BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Niçin “enflasyon muhasebesi”?..

Niçin “enflasyon muhasebesi”?..

1970’lerde başlayan enflasyon -şimdilerde her ne kadar düşme temayülü gösterse de- ne yazık ki, halen kronikleşmiş olarak devam etmektedir. Fiyatlar genel seviyesinin devamlı ve önemli ölçüde artması ya da paranın satın alma gücünün düşmesi olarak tanımlanan enflasyon, hiç şüphesiz, ekonomik ve sosyal hayatı derinden etkilemektedir.



1970’lerde başlayan enflasyon -şimdilerde her ne kadar düşme temayülü gösterse de- ne yazık ki, halen kronikleşmiş olarak devam etmektedir. Fiyatlar genel seviyesinin devamlı ve önemli ölçüde artması ya da paranın satın alma gücünün düşmesi olarak tanımlanan enflasyon, hiç şüphesiz, ekonomik ve sosyal hayatı derinden etkilemektedir. Diğer taraftan da mali alanda oluşturduğu tahribatlar ise mali tabloları bozmakta; onları gerçeği yansıtamaz hale getirmektedir. Dolayısıyla, reel anlamda olmayan kâr vergilendirilmekte; yani, sermaye vergi diye dağıtılmaktadır. Siz, vergi adaletinin sağlanmasını, kayıtdışı ekonominin önlenmesini ve rekabet ortamının oluşturulmasını istiyor musunuz? O halde enflasyon muhasebesini, diğer bir deyişle enflasyon düzeltmesini uygulamak zorundasınız. Elbette asıl olan enflasyonun alınacak ekonomik tedbirlerle %10’un altına düşürülmesidir. Bu konuda ciddi mesafelerin alındığı da bir gerçektir. Ancak bu başarının -bugüne değin topluma yüklediği külfet bir tarafa- kalıcı olup olmadığı, bundan sonraki uygulanacak ekonomik programa bağlıdır. Bununla birlikte, gelecekte enflasyon tamamen yok olsa dahi, yapılacak enflasyon düzeltmesi, geçmişte yaşanan enflasyonun yol açtığı mali tablolardaki tahribatı düzeltecektir. Yani işletmelerin özvarlıklarının gerçek boyutları ile değerlendirilmesine imkan sağlayacaktır. Dolayısıyla enflasyon öyle bir illettir ki, ekonomide makro ve mikro seviyedeki tüm dengeleri altüst etmektedir. Mesela, makro seviyede; -Gelir dağılımını sabit gelirliler aleyhine bozan adaletsiz bir vergi olmaktadır. -Ekonomideki kaynakların yanlış dağılım ve kullanımına sebep olmaktadır. -Reel ekonomi yerine borç ekonomisini teşvik etmektedir. -Uzun vadeli plan yapmayı güçleştirmekte; yatırım, üretim ve istihdam imkanlarını yok etmektedir. -Kayıtdışı ekonominin adeta destekçisi ve gerekçesi olmaktadır. -Yabancı sermayenin doğrudan yatırım yerine sıcak para (düşük kur, yüksek faiz) olarak gelmesine, yerli sermayenin de dışarıya kaçmasına sebep olmaktadır. Mikro bazda ise enflasyon; -İşletmelerin faaliyet karlarının olduğundan fazla görünmesine yol açmaktadır. Bu da sermayenin vergi ve temettü olarak dağıtılması demektir. -Piyasa aktörlerinin işletme faaliyetleri hakkında yanlış izlenim edinmesine sebep olmaktadır. -İşletmelerdeki finansal açıkların özsermaye yerine borçlanmayla kapatılmasını, dolayısıyla kaynakların yüksek maliyetlerle kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Diğer yandan, ülkemizde yasalarca kabul edilen ve halen uygulanan kısmî ve geçici düzeltme tedbirleri varsa da gerçek anlamda enflasyon muhasebesi uygulamasından bahsetmek mümkün değildir. Bunlar son yirmi yılda yaşanan hiperenflasyonun sakıncalarını bir ölçüde azaltmak için getirilen kısmî ve geçici çözümlerdir. Şu yalın gerçeği de bilelim ki, enflasyon muhasebesi tek başına beklenen faydayı sağlamaz!.. Bunun hasıl olabilmesi için; -Kamuda acilen harcama reformu yapılmalı; dolayısıyla toplanan vergilerin topluma hizmet olarak döndüğüne dair mükellef nezdinde kanaat hasıl olmalıdır. -Toplumda “mali barış” ortamı oluşturularak kayıtdışı çalışan sermayenin -ona hiçbir şüphe duydurmadan- kayıt altına alınması sağlanmalıdır. -Mal ve nakit hareketlerinin mümkün mertebe vergi kimlik numarasıyla izlenmesini sağlayacak idari ve teknolojik altyapı oluşturulmalıdır. -Yaşanabilir bir vergi ortamı için vergi oranları indirilerek vergi randımanı yükseltilmelidir. Sonuç olarak, bu tedbirler altında enflasyon düzeltmesinin devlet bütçesini olumsuz yönde etkilemesi şöyle dursun, tersine çok yönlü olumlu etkileri olacaktır. Çünkü, bu konudaki olumlu çalışmalar sonucunda yatırım, üretim ve istihdamın artışıyla oluşacak stopaj vergisi ve KDV gibi ilave kaynaklar bütçe gelirlerini olumlu yönde etkilemeye yetecektir. Yeter ki, yasa koyucu o iradeyi gösterip gerekli yasal düzenlemeleri yapsın. Gerisini ekonomi kendiliğinden halledecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT