazret-i Ömer'in halifelik dönemi İslam'ın altın yıllarıydı, öyle ki 10 yıllık halifeliği boyunca bin otuz altı büyük şehir zapt etti. Kuzey Afrika'dan Türkistan'a, Azerbaycan'dan Yemen'e kadar uzanan ve iki milyon kilometre kareden büyük olan İslam devletini kurdu. Onun zamanında adaletin, heybetin, siyasetin, gayretinin sesi ufuklara yayılmış iken, bir zerre kibir ve ucba kapılmadı.



Adaletin timsali Hazret-i Ömer, 634 yılında halife olmasının ardından İslam alemi adeta altın yıllarını yaşadı. On sene altı ay ve yedi gün adaletle halifelik yaptığı dönemde o zamanın iki büyük devleti olan Bizans ve Sasani imparatorluklarının hakimiyeti altında bulunan Suriye, Filistin, Mısır, Irak ve İran'ı İslam devletinin sınırları içine aldı. Zamanında bin otuz altı büyük şehir zapt edildi. Kuzey Afrika'dan Türkistan'a, Azerbaycan'dan Yemen'e kadar uzanan ve iki milyon kilometre kareden büyük olan İslam devletini kurdu. İslam ordularının fethettiği bölgelerdeki halk, Müslümanlardan gördükleri müsamaha ve adil davranışlardan etkilenerek kitleler halinde İslam'a giriyorlardı. Asırlarca Bizans ve İran devletlerinin zulmü altında ezilen, horlanan topluluklar İslam'ın kuşatıcı merhameti ile yüz yüze geldiklerinde Müslüman olmakta tereddüt göstermiyorlardı. Kendi dinlerinden dönmek istemeyenler ise hiç bir baskıya maruz kalmadıkları gibi, geniş bir inanç hürriyetine kavuşuyorlardı. Fetihler öylesine artmıştı ki sekiz bin camide Cuma namazı kılınır oldu. Her nereye asker gönderse, zafer bulup, sağ salim olarak ganimetle dönerdi. Hazret-i Ömer'in zamanında adaletin, heybetin, siyasetin, gayretinin sesi ufuklara yayılmışken, bir zerre kibir ve ucb kendi nefsinde olmadı. Şanı bu kadar büyük, şöhreti bu kadar fazla olmasına rağmen yemesi, içmesi değişmedi. O, kuru arpa ekmeği yer, kalın kumaşlardan elbise giyer, fakirlerle birlikte yaşardı. Ölünceye kadar bütün İslam âleminin, Resûlullah efendimiz gibi huzur, safâ ve rahatlık içinde yaşamasını temin etti. Zaten ondan sonra da İslam devleti o rahat ve huzuru bir türlü bulamadı. Hazret-i Ömer, bir taraftan İslam'ın insanlığa tebliğinin önündeki engelleri kaldırmak için ordular sevkederken, öte yandan henüz müesseselerine kavuşmamış bulunan devleti teşkilatlandırmaya çalışıyordu. Devleti idari bölgelere ayırmıştı. Bu bölgelerin en başta gelenleri Hicaz, Suriye, El-Cezire, Basra, Kûfe, Mısır, Filistin, İran, Horasan ve Kirman bölgeleriydi. Her bir idari bölgenin başına bir vali tayin etti. Valilerden, kadılarından ve diğer memurlarından mal beyannâmesi istedi. Onlara dolgun maaş verirdi. Valilerin aylık maaşı bin dinardı. Valiler hakkında yapılan şikâyetleri tahkik ederdi. Davalara bakması için mahkemeler, adli teşkilatlar, suç ve zabıta işlerine bakan, satıcıları kontrol eden, halkın birbiriyle olan günlük münâsebetlerini düzenleyen teşkilatlar kurdu. Yine Hazret-i Ömer zamanında dört binden fazla cami ve mescit yapıldı. Yollar, köprüler inşa edilip, su kanalları açıldı. Mekke'de hacılar için, yollar boyunca misafirhâneler, hanlar yapılıp, kuyular açıldı. Yazılı muamelelerde karışıklığı önlemek için Peygamber efendimizin hicreti başlangıç olan takvim kararlaştırıldı. Hazret-i Ömer yine bir ilke imza atarak hicri 17'de para bastırarak piyasaya sürdü. İlk defa nüfus sayımı yine onun döneminde yapıldı. Posta teşkilatını geliştirdi. Geceleri bekçi koyup, şehrin güvenliğinin temini ilk defa onun zamanında yapıldı. Mısır'dan Medine'nin Câr iskelesine deniz yoluyla gıda maddeleri ilk defa onun zamanında geldi. Müslümanların artmasıyla küçük gelmeye başlayan Mescid-i Haram'ı ve Mescid-i Nebevî'yi genişletip tamir ettirdi. Mescid-i Haram etrafına duvarlar çektirdi. Hazret-i Ömer zamanında fakir ve muhtaç çocuklara maaş bağladı. Ayrıca miskinlere, fakir olanlara beytülmâldan un ve yiyecek verilmesi şeklinde nafaka bağlanmıştı. Satıcıların, esnafın ve tüccarın müşterileri aldatmalarına mani olmak için hisbe denilen belediye teşkilatını kurdu. Eshâb-ı kirâma maaş verilmesi için dereceleme yapıp her birinin derecesini divan denilen defterde tespit ettirdi. İslam'ın adâletini bütün dünyaya tanıtan Hazret-i Ömer, ilmin yayılmasına, insanların eğitilmesine de büyük önem verir ve fethedilen yerlerde İslamiyet'in yayılması, yeni kitlelere anlatılması için çok gayret sarfederdi. Onun halifeliği sırasında, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerin öğretilmesi için her tarafta okullar açılmış ve buralarda ders vermek üzere maaşlı muallimler tayin edilmişti. Hazret-i Ömer, insanların bilmedikleri meseleler, hükümler hakkında, malumat elde edebilmeleri için müftüler tayin etmişti. Herkes, muhtaç olduğu dini, hukuki bilgileri müftülerden sorup öğrenerek, ona göre hareket ediyorlardı. Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn, Hakikât Kitabevi
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT