BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lojman konusunda yapılması gerekenler

Lojman konusunda yapılması gerekenler

Basında ve ve ülke genelinde 3 Kasım’dan sonra en çok “lojman” lafını duymaya başladık. Ha satıldı ha satılacak. Satılsın mı, satılmasın mı? Bu tür lafazanlıklar bir müddet devam eder. Sanırım bir noktaya gelinir. Ya popülizm uğruna satıştan vazgeçilir. Ya da yine Popülizm uğruna satılır. Bu tür konular nereden bakarsanız bakın, Popülisttir.



Basında ve ve ülke genelinde 3 Kasım’dan sonra en çok “lojman” lafını duymaya başladık. Ha satıldı ha satılacak. Satılsın mı, satılmasın mı? Bu tür lafazanlıklar bir müddet devam eder. Sanırım bir noktaya gelinir. Ya popülizm uğruna satıştan vazgeçilir. Ya da yine Popülizm uğruna satılır. Bu tür konular nereden bakarsanız bakın, Popülisttir. Ben bu lojman edebiyatı konusunda şunları belirtmek istedim. Yani yapılması gerekenleri sıraladım... 1 - Lojman değil, önemli olan lojman tazminatıdır. Bugün lojman tazminatı adı ile verilen 200.000 TL (veya 1. derecedeki memura verilen 600.000-TL) ile ancak çiklet alınabiliyor. Lojman tazminatı artırılmalıdır. Maliye Bakanlığı yıllardır lojman tazminatına özellikle el atmıyor. Çünkü, Maliye Bürokratı lojmanda oturur ve lojman tazminatı alamaz. Almadığı için de lojman tazminatıyla ilgilenmez. Lojman tazminatı neredeyse 10 ylıdır aynı düzeyde, yani ilk çıktığı rakamlar olan 200.000-TL, 400.000 TL ve 600.000 TL düzeyinde. El insaf!.. 2 - Lojman saltanatının ortadan kalkmayacağı ortada. Lojmanların büyük kısmına dokunulmayacağı anlaşılmıştır. 3 - Lojmanlar satılsın ya da satılmasın, bu önemli değil. Lojman tazminatı artırılsın. 4 - 237 bini bulan kamu lojmanlarının nasıl tahsis edildiği de önemli. Genelde lojmanlar evi-barkı olana ve durumu maddi bakımdan oldukça müsait olana verilir. Gariban memur lojmanda oturamaz. Ben, 3 adet dairesi olup da lojmanda oturanı bilirim. 5 - Tatil köyleri, sosyal tesisler ve kamunun elinde bulunan kamplar da ayrı bir saltanat konusu. Bu yerlere de kimlerin gidebildiği açık. Anayasa’da “sosyal devlet” diye bir tabir var. Bu tabir Anayasa’ya süs olarak mı kondu? Eğer “sosyal devlet” var ise, kamplardan, sosyal tesislerden öncelikle gariban memur yararlanır. 6 - Şu anda kamunun elinde yüzde 70’i güvenlik eğitim ve yargı mensuplarının oturduğu 237 bin lojman bulunuyor. Yine aynı şekilde 237 bin lojmandan 35 bin adedi Emniyet Teşkilatı’na, 11 bin adedi Jandarma’ya, 56 bin adedi Milli Savunma Bakanlığı’na, 6 bin adedi ise Adalet Bakanlığı’na ait... Bütün bunlar çıkarıldığında ise, satışı en kolay gözüken üst düzey bürokratların kaldığı 2-3 bin lojman devletin elinde bulunuyor. Yetkililer, “sosyal devlet” ilkesi gerekçe gösterilerek, lojmanların tasfiyesi ile ilgili bir düzenlemenin Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmemesi için kapsamın iyi belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yetkililer böyle ifade ediyor da, yukarıda açıkladık, hem lojmanlar hem de sosyal tesisler (kamplar, tatil köyleri) sosyal devlet ilkesine aykırı bir şekilde tahsis ediliyor. Bunu Cumhurbaşkanımız Sayın A. Necdet Sezer bilmiyor mu? 7 - Ayrıca bir gerçek var ki, bazı lojmanları isteseniz de satamazsınız. Niye mi? Şehir dışı kamu tesislerinin yanında yer alan ve “üretim lojmanları” olarak adlandırılan lojmanların satışı mümkün değildir.. 8 - Lojman Satışları kârlı olur mu? Yoksa burada da “peşkeş, torpil vs” hastalığımız depreşir mi? Yani lojmanlar sosyal devlet ilkesine göre satılmalıdır. 9 - Hesaplamalar lojmanların devlete olan maliyetini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Örneğin 1 milyar lira civarında net aylık alan Ankara’da görev yapan bir genel müdür yardımcısına tahsis edilen lojmanın değeri 70 milyar lirayı buluyor. Bu lojmanın satışı halinde aylık yüzde 5’den hesaplanacak faiz getirisi her ay için üç milyarın üzerinde bir değere karşılık geliyor. Bürokratlar, memurlara net aylıklarının yüzde 50’si tutarında yani 500 milyon lira konut ödeneği verilmesi durumunda, ayda sadece 1 lojmandan 2 milyar liranın üzerinde tasarruf sağlanacağına dikkat çekiliyor. İşte 9 başlık altında lojman konusunda yapılması gerekenler ortada... > Cemil Gençbey İmam atamaları neye göre yapıldı? Diyanet İşleri Başkanlığı’na; İlahiyat Fakültesi Mezunuyum. DMS’ye girdim, kazandım, atama yapılmadı. Ardından KPS’ye girdim. Onu da kazandım, yine atamam yapılmadı. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı, bir yıl içinde açıktan atama ile 4.000 imam aldı. Basında, atamanın Devlet Memurluk Sınavı’nı kazananlardan Devlet Personel Başkanlığı’nca yapılacağı açıklandı. Fakat Yetki İl Müftülüklerine verildi. İl Müftülüğü, DMS’yi kazananlar dışında başvuruyu kabul edip, kafasına göre komisyon kurup, sözlü sınav ile bazı iltimaslıları atadı. Biz hâlâ boştayız. Giresun İl Müftülüğü 2 yıl içinde 40 imam aldı. Kasım 2001 de 11 imam aldı, hiç sınav yapmadan komisyon kurmadan atadı... 07.11.2002 tarihli gazetenizde, Diyanet İşleri’nin şöyle bir açıklaması var: “1200 imam alınacak. KPS sınavını kazanan İlahiyat mezunlarından atanacak.” Bu kapsamda Giresun İl Müftülüğü 04.11.2002 tarihinde 16 kadro için sözlü sınav yaptı, 30 ilahiyat mezunu başvurdu. KPS’yi kazananlar dikkate alınmadı. Atanan 16 imamın bir kısmı KPS’yi kazanmış değil. Müftülük kendi ölçülerine göre atama yaptı. Biz hâlâ boştayız. Ortada bir oyun dönüyor. Bunun açıklanmasını istiyorum. > Kamil Kılıç Dikey Geçiş bizim de hakkımız Biz dört yıllık öğretim veren fakültelerin 3.ve 4.sınıfında iken okulu bırakan gençleriz. İlgili kanun gereği, birinci ve ikinci sınıftan dersimiz kalmadığı için “Önlisans Diploması” aldık. Bu diplomalarımızla “Dikey Geçiş Sınavı”na (DGS) girmek istiyoruz. Ancak, geçen yılki DGS başvuru kılavuzunda, bu sınava giremeyeceğimiz belirtiliyordu. Eğer bu diplomayla ön lisans mezunlarına tanınan haklardan yararlanamayacaksak, bize bu diplomalar neden verildi? Biz okuduğumuz bölümlerle ilgili mühendislik fakültelerine girip eğitim almak istiyoruz. Toplumda belirli bir konuma ulaşabilmemiz için son firsat olan bu sinava alınmamızı talep ediyoruz. Şimdiye kadar adalete - hakka uyan, firsat eşitliğini her ortamda sağlayan ÖSYM’nin bu konuda da bir düzenleme yaparak, bizim gibi yüzlerce kişinin mağduriyetini ortadan kaldıracak hassasiyeti göstereceğine inanıyoruz. > Hakan KARACA - Mustafa KAYA - Kamile ARI
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT