BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Adalet nuru kaybolup gitti

Adalet nuru kaybolup gitti

Müslüman olsun gayrimüslim olsun herkes Hazret-i Ömer'e gelip sıkıntılarını anlatıp, çare bulmasını isterdi. Yine bir gün Ebû Lü'lü Fîruz adında Yahudi bir köle Hazret-i Ömer'e gelip, efendisinin kendinden aldığı verginin çok olduğunu iddia etti. Hazret-i Ömer ona ne kadar vergi ödediğini ve ne iş yaptığını sordu.



Müslüman olsun gayrimüslim olsun herkes Hazret-i Ömer'e gelip sıkıntılarını anlatıp, çare bulmasını isterdi. Yine bir gün Ebû Lü'lü Fîruz adında Yahudi bir köle Hazret-i Ömer'e gelip, efendisinin kendinden aldığı verginin çok olduğunu iddia etti. Hazret-i Ömer ona ne kadar vergi ödediğini ve ne iş yaptığını sordu. Marangozluk ve demircilik yaptığını, günde iki dirhem vergi ödediğini söyleyince; Hazret-i Ömer; "Bu kazançlı mesleklere göre, senden alınan miktar fazla değildir." dedi. Adaletiyle de herkes tarafından takdir edilen Hazret-i Ömer'in bu sözüne razı olmayıp, düşmanlık gösteren Fîruz, onu öldürmeyi aklına koydu. Ertesi gün sabah namazına durur durmaz, Fîruz yerinden fırlayıp Hazret-i Ömer'e arka arkaya altı darbe vurdu. Darbelerden biri karnına isabet etti. Hazret-i Ömer'den başka on kimseyi daha yaraladı ve bunlardan dokuzu bu yaralanmadan dolayı vefat ettiler. Eshabı, Emîr-ül mü'minîni bu hâlde görünce çok üzülüp ağlaştılar. O kafiri hemen oracıkta katlettiler. Hazret-i Ömer'i o mahalden alıp, evine getirdiler. Hazret-i Ömer bir süre sonra ayılıp; "Kâtilim kimdir?" diye sordu. Ebû Lü'lü Fîruz olduğu söylenince; "Elhamdülillah ki, ben bu ümmetin, katlettiği kimse olmadım. Bir Yahudi'nin elinde şehit olurum."dedi. Hemen bir Cerrah gelip, Hazret-i Ömer'in yarasını dikti. İyileşinceye kadar üç-dört gün hareket etmeden yatmasının iyi olacağını söyledi. Sahâbe-i güzîn gelip çevresinde oturdular. Hilâfet emrini ve sâir dîni emirleri onlara vasiyet ederken, namaz vakti gelip, müezzin ezan okudu. Sonra yüzünü cerraha dönüp dedi ki, şimdi abdest alıp, namaz kılsam ne olur. Cerrah dedi ki, eğer yerinden hareket edersen, bu diktiğim yerden sökülür, vefat edersin. Emîr-ül mü'minîn, namazı terk etmekten ise, karnım yarılsın ve öleyim daha iyi, elbette namaz kılmalıyım dedi. Sahâbeden birini Hazret-i Âişe'nin huzûruna gönderdi ki, izin verirse, biz de Resûlullah hazretlerinin ravda-i mutahheralarına girelim ve O Server'e iltica edelim. Hazret-i Âişe bu haberi işitince ağlayıp üzüldü ve "Ah, kıymetli Ömer, atamın yadigarı da gidiyor. İşte o yeri ben kendim için saklardım. Ama onlara hibe ettim. Hazret-i Ömer'e söyleyin ki, Resûlullah'ın ve babamın katına varınca, benim selâmımı onlara söylesin" Namaz vakti sonuna gelmişti. Emîr-ül mü'minîn, ayağa kalkıp, abdest alıp, namaz kılmak istedi. O anda dikilen yerler sökülüp, birden yere yığıldı. Sahâbeler arasında ağlamalar-inlemeler başladı. Hemen o saat Hazret-i Ömer şehâdet kelimesini getirip, canını Allahü teâlâ hazretlerine teslim etti. Cenaze namazının ardından mübarek naşını, Ravda-i mutahhera kapısına getirdiler. Birisi ileri varıp, Esselâmü aleyke yâ Resûlallah! Ömer'i getirdik. Eğer destûr var ise, ravda içine defnederiz, dedi. Cümle Sahâbe-i güzîn, Resûlullah hazretlerinin, "Yârimi benim katıma getirin", sesini işittiler. Ravdanın kapısı açıldı. Hazret-i Ebû Bekir'in sol yanında hazırlanmış bir yere koydular. Ardından ravdadan yana bir el göründü ve Hazret-i Ömer'in boynuna dolandı. Resûl-i Ekrem hazretleri, bir sohbet esnasında "Ömer, Cennet ehlinin ışığı ve İslam'ın nûrudur" buyurmuştu. Böyle söylediğini duyan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin hemen Hazret-i Ömer'in yanına varıp, Fahr-i âlem hazretlerinin böyle buyurduğunu müjdelediler. Hazret-i Ömer de heyecanla divit, kalem ve kağıt getirip, bu hadîs-i şerîfi yazdı. Vasiyet eyledi ki, vefat eylediğim zaman bu kağıdı benim ile beraber defnediniz ki, bana bu huccet kafidir. Hazret-i Ömer vefat ettikten sonra, o kağıdı da defnettiler. Sabah olunca, Hazret-i Ömer'in kabr-i şerifleri üzerinde, kudret kalemi ile yazılmış bir yazı buldular. O kağıtta aynen şöyle yazılı idi. "Resûlullah doğru söyledi. Ali, Hasan ve Hüseyin doğru söyledi. Ömer, Cennet ehlinin ışığı ve İslam'ın nurudur" Hazret-i Ömer şehâdet şerbetini içtiği an bir çoban koyununun yanında onları güdüyordu. Birden sürünün yanına bir kurt geldi ve koyunlara saldırdı. Çoban hemen feryat edip ağladı. Ve âh Ömer, "İnnâ lillah ve ..." dedi. Çobanlar ona sordular ki, Hazret-i Ömer'in vefât ettiğini nereden bildin. Dedi ki, Hazret-i Ömer hayattayken, kurdun koyun sürüsüne baktığı halde zararı yoktu. Şimdi gördüm ki, kurt koyuna saldırdı. Bildim ki, hazret-i Ömer bu dünyadan göç eylemişlerdir. Hazret-i Ömer âhırete sefer ettiği anda yeryüzü kapkara oldu. Hatta çocuklar korkularından bağırarak analarına varıp, dediler ki, yâ ana, yeryüzü siyah oldu. Dünyayı zulmet kapladı, acayiptir kıyamet mi kopacak. Anaları, hayır çocuklar, kıyamet kopma zamanı gelmemiştir. Fakat, Hazret-i Ömer'i bir bedbaht şehit ettiğinden dünyayı zulmet kaplamıştır, dediler. Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn, Hakikât Kitabevi
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 97048
    % 1.25
  • 4.5958
    % -1.42
  • 5.3602
    % -1.31
  • 6.0842
    % -1.54
  • 187.766
    % -1.68
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT